Sol ve Özgürlük Yazdır E-posta

Yazan: Ercan Erensayın *, Tarih: 18-07-2007 08:40

Yayınlama yeri : Yazarlar, Ercan ERENSAYIN

http://www.dn.se/content/1/c6/20/36/41/srebrenica.jpg

“Kamu hizmeti alan ve veren farklıdır. Üniversite öğretim üyesi başörtüsü takamaz, öğrencisi takabilir.”

 

Bu sözler herhangi bir resmi tez destekçisine ait değil. Bu ülkede demokratlığından ve özgürlükçü anlayışından şüphe duyulması zor bir ismin, Baskın Oran’ın seçim kampanyasında bu cümlelere rastlamak ister istemez Türkiye’de solun özgürlükçü anlayışın neresinde durduğu konusunu yeniden düşünmemize fırsat veriyor. Ne yazık ki sol ve özgürlük kavramlarının bir arada yürümesinin aslında çok da kolay olmadığının delilini de sunuyor Oran’ın seçim kampanyasındaki cümleler.

 

Kampanyanın kamusal alana ilişkin açıklamasına yönelik söylenmesi gereken bir gerçek üzerinde durmamız lazım. Şöyle ki, özgürlük dediğimiz kavram eğer bireylerin kendi yaşam alanlarına yönelik kararlarını herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmadan alabilmeleri ve bu kararları yine herhangi bir kısıtlamayla karşılaşmadan uygulamalarını ifade ediyorsa, o zaman özgürlük parçalı değil bütünlüğü olan bir kavramdır. Eğer özgürlükten bahsediyorsanız, sadece belli bir anlayışın ya da yaşam tarzının değil birbirinden farklı tüm anlayış ve yaşam tarzlarının özgürlüğü anlaşılır bundan. Ama bütüncül bir özgürlük anlayışı yerine parçalı bir anlayışı savunuyorsanız, o zaman da sizin özgürlüğünüz sadece yetersiz kalmaz, aynı zamanda da anti-demokratik beklentileriniz olduğu anlamına da gelir.

 

Sol düşüncenin en çok atıfta bulunduğu değer halk ve bu bağlamda eşitliktir. Sol halk için, halkın yanında ve halka eşitlik ve özgürlük getireceği iddiasındadır. Solun genel anlamdaki açıklamalarına baktığınızda bunun kısmi olarak doğruluğundan bahsedebiliriz. Ama bu tek başına bize solun içinde özgürlükçü bir anlayışı barındırdığını söyleyemez. Baskın Oran’ın seçim kampanyasındaki kamu hizmeti alan ve veren arasında yapılan ayrım bizi daha fazla özgürlüğe değil daha fazla faşizme götürür. Faşizm diyorum çünkü faşist düşünce kamuya üstün bir anlam katar. Onu kutsal bir varlık olarak görür ve en önemlisi kamuda görevli olanlara bir ayrıcalık atfeder.

 

Kamu hizmeti vereni ve alanı birbirinden en fazla işlem yapan ve o işlemden faydalanan olarak ayırabilirsiniz ancak bunun dışında yaptığınız her ayrım aynı zamanda bireyleri aynı hukuk zemininde farklı kategorilere sokmakla eş değerdir. Bir öğretim üyesinin başörtülü olamayacağını söylemekle başörtülü bir bayanın öğretim üyesi olamayacağını söylemek  birbirine eşdeğerdir. Böyle bir şey bireyleri yaşam tarzları ve tercihlerini dikkate alarak onları sınıflandırmaktır. Böyle bir ifade bireysel tercihleri değersizleştirmek ve kamunun birey üzerine keyfi şekilde tahakküm kurmasına neden olacaktır. Kamu hizmeti veren kişinin başörtülü olamayacağını savunmak, başörtüsü takan bir bireyin doktor, avukat, öğretmen, mühendis olamayacağını söylemektir ki bunun adı da ayrımcılıktır. Türkiye’de her yönüyle yaşanan laik anti-laik çatışmasının sınıfsal temelleri olabileceğini sol düşüncedeki aydınlar ya görmek istemiyor ya da zaten sol düşünce söz konusu özgürlük olunca tutarsızlıklarını sergilemeyi bir marifet sayıyor.

 

Eşcinsellere özgürlük vaat eden sol, sıra başörtülülere gelince özgürlük kapısını kapatmakta maalesef. Bu anlamda da solun özgürlükle bir arada yürümesinin mümkün olmadığını bize bir kere daha anlatmış oluyor. Hayek’in sol ve faşizmin yakınlığı üzerine düşüncelerinin ise hala sapasağlam durduğunu bize bir kere daha göstermiş oluyor.

* Liberal Düşünce Topluluğu 2007 Yazı Yarışması Birincisi
   

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

 

Yorum Sayısı: 1 / 1

.

Yazan:: Atilla (Misafir) Tarih: 11-09-2008 16:51

.

Yazan:: Atilla (Misafir ) Tarih: 11-09-2008 16:51

Sağ ve Özgürlük 
 
Tayyip Erdoğan da bu konuda Baskın Oran'la aynı fikirde; yani başörtüsü konusunda kamuda hizmet alanla, hizmet veren arasında ayrım yapılması gerektiğini söylüyor. Ben televizyonda seyrettim kendisi söyledi. 
Bence başörtüsü konusunda aynı fikirdeki bu iki kişiden şanssız olanı Baskın Oran. Çünkü hem meclise giremedi, hem de iktidardaki fikirleri "özgürlükçü" addedilirken, kendisi "bizi faşizme götürmek"le suçlanıyor. 
Bu arada merak ettim, bu yazının yazıldığı tarihten sonrasına rastgelen tartışmalarda devlet memurlarına başörtüsü takma özgürlüğü tanınsın diyen siyasetçi oldu mu? Ben kimsenin asker, polis, postacı, öğretmen ve hakim için kılık kıyafet serbestisini savunduğunu duymadım da. Baskın Oran'ı malum tartışmada hiçbir siyasetçinin savunmadığı bir görüşü benimsemediği için faşistlikle suçlamak doğru mu? 
Hadi diyelim aynı fikirdeki Başbakan es geçildi, tatil yöresindeki turistlere mayo ve bikini yasağı koymak isteyen zihniyetin de faşistlikle suçlandığına tanık olmadık yani! 
Benim kişisel görüşüm ister devlet memuru, ister sıradan vatandaş olsun herkesin canının istediği şekilde giyinebilmesi gerektiği şeklinde. Ayrıca Ercan Bey'in aksine Baskın Oran'ın bu özgürlüğe engel olmayacağını da düşünüyorum. Belediye Zabıtası bikini giyebilsin dendi de Baskın Hoca itiraz mı etti? 
Ben de bikini giyen bir zabıtanın, bikini giyen bir turiste ceza kesmesini konu alan bir piyesle uygun bir yazı yarışmasına katılayım artık 2009'da...

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Yorum Sayısı: 1 / 1



Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
  Güvenlik sorusu,İki Sayının Toplamını Yazınız
ILT         XYB      
  R    I    S 4   1CN
KKM   THQ   CCK      
E      G      W   DWY
E64         6QU      
   
   



mXcomment 1.0.5 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Son Güncelleme ( Cumartesi, 17 Kasım 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
design by macroajans