Garpla Şark Arasında Sıkışan Coğrafya: KAFKASYA Yazdır E-posta
Yazar Öner Bulut   
Perşembe, 28 Ağustos 2008

Kafkasya sorununu incelemeye devam… http://www.ajanskafkas.com/uploads/Genel/putin-urdun-saray.jpg

Rusya Parlamentosu ve Federasyon Konseyi, geçtiğimiz günlerde oy birliği ile Abhazya ve Güney Osetya’nın ayrı ayrı bağımsız birer devlet olarak tanınması kararını aldı ve Devlet Başkanı Medvedev de bu kararı onayladı.

Karadağ’ın Sırbistan’dan ayrılarak ayrı bir devlet olma kararı ile Kosova’nın bağımsızlığını destekleyen Avrupa Devletleri ve ABD ise, bu sefer konu kritik bölge Kafkasya ve Gürcistan olduğu için, Güney Osetya ve Abhazya’nın bundan sonra yollarına bağımsız birer devlet olarak devam etmeleri yönündeki Rusya destekli taleplerini olumlu karşılamadılar ve Rusya’nın tanıma kararına çok sert tepkiler verdiler.

Kafkasya’nın bu iki sorunlu bölgesi tıpkı diğer sorunlu bölgeler gibi Sovyet Rusya döneminden beri yıllardır kaosun, iktidarsızlığın ve belirsizliğin hakim olduğu bölgelerdir. Burada yaşayan halklar, bölgenin Asya petrol ve doğalgaz kaynaklarının batıya ulaşma noktası olduğu için yıllar yılı daima büyük devletlerin, büyük planları arasında sıkışıp kaldı ve bir türlü huzur ve refaha ulaşamadı. Çeşitli dönemlerde soykırıma uğradılar, evlerinden edilip sürgüne gönderildiler, savaşlarda piyon olarak kullanıldılar. Ama asla söz hakkına sahip olamadılar.

Rusya’nın Tutumu Ve Sebeplerini Anlamaya Çalışmak:

Yakın tarihimizde, Rusya’nın Çeçenistan’da döktüğü kanlar halen hafızalarımızda. Halbuki Çeçenlerin istedikleri tek bir şey vardı: Kendi devletlerini kurmak ve kendi kendilerini yönetmek. Sovyet Rusya’nın egemenliği altında geçen nesiller boyunca hiçbir zaman kendilerini Rusya’ya ait hissetmediler. Onların kendilerine has kültürleri vardı, kendilerine has dinleri ve dilleri vardı. Ancak asla seslerini duyuramadılar.

Rusya’nın tarihi tutumu ve batı dünyasının (enerji hatlarının geçiş noktası olması ve yükselen değer Asya kıtasına açılan bir köprü olması nedenleriyle) bölgeye olan ilgisi yüzünden iki taraf arasında sıkışan Kafkasya’da kırmızı akan sular bir türlü durulmadı. Rusya, Çeçenistan’dan ve diğer Kafkas halklarından (İnguşetya, Kabardin&Balkar, Dağıstan, Karaçay&Çerkez)  esirgediği bağımsızlığı (sadece esirgemedi, kaba kuvvet kullanarak bastırdı), haksız ve hukuksuz bir savaşın baş aktörü olmuş olması hasebiyle, geri dönüşü olmayan bir yola girmiş olduğu için Güney Osetya ve Abhazya’ya bahşetmek zorunda kaldı.

Peki Rusya bugüne kadar neredeydi de bugün bu kararı aldı / almak zorunda kaldı?

Aslında Rusya tarihin hiçbir devrinde, Kafkasya’daki halklara, bağımsız devlet kurma hakkını vermek istememiştir. Rusya’nın tarihten getirdiği yegane amacı, Sovyet Rusya’nın dağılma sürecinde özerklik kazanan bu bölgelerin, tekrar Rusya Federasyonu topraklarına ilhak olmasını sağlamaktır. Rusya’nın Kafkas halklarına bağımsızlık tanıma isteksizliği bu önemli karara rağmen, bugün için de halen sürmektedir. Ancak gelin görün ki, Rusya bu tarihi kararından ve amacından dönmek pahasına da olsa, bölgedeki etkinliğini yitirmemek için Gürcistan’a askeri müdahalede bulunmuş ve batılı büyük aktörlere masum insanların kanlarını akıtarak “buralarda benim sözüm geçer” mesajı vermiştir. Şimdi bu mesajı devam ettirme ve güçlendirme amacıyla, istemeye istemeye de olsa Güney Osteya ve Abhazya’yı bağımsız birer devlet olarak tanıma kararı almıştır. Rusya’nın bu raddeden sonra geri adım atması düşünülemez.

Aslında Rusya, Güney Osetya’ya tanınan bağımsızlığı, Kuzey Osetya’nın da istemesinden korkmaktadır. Güney Osetya’yı Kuzey Osetya ile birleştirerek federasyon topraklarına katmak isteyen Rusya, gelişen ve engellenemeyen bir savaş sonucunda bu isteğini ikinci plana itmek zorunda kalmıştır. Bundan sonra Kuzey Osetya’nın da self-determinasyon kullanmak istemesi sürpriz olmayacaktır. Bakalım ve görelim, böyle bir talep gelmesi halinde, kendi topraklarına dahil bir özerk bölgeye Rusya bağımsızlık hakkı verecek mi?  

Rusya’nın bu kritik tampon bölgedeki halklara çok ihtiyacı var. Eğer bu bölgedeki etkinliğini de Azerbaycan ve Gürcistan’ da olduğu gibi batıya kaptırırsa, bir daha eski şaşaalı günlerine dönmesi çok zor olacak. Batı, Rusya’nın Ermenistan ile bağlantısını keserek Azeri petrol ve gazının Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşmasını sağlamaya çalışmakta ve bunun için her geçen yıl yeni adımlar atmaktadır. Bu yolla enerji piyasasında Rusya by-pass edilmeye çalışılmaktadır. Fakat Rusya enerji ticaretinde by-pass edilmeyi kabullenmemiştir ve kabullenmeyecektir. Bu nedenlerle bir yenilgi daha almayı hazmedemeyen Rusya, tüm uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak, Gürcistan’a karşı savaş ilan etmiş, tüm batılı devletlerce ve uluslararası örgütlerce Gürcistan’ın toprak bütünlüğü içerisinde varsayılan bölgelerin, bu devletler ve uluslararası örgütlerin sert tepkilerine rağmen bağımsızlıklarını tanımıştır. 

Batının Tutumu Ve Sebeplerini Anlamaya Çalışmak:

Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı imzalamak suretiyle halkların self-determinasyon haklarını kabul etmiş olan batılı büyük aktörler (ABD ve AB) bu konuda sürekli çelişkili tutum sergilemişlerdir. Batılı aktörler (devletler ve uluslararası örgütler-BM, NATO, AGİT, AB-) hemen yanı başındaki Yugoslavya’nın dağılma sürecinde gerçekleşen büyük acılar ve soykırımlara seyirci kalmışlar, Srebrenitsa’da yaşanan yakın tarihin en büyük soykırımına müdahale etmemişler ve Kuzey Kıbrıs Türklerinin yaşadığı acılara göz yummuşlardır. Ancak geçen yıllar Avrupa ve AB’nin bu bölgelerdeki, özellikle balkanlar ile eski demir perde ülkelerindeki etkinliğini daha da artırmış ve eski Rus müttefiki ülkeleri çeşitli yollarla (bağımsız devletlerin tanınması, batı yanlısı hükümetler kurulması gibi) kendi yanlarına çekmiştir.

Avrupa ve AB, bununla yetinmek istememiş ve bir sonraki adımda rotasını Kafkasya’ya çevirmiştir. Bunun sonucunda da Gürcistan’da devrim yapılarak batı yanlısı bir iktidar yönetime geçirilmiştir. Tüm bu aşamalarda Rusya daima olan bitenleri izlemiş ve yenilgiyi kabullenme görüntüsü çizmiştir.

Batının Kafkasya’ya önem atfetmesindeki sebepler ise Rusya’ya karşı doğu bloğu oluşturarak, batıdaki etkinliğini doğuda da sağlamak ve Rusya’yı kıskaca almaktır. ABD, dünya piyasasındaki enerji tekelini Rusya ile paylaşmak istemiyor. Enerji konusunda önemli bir ülke olan Azerbaycan’ı ve Gürcistan’ı yanlarına çekerek bu konuda Rusya’nın kalesine iki gol atan ABD, Rusya’nın bu sert ve kanlı atağına ise karşılık verememiştir. Gürcistan’da artık batı yanlısı Saakashvili’nin iktidarda kalması çok zor gözüküyor. Gürcü halkının, Rus savaşında kendisini yalnız bırakan batının yandaşı bir iktidarı yönetime geçirip geçirmeyeceği kuşkuludur.

Her ne kadar bu krizin iki büyük tarafı (ABD ve AB ittifakı ile Rusya) soğuk savaş yıllarına geri dönüş olmayacağını beyan etseler de, yaşanan bu sıcak savaşın ardından Kafkasya’da hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı aşikardır.

Bundan sonra ne yapılabilir? :

Yukarıda yazdığım menfi ve karamsar satırlardan sonra, aşağıda yazacağım çözüm önerileri belki çok romantik gelecektir. Ama Kafkasya problem çözülmeden, ülkemizin de bulunduğu bu coğrafyada istikrar ve huzur sağlanması zor gözüküyor. Ayrıca Avrupa Birliği, bu kadar sorunlu bir bölgeye (orta doğu ve Kafkasya) komşu olan bir ülkeyi birliğine almaya da pek yanaşmayacaktır diye düşünüyorum.

Çözüm önerisi 1.             Birleşmiş Milletler’ in olaya müdahil olarak sorunu çözmesi çok zor gözüküyor. Bu nedenle ABD ve Rusya arasında arabuluculuk rolünü oynaması gereken en önemli örgüt, Avrupa Birliği gibi duruyor. Avrupa Birliği ise bu konuda bir örgüt olarak resmi bir pozisyon takınmamış olmasına rağmen, AB’nin bazı önemli üye ülkelerinin (Almanya, İngiltere gibi), ABD’nin yanında yer alıyor olması, AB’nin Kafkasya konusunda objektif kalmasını imkansız hale getirmektedir. Eğer AB, ABD ve Rusya arasında tarafsız kalarak ciddi bir biçimde bu sorunun çözümüne eğilirse, başarı sağlama ihtimali vardır. Bu yolla da AB, Avrupa halkları nezdinde kaybettiği itibarını yeniden kazanabilir.

Çözüm önerisi 2.        Rusya, samimi davranarak, Kafkasya’daki tüm halkların (buna kendi toprak bütünlüğü içerisinde yer aldığı varsayılan halklar da dahil) bağımsız devlet kurma (self-determinasyon) taleplerini olumlu karşılamalı ve onların devletlerini tanımalıdır. Bu yolla batılı devletlerde oluşan samimiyetsizlik imajını silebilir ve batılı devletlerin ellerindeki samimiyetsizlik kozunu ortadan kaldırabilir. Aksi halde, Rusya, bu bölgedeki yaranın daha da açılmasına neden olacaktır ve oluşan büyük istikrasızlık ortamı, tüm dünyanın enerji piyasasını alt üst edecektir.

Çözüm önerisi 3.          Son çözüm önerisi, Türkiye’nin de çözüm önerisi olan “Kafkasya ittifakının” kurulması olabilir. Fakat bu fikrin hayata geçmesinde de dört büyük sorun var. Dağlık-Karabağ’da Müslüman Azerilere soykırım uygulayan Ermenistan ile Azerbaycan’ı aynı masaya oturtmak mümkün olacak mı? Eğer mümkün olmaz ise Rusya, Ermenistan’ın içerisinde yer almadığı bir “Kafkasya ittifakına” destek verecek mi? Kafkasya’daki özerk de facto yönetimlerin bu ittifaktaki rolü ne olacak? Abhazya ve Güney Osetya’nın Rusya tarafından bağımsız devlet olarak tanınmasından sonra, ABD ve AB bu ittifaka sıcak bakacak mı?

 

Son Güncelleme ( Perşembe, 28 Ağustos 2008 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki
design by macroajans