| Küresel Kriz Hakkında Mitler Ve Gerçekler (1) |
|
|
| Yazar Alper Akalın | |
| Salı, 28 Ekim 2008 | |
|
1) KRİZ NEDEN ÇIKTI ? Kriz konusunda 3H Hareketi belki de 20’ye yakın makale yayınladı. Bu yazı; artık burada savunulan şeylerin özeti niteliğinde. Zira, hala siteye gelip, bu kriz kapitalizmin krizi, serbest piyasa çöktü diye yorum yapan; ama hala kriz hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan ezberciler var. Belki de önceki yazıların derinliğini anlayamadıklarındandır ki; bu yazı dizisi, daha kolay bir formatta ve daha yalın bir dille, kriz neden çıktı ve neler yapılması gerekliydi sorularının cevabını arayacak.
İddialar Türk medyası dahil yüzeysel kanaate sahip çoğunluğunun ortak yargısı şu; “ Bankaları serbest bırakırsan olacağı buydu; serbest piyasa yine yıkımlar getirdi.” “ Zaten, serbest piyasa ne zaman acı yaşatmadı ki? ” “ Piyasaya artık devlet denetimi ve müdahalesi şart.” İlk soru: Amerika Kapitalist mi? Halbuki kazın ayağı, medyadan göründüğü gibi değil. Öncelikle şu kabul edilmelidir ki; hiçbir serbest piyasa ekonomisinde; (isterseniz ideal deyin isterseniz utopik deyin) devlet, güvenlik, adalet ve bazı sosyal harcamalar dışında para harcamaz. ABD’nin kamu harcamalarının toplam milli gelirin %40’ına ulaştığını düşündüğümüzde, ABD devletinin serbest piyasa normlarının çoktan dışına çıktığı alenen ortadadır. Bu yüzden, ABD’nin ancak görece (mesela İsveç, Danimarka gibi piyasa sosyalistlerine göre) serbest piyasa ekonomisine sahip olduğu iddia edilebilir. Bu durum aynı zamanda şuna işaret etmektedir ki; ABD şu ana kadar serbest piyasanın nimetlerinden yararlanarak birçok dünya ekonomisinin önüne geçmiştir (lütfen konuyu savaş ekonomisine bağlamayın; ben reel ekonomiden bahsediyorum). Ama aynı ABD, şu an yaşadığı başarısızlıkları, serbest piyasa ekonomi uyguluyor olmasından dolayı yaşamıyor; problemin esas kaynağı, birazdan değineceğim gibi devletin finans piyasalarını manipule etmesi. Dikkat edin; bu iddia; aynı zamanda şu iddiayı barındırmamaktadır: “Eğer, ABD serbest piyasa ekonomisi düzeninde hareket etseydi, bu kriz olmazdı”. Bu ispatlanabilir bir arguman değil. Bu veya buna benzer bir kriz, belki piyasa sisteminde de olabilir. Ama en azından şunu biliyoruz ki, bu kriz serbest piyasa ekonomisinin krizi değil, bizahati devletçiliğin krizi. Devletçiliğin Krizi, Çünkü; Devlet, para basma tekelini elinde bulunduran bir aygıt. Yani, bir matbaa ve mürekkep ile, cebimizdeki paranın değerini, kendi çıkarları uğruna değiştirebilecek bir canavar. Amerika Birleşik Devletleri, 11 Eylül 2001 sonrası başladığı işgallerle, liberal sistemde yeri olmayan büyük, hantal, eli kolu her yere uzanan devlet yapısını daha da vahşi hale getirdi. Irak ve Afganistan işgallerini finansman etmek amacıyla ABD’nin merkez bankası sayılabilecek FED, para arzını 2001 den bu yana, en muhafazakar tahminle %50’yi aşkın arttırdı. Türkiye ekonomi haberlerinde 2002’den beri bahsedilen, küresel likidite bolluğu işte FED’in bu gevşek para politikasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı. Piyasaya arz edilen bu kadar çok para, bankaların eline geçince; işi paradan para kazanmak olan bankalar, borç vermek konusunda da büyük tereddütler yaşamadılar. Ne de olsa rezervlerinde yeterince para vardı ve bu para rezervde yatarak değil, ancak başkalarına borç verilerek, bankalara kar getirebilirdi. Bu bolluğun ve rehavetin sonucu olarak finans kurumları, alt gelir düzeyine ait (subprime) müşterilerine bile kredi vermekten imtina etmedi. Müşterilerinin gelir durumunu incelemeye gerek duymayacak kadar rahat davranan bankaların aldığı bu risk, şu an ödenmeyen geri borçların açığa çıkmasıyla birlikte, gündemimize ekonomik kriz olarak geri döndü. FED’in gevşekliği, sadece para arzıyla değil faiz politikası ile de kendini belli ediyordu. Zira FED, 2001-2005 arası bankalara negatif reel faizle borç para vermekten de çekinmedi. Negatif reel faiz ne demek; borç verilen paranın tahsil edildiği zamandaki değerinin, alındığı dönemdeki değerinden daha düşük olması demek. Bir başka deyişle, yatırımcılar bedava da değil; üstüne bir de para alarak borç alıyor demek. Devlet Müdahalesinin Getirdikleri Peki serbest piyasaya bırakıldığında, hiçbir zaman negatife düşmeyecek olan bu reel faiz oranları (kim borca para verip, üstüne borçlu çıkmak ister), devletin zorlaması ve müdahalesiyle buraya gelince ne olur? Yatırımcılar (yani elinde parası bulunan bireyler), bu düşük faiz ortamında tasarruf yapmanın cazibesi kalmayacağı için, parasını bazı (reel) işlere yatırır. Fakat, bu yatırımların karlı olup olmadığını analiz etmeye gerek yoktur; zira zaten borç para vererek kar etmek imkansızdır. Para batmadıktan sonra, az karlı olmuş çok karlı olmuş bakılmaksızın yapılan bu yatırımların doğuracağı risklerin de kriz olarak geleceğini ön görmek, ekonominin ABC’sini bilen her ekonomist için çok da zor değildir. İşte böyle bir ortamda 2001-2007 yılları arasını analiz edecek olursak, bu döneme kadar ev fiyatlarının sürekli yükselmesi, bu kadar ucuz kredi ortamında, parası veya belirli bir varlığı bile olmayan kişilerin kredi kullanarak; yani borçlanarak, ev almasını teşvik etti. Kimileri evi aldı, bir süre sonra geri sattı, borcunu da ödeyerek kar etti ama belli bir süre sonra ev fiyatlarındaki bu anormal ve akıl-dışı fiyat artışları durunca, yatırımcılar irrasyonel bir yatırım yaptıklarının farkına vardı. Evlere olan talep azaldı, fiyatlar iyice düştü; kredilerle alınan evler geri satıldığında, alınan kredilerin yarısı bile ödenemeyeceği anlaşılınca, mortgage krizi patladı. Tabi ardından, verdikleri borçları tahsil edemeyen bankaların ve bu bankaların mortgage’a dayalı menkul değerlerini satan alan yatırım bankalarının zararları ardı ardına geldi. Görüldüğü gibi, devletin serbest piyasa ortamını katlettiği aktif müdahalesi, gevşek para arzı ve faiz politikaları ile belli oluyor. Bu politikalar ile, finans kurumlarını ve yatırımcılarını manipüle eden; yani yanlış yatırımlara teşvik eden bir devletin varlığı, ortaya çıkan bu krizde başrol oynamıştır. Burada serbest olan bir şey varsa, o da finans piyasaları değil, faiz belirleme ve para basma tekelini elinde bulunduran Amerikan Devleti’dir. |
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 02 Kasım 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

