Gürcistan-Rusya Örneği Üzerinden Uluslararası Hukukta Self Determinasyon ve Kuvvet Kullanım Hakkı- 2 Yazdır E-posta
Yazar Öner Bulut   
Pazar, 24 Ağustos 2008

Uluslararası Hukukta Kuvvet Kullanımı:

Devletler tarihinde ilk dönemlerde savaş ve güç kullanımı bir hak olarakhttp://www.radikal.com.tr/veriler/2008/03/03/yor.gif görülmüş ve savaşın hukuka uygun olup olmadığı sorgulanmamıştır. Milletler Cemiyetinin kuruluşu ile birlikte savaş tamamen yasaklanmamıştır belki, fakat bazı hallerde haksız fiil olarak kabul görmüştür. Briand-Kellog ahdinin kabulü ile birlikte ise savaş, tamamen yasaklanmış bir olgu haline gelmiştir. Fakat bu ahdin evrensel düzeyde uygulanamaması nedeniyle, savaş yasağı da etkisiz kalmıştır. Bu durum ta ki BM uluslararası örgütünün kurulması ve BM antlaşmasının imzalanmasına kadar devam etmiştir. BM antlaşması ile birlikte savaş (kuvvet kullanımı), tüm beynelmilel aktörleri bağlayacak şekilde, BM Güvenlik Konseyi kararı ve meşru müdafaa halleri dışında tamamen yasaklanmıştır.

BM Antlaşmasının temel prensibi, devletlerarası ihtilafların barışçıl yollarla çözümüdür. BM Antlaşmasının hemen hemen her maddesi barışçıl yollardan bahseder. BM Antlaşmasının 6. bölümü, tamamen, uyuşmazlıkların barış yolu ile çözülmesine ayrılmıştır. Bu bölümde bulunan 33. madde aynen şöyledir: “uzaması milletlerarası barış ve güvenliğin muhafazasını tehdit edebilecek şekilde bir ihtilafta taraf olanlar, bu ihtilafın çözümünü her şeyden önce görüşme, soruşturma, arabuluculuk, uzlaşma, tahkim ve yargı yolları ile veya bölge anlaşmalarına başvurarak ya da kendilerinin tercih edeceği bir başka barışçıl çözüm yolu ile aramalıdır.”

Yani devletlerarası bir sorunun çözümü için öncelikle diplomatik yollar, yargısal yollar ve uluslararası örgütlerce çözüm yolu kullanılmalıdır. Kuvvet kullanımı, en son ve en zor düşünülmesi gereken çözüm yoludur. Ve bu çözüm yolu da ancak ve ancak meşru müdafaa hali ile BM Güvenlik Konseyi kararı halinde uygulanabilir.

Rusya Federasyonu, BM’nin kurucu üyelerinden olup, BM Güvenlik Konseyinin de daimi üyesi beş ülkesinden (diğerleri ABD, Çin, İngiltere, Fransa) birisidir. Gürcistan da 31 Haziran 1992 tarihinde BM’ye üye olmuş bir ülkedir. Bu iki ülke de BM Antlaşmasını, tüm hak ve sorumlulukları ile kabul etmiş ülkelerdir. Fakat nasıl oluyor da bu iki ülke, BM Antlaşmasını hiçe sayarak bir savaş haline girebiliyorlar.

Gürcistan’ı anlamak, en azından anlamaya çalışmak, bir nebze olsun mümkün gözüküyor. Zira Güney Osteya, bağımsızlık iddiasındaki ve fakat devletlerarası camiada devlet olarak tanınmamış ve bağımsızlık yolunda Rusya dışında destekçisi bulunmayan özerk bölgedir. Gürcistan ise BM üyesi ve NATO üye adayı bir ülke olup, Güney Osetya’nın kendi toprak bütünlüğü içerisinde olduğunu ve ayrılıkçı eylemlere karşı silahlı kuvvet kullandığını iddia etmektedir. Güney Osetya’nın self-determinasyon hakkının olmadığı varsayımından hareket edersek, Gürcistan’nın meşru müdafaadan doğan kuvvet kullanımı hakkı olduğuna belki ulaşabiliriz. Fakat burada da meşru müdafaada ölçülülük ilkesinin Gürcistan tarafından ihlal edildiği aşikardır. Yani ne olursa olsun Gürcistan’ın Güney Osetya’ya yaptığı askeri müdahale hukuken meşru temellere dayalı değildir.

Savaş haline gelinmesinde, Rusya’yı anlamak, (Gürcistan’ın NATO üyeliği adaylığı ile Kosova’nın bağımsızlığını engelleyememesi nedenleri ile) siyaseten mümkün ise de hukuken mümkün değildir. Çünkü Rusya ve Gürcistan BM üyesi iki devlet olup, birbirlerine karşı sorumlulukları ve sözleri (kuvvet kullanmama sözü) olan devletlerdir. Rusya topraklarına, Gürcistan tarafından yönelmiş, bir taciz veya saldırı bulunmamasına rağmen, Rusya’nın Gürcistan toprak bütünlüğüne müdahale etmesi ve sınırı geçerek Gürcistan’a girmesi kabul edilemez açık bir hukuk ihlalidir.

Birleşmiş Milletler:

Bosna-Hersek’te yapılan soykırıma, Kosova olayına, Çeçenistan ve Afganistan ile Irak savaşlarına ve yıllardır süre giden Filistin-İsrail savaşına seyirci kalarak, uluslararası etkinliğini zaten kaybetmiş bir örgüt haline gelen BM’nin, Güvenlik Konseyi’nin yapısı da düşünüldüğünde, Rusya’nın tek başına veto hakkı bulunması nedeniyle, bu savaşta da önleyici bir karar alamamış olması çok anormal bir durum değildir. BM, bırakın fiili önleyicilik kararını, tavsiye kararı dahi alamamıştır. Bu da göstermektedir ki BM, herhangi bir etkinliği olmayan, göstermelik bir uluslararası örgüt halini almıştır. Bu nedenle, BM’nin derhal kendini infisah etmesi ve yeni bir yapılanma ile daha güçlü bir şekilde yeniden kurulması, en başta da Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelik yapısının tamamen değiştirilmesi ve tek başına veto hakkının kaldırılması gerekmektedir. BM ve organları, demokratik ve demografik temeller üzerine inşa edilmeli, güçlü devletlerin güçsüz devletler üzerinde tahakküm kurmasına neden olan bir örgütten ziyade, güçsüz devletleri güçlü devletlerin kuvvetine karşı koruyucu bir örgüt halini almalıdır.

 

Son Güncelleme ( Perşembe, 28 Ağustos 2008 )
 

Yorumlar  

 
+1 #1 RE: Gürcistan-Rusya Örneği Üzerinden Uluslararası Hukukta Self Determinasyon ve Kuvvet Kullanım Hakkı- 2Elbruz Erdoğan 2010-05-02 09:56
''Rusya topraklarına, Gürcistan tarafından yönelmiş, bir taciz veya saldırı bulunmamasına rağmen, Rusya?nın Gürcistan toprak bütünlüğüne müdahale etmesi ve sınırı geçerek Gürcistan?a girmesi kabul edilemez açık bir hukuk ihlalidir''

Rusya topraklarına bir taciz veya saldırı bulunmaması mı?
Güney Osetya'da öldürülen 2000 sivil hakkında neden hiçbir şey yazmadınız?Sakaşvili'nin 2000 sivili hiç düşünmeden katlettiğini neden yazmadınız merak ediyorum.Güney Osetya yüzyıllardır ALANLILARINDIR.Geçmiş tarihe biraz daha bakıp incelediğinizde o toprakların sahiplerinin Osetler olduğunu göreceksiniz.

Güney Osetya'ya giren ABD ve Gürcü askerleri küçük çocuk,kadın demeksizin herkesi öldürürken dünya susarken Rusya bu işe müdahele edince Stop Russian oluyor,lütfen tarafsız olalım.

Güney Osetya hiçbir zaman Gürcü toprağı olmadı olmayacakta.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans