| Ayağı Yere Basan Tek İlerici Program; Birey Özgürlüğü |
| Yazar Emin Türksoy | |
| Cuma, 18 Mayıs 2007 | |
|
Her bireyin başkasının zorlaması altında kalmaksızın
davranabildiği, düşüncelerinin serbest seyahat edebildiği, tabu cehenneminin
duvarlarını yıktığı, ifade hürriyetinin serbest olduğu, devletin yönetilip
insanların beyinlerinin manipüle edilmediği, tek tipleştirici slogan 'aklın
yolu bir' anlayışının reddolunduğu, aklının mütemadiyen genişleyen fikir ve
fiile birey tarafından sevk edildiği, 'müşterek amaçlar' için ben kavramının
feda olunmadığı özgür yol yürekten arzudur. Özgür doğan insanı zincire vuran
zihniyetler refah sağlamayı vaat etmiştir; fakat bu iyilik yapma isteği esarete
neden olmuştur. Hal böyle olunca arzularımız kimseden iyilik beklememeye
tekabül etti.
Sistemin adı komünizm, sosyalizm, demokratik sosyalizm, muhafazakârlık veya faşizm, her ne olursa olsun, toplumu yek pare ikamesine yönelik tüm ideolojik istekleri totaliter yapı dâhilinde değerlendirmeliyiz. Tüm bu kolektivist sistemler köleliğe giden yolu parsel parsel kaplamış olan "iyilik" kalıplarıyla doldurmuştur. İktidarı korumak adına her eylemi mubah sayan kolektivistler müşterekleri azamileştirerek bireyin alanını daraltır.
Totalitarizm, siyasal ve toplumsal düşün ve eylemlilikleri meşruiyet alanının en dar olduğu, tek öznenin devlet olduğu, bir diktatörün ve partisinin sadık üyelerinin silahlı kuvvetleri kullanarak kayıtsız şartsız tam bir denetim tekelinden oluşan siyasal sistemdir. İdeolojiyi, liderliği, bireysel hakları, toplumsal rızayı, bireyselliği ve özgürlüğü yok eden tepeden inmeci bir metot ve anlamdırmaya dayanır. Tehdit, güdümleme ve öteki düşmanlığı başta gelen yeteneklerindendir."Ötekini" hiç sevmez. Sürekli öteki din, dil, ırk, sınıf ile savaşır. Köleliği gelin ederek insanları güvey girmeye zorlar. Hayek'in ifadesiyle artık bireyler bırakın devletin askeri olmayı onun köleleridir. Bireyi topluma feda eden kolektivist anlayış egoizmle ferdiyetçiliği denk saydı. Bireyin sahanlığına saygı göstermek, anlayış ve zevklerini her ne olursa olsun ferde ait olduğunu anlamak, inançları bireyin iradesine bırakmak iktidar anlayışlarına ters geldi. Totaliter anlayış her şeyi tek tipleştirmek için genellemecilik metoduyla bireyi topluma katletti. Enformasyon Çağı'nda olsak bile tedavülden kalktığını düşündüğümüz Orta Çağ zihniyetinde var olan, inançları ve fikirleri kınama ilkelliğine kolektivistler –modern kölelikçiler- devam etti. Totalitarizmin ideolojik kökleri ve köleliğe götüren yol ve işaretleri insanın devleti "cennet" haline getirmeye kalkışmasıyla oluşmuştur. Bu cennet için ferdiyetçiliği ve yanında getirdiklerini "bütün fenalıkların" kaynağı saydı. Aynı hamurun ürünü kolektivistler insan hayatına tekabülen 'omlet tarifini' tanrısal bir güçten alırcasına vahyettiler. Yine, kimyası uymayan iki olgu, teşkilat ve özgürlük, rasyonel bir plan ve proje ile ikame edilebileceğini sandılar. Totaliterlerin 'refah hayat' için hazırladıkları planlar paranoyalarla dolu. Her şeyi kamulaştıracağız anlayışı düşünce üzerinde kontrol sağlamak için apaçık bir şekilde düşüncenin ve aklın kamulaştırılmasını da kapsamaktadır. Cebimdeki parayı refahım için iktisadi planlamacılıkla manipüle eder."Yanlış bilgiler" öğrenmemi istemeyen ve terbiyem için eğitimi projelendiren, itaat etmeyi öğreten, ayrıca tartışılması "günah" ilkeler empoze eden yine kolektivist zihniyetlerdir. Sağ olsun güvenliğimi de düşündü her şeyimi düşündüğü gibi. Sözde güvenliğimi sağlamak için hayat planlamacılığına soyundu. Hayek'in de bahsettiği gibi "İnsanlar özgürlüklerini kaybettiklerinde güvenliklerini de kaybederler; çünkü insanları güvende tutan şey özgürlüklerdir". Bununla birlikte bireyi ve toplumu kurması ve düzenlemesi için ideoloji ile akıl planlamacılığına soyundu. Amacı, bir büyük aklın diğer tüm küçük akılları düşünmesini ve gelişimini planlamaktadır. Kölelik Yolu, bu var olan ideolojik sisteme ve statükoya uygun kişilerin yarattığı ve daha kötüsü insani erdemliliklerin tümünün yok edildiğini savunur. Bireyci hoşgörü, düşünceye saygı, özgür düşünce, düşünmeyi ifadede cesaret gibi erdemliliklerin yerine güç ve otoriteye saygı, hiyerarşiye sadakat, izinli ve sınırlı düşünce, başkalarının düşüncesine saygısızlık ve onu yok etme anlayışı, hak bilinci yerine görev bilinci, amaç için değil araç olma istekliliği bu sistemin ürettiği insan tipi olarak ortaya çıkar. Engel olamadığımız plancılık için son olarak, kolektivist zihniyet mutlak iktidarın mutlaka yozlaşacağını planlarına uydurmak için hukuku ideolojik bir baskı aracı olarak kullanmasıyla da gösterir. Keyfi iktidar, mutlak iktidar mahvolmaya muktedirdir. Tabulara dokunmak, onunla ilgili "yasak" olan kelimelere değinmek, inançları ve fikirleri kınama ilkelliğini gösterenlere direnmek, sansüre maruz kalmış beyinlere karşı sürekli mücadele vermek, sözlüklerden ve toplumsal hayattan silinen, yeri "biz" kelimesi tarafından doldurulan "ben" kelimesini ve kendisini keşfetmek. Ayn RAND gibi şiddetli söylersek: "Kendilerinin hürriyet aşığı olduğunu söyleyip bu gibi boş iddiaların arkasına saklanan insanlar tarafından; muhteviyatın tetkik edilmesine gerek olmadığına, prensiplerin izahına lüzum olmadığına ve hakikatlerin gözlerini kapatarak bertaraf edileceğine inanan insanlar köleliğe erişmek için yapılan planları destekleyerek suç işleniyor". Özel duvar ve dar bölmelerle belirlenmiş toplama kamplarında kana bulanmış dünyanın harabeleri arasında bulunca, pişmanlık sızlanmaları mesuliyetinden kurtulabileceklerini sanıyorlar. Korkmayın, çekinmeyin, esareti istediğinizi açıkça söyleyin. Sizin gibi başkalarının düşünmediği kelimeleri düşünüp onları kimsenin göremeyeceği bir kâğıda geçirmeyi suç saymayız. Yine de bir an için zincire vurulmuş bile olsa, o zincirleri de koparmaya muktediriz. Devlet, içimizden çıkan bir canavar, insanoğlunun tarihteki en büyük buluşu. Öyle bir canavar ki kanlı, acı ve ihtişamlı tecrübelerin olduğu tarihi meydana getirdi. İçimizden çıkan canavar gün geldi bizi yedi. Kan kokan diktatörlükler özgürlüğü elinden alınan, ezilen, canına kıyılan, işkence edilen insanlar ve hayvanları bile utandıracak ölümler... Devlet keşke olmasaydı dersek anarşist damgasını yiyebiliriz. Bu doğru da olabilir. Ama beni yemesine tahammülüm yok bu canavarın. En temel insani değer, bireyin var oluşunun gayesi, özgürlüğü, kısıtlayan en büyük tehdit olmuş devleti özgürlüğün sağlayıcısı yapmak istiyorsak yalnızca "iyilik" yapıcı olmaması yetecektir. Gölge etmesin yeter. Adalet ve ilgili düzenlemeleri yapsın. Bıraksın bizi, hürriyetimizi doya doya yaşayalım. Bırakın herkes içindeki mukaddes mabetleri korusun. Onlara rağmen kirletmeyin o mabedi ve umarım Tagore'nin duası(1) gerçekleşir. Tüm benliğimle hissediyorum ki, liberalizmin yayılması baskıcı yönetimlerin sonunu hazırlayacak; toplumları ve bireylerini engelleyen duvarlar yıkılacak; insanoğlu var olduğundan beri aradığı huzur ve mutluluğa süratle ulaşacaktır.
(1) Fikrin korkusuz olduğu ve başın dik tutulduğu yerde, Bilginin serbest ve dünyanın özel duvarlarla dar bölmelerle ayrılmadığı yerde, Sözcüklerin, doğruluğun derinliğinden meydana çıktığı yerde, Zekânın sürekli olarak genişleyen fikir ve fiile senin tarafından sevk edildiği yerde, Tanrım, sen benim memleketimi, işte bu özgürlük cennetinde uyandır. TAGORE
|
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 17 Kasım 2007 ) |