İktisat Teorisi Notları 2: Mises'te İktisadi Düşünce Yazdır E-posta

Yazan: Ercan Erensayın, Tarih: 29-07-2008 02:28

Yayınlama yeri : Yazarlar, Ercan ERENSAYIN

http://www.lewrockwell.com/wilson-jl/mises.jpg

Ludwig von Mises, Avusturya İktisat Okulu'nun Hayek'le beraber en önemli iktisatçısı ve düşünürüdür. Mises, iktisat teorisine ilişkin çalışmaları ile klasik liberal düşünce geleneğinin günümüze taşınmasında ayrı bir yeri olan kayda değer bir isimdir. Her ne kadar kendisi Keynesyen müdahaleci iktisat modelinin baskın düşünce olduğu bir dönemde eserlerini vermişse de; 1970 sonrası liberal ekonomi politikalarının uygulanmasında fikirleri takip edilen, hayranlık uyandıran bir iktisatçı olarak, iktisat tarihinde sağlam, ama bir o kadar da mütevazi bir yer edinmiştir. Her halükarda; liberalizm, iktisat, müdahalecilik ve bilimsel metod üzerine analizleri dolayısıyla Mises, çok özel ve üzerinde durulması gereken bir şahsiyettir.

Mises'i ve fikirlerini daha iyi tanımak için her şeyden önce, Avusturya İktisat Okulu'nun tarihine ve bu okulun iktisat teorisindeki yerine bakılmalıdır. Avusturya İktisat Okulu'nun kurucusu iktisatçı Carl Menger'dir.Menger, 1871 yılında yayınlanan "Politik İktisadın İlkeleri" isimli eseriyle, yeni bir iktisat ekolonün doğuş haberini vermiştir. Alman Tarihçi Okulu ile iktisat metodu üzerine yaptığı tartışmalarla adını duyuran Menger; Avusturya iktisadının temel çizgilerinden biri olacak, iktisat bilimi açısından ses getirecek ve sonraki iktisatçılar tarafından geliştirilecek "marjinal fayda prensibi"ni iktisat teorisine kazandırmıştır. Marjinal devrim diye de adlandırılan bu yeni prensip "subjektif değer teorisi"nin temellerinin atılmasına ciddi katkılar sağlamıştır. Avusturya İktisat Okulu'nun ilk kuşağında Menger ve onun öğrencileri olan Wieser ve Böhm-Bawerk vardır. İkinci kuşakta ise Hans Mayer ve uluslararası ilişkiler alanındaki çalışmaları ile bilinen Schumpeter ve Ludwig von Mises; üçüncü kuşakta en az Mises kadar önemli bir iktisatçı olan Hayek vardır. (1).

Yahudi asıllı bir Avusturya'lı olan Mises, Avusturya'nın, özellikle de başkent Viyana'nın ekonomik ve kültürel açıdan oldukça geliştiği ve liberal ekonomik uygulamaların bu gelişmede önemli rol oynadığı bir ortamda, 1881 yılında dünyaya gelmiştir. Hem Avusturya hem de Alman kültürü etkisindeki diğer ülkelerde sosyal, kültürel ve ekonomik canlılığın önemli temsilcileri Yahudiler'di. Franz Joseph'in liberal yönetimi altındaki Avusturya, bir anlamda altın çağını yaşıyordu. Ne yazık ki bu refah dönemi Birinci Dünya Savaşı'na gidilen yıllarda müdahalecilik ve sosyalizme yönelik artan ilgi ve destek, Franz Joseph'in ölümünün ardından gelen yönetimin illiberal ekonomik politikalar uygulaması nedenleriyle sona ermiştir. İlginç olanı bu refahın yaratılmasında dikkat çeken bir role sahip Yahudi Avusturya'lıların, ileride kendileri için de çeşitli sıkıntılar yaratacak olan illiberal politikaları desteklemeleri ve sosyalizme duydukları aşırı ilgidir. Bu yıllarda üniversite yaşamına adım atan Mises, diğer birçok Yahudi'nin aksine klasik liberal fikirlerin en önemli savunucusu olacaktır.(2)

1900 yılında Viyana'da üniversite eğitimine başlayan Mises de ilk yıllarında sol eğilimli ve devletçi idi. Yine de yaptığı okumalar ve araştırmalar neticesinde Marxizme ve Marxist solculara uzak duruyordu. 1903 yılında Menger'in "Principles" kitabını okuyan Mises, hem liberal ekonomik politikalara hem de iktisat bilimine ilgi duymaya başlamıştır. Ancak, tüm bilgi birikimi ve entellektüel zekasına karşın, Mises hem Yahudi olması ve hem de sosyalizm karşıtı olması nedenleriyle profesörlük ünvanı alamayacaktır. Yine de Mises, ilk kez olarak 1912 yılında Viyana Kız Ticaret Akademi'sinde ders vererek hocalık hayatına başlamıştır. Mises, aynı yıllarda Viyana Ticaret Odası'na danışmanlık yapmaktadır. Mises, "Para Teorisi"ne ilişkin çalışmasıyla 1913 yılında doçentlik ünvanı elde eder ve Viyana Üniversite'sinde yardımcı profesör olarak ancak ücret almadan görev yapar. (3)

Şair Virgil'in "Kötülüğe yenilme, daha da güçlü olarak karşı gel" mısralarını yaşamının felsefesi yapan Mises, dönemin egemen fikirlerine karşı koymuş, sosyalizm yerine liberalizmi, müdahalecilik yerine serbest piyasayı savunmuştur. Mises, 1922 yılında "Sosyalizm" kitabıyla büyük ses getirmiş ve Hayek gibi sola sempati duyan bir çok genç iktisatçıyı geri dönülmez bir şekilde liberalizme yönlendirmiştir. Mises, bu kitabında sosyalizme sadece mükemmel bilgiye ulaşılmaması açısından karşı çıkmak yerine; daha da can alıcı bir noktaya, sosyalist bir sistemde iktisadi hesaplamanın olanaksızlığına değinmiştir. Mises'e göre, sosyalist sistem er geç çökmeye mahkumdur. Çünkü üretim için gerekli olan en temel şeyden, üretim faktörlerinin fiyatlarından ve bu fiyatların oluştuğu bir piyasadan mahrumdur sosyalizm.(4)

Her ne kadar profesörlük yapmasa da Mises, Avusturya İktisat Okulu'nun tarihinde özel bir yeri olan seminerlerde Avusturya İktisat ekolünün bir araya gelmesini sağlamıştır. 15 günde bir Cuma günleri yapılan bu seminerlere Hayek de katılmıştır. Mises, 1920-1934 arasında devam eden bu seminerlere, Cenevre'de bir enstitüden aldığı davet nedeniyle ara verir ve 2. Dünya Savaşı'nın başlamasının ardından, zorlu bir yolculukla Amerika'ya gideceği 1940 yılına kadar burada seminer ve dersler verir. Nazi tehlikesi nedeniyle göç etmek zorunda kaldığı Amerika'da 1945-49 arasında New York Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak ders verir. Çalışmalarına ve seminerlerine ara vermeyen Mises, Avusturya İktisat Okulu'nun ve kendisinin fikirlerinin hızla kabullenmeye başladığı bir dönemde,1973 yılında, Hayek'in "Mises-Hayek Konjuktör Teorisi" ile Nobel İktisat Ödülü almasından bir yıl önce, 92 yaşında vefat eder.(5)

Mises'i önemli kılan yaşam hikayesinden ziyade onun iktisadi düşünceye yaptığı kayda değer ve oldukça tutarlı fikirleridir. Mises, kendinden önceki iktisatçıların başvurduğu metodların yerine kökleri çok eskiye dayanan ama unutulmuş bir metodu devreye sokarak çalışmalarını yapmıştır. "Eylem mantığı" anlamına gelen bu metodun adı "Praxelogy"dir. Praxelogy, özgür birey bakış açısını, dolayısıyla Avusturya iktisadının temel prensiplerinden biri olan sübjektivizmi destekler. Mises, bütün bilimsel çalışmaların metodolojik dualism, yani teori ve tarih ikiciliği ile yapılması gerektiğini savunmuştur. Buna göre, insanı ve onun eylemlerini inceleyen bilimlerle doğayı ve doğa olaylarını inceleyen bilimler bir tutulamaz. İnsanı yani bireyi, taşları ve atomları ya da gezgenleri vs. incelediğimiz gibi inceleyemez, değerlendiremeyiz.Sosyal bilimler, kendi içinde teori ve tarih diye iki kategoride ele alınmalıdır. Tarih, Mises'e göre, neden- sonuç ilkesi bağlamında olayları zaman ve mekana bağlı kalarak anlatır, yani a posteriori olanı, deney ortamında tekrarlanması mümkün olmayanı anlatır. Tarihe bakarak teorileri test edemeyiz, zira ikisi birbirinden ayrı iki kategoridirler.(6)

Mises'e göre, iktisat teorisinin işlevi kişisel değer yargılarının altında yatan psikolojik faktörlerini incelemek olamaz. İktisat teorisi aslında, insanın yani bireyin davranışlarını mantık kalıplarıyla açıklamak için vardır. Mises'in iktisat teorisi analizleri, praxeologiye, yani eylem mantığına, yani davranış mantığına dayanır. Mises'e göre, praxeology, matematik ve mantıkla eş "statüde"dir. Praxeology, insan davranışının mantığını incelediğinden araç-amaç ilişkisine dayanır ve zaman boyutunu da içerdiğinden matematik ve mantıktan ayrılır. Zira matematik ve mantık, zaman  içermez. Amaç-araç ilişkisinin bir özelliği zamansa, diğeri de nedensellik ilkesi, insan davranışı açısından sebep-sonuç ilişkisinin zorunluluğudur.İktisat teorisi, Mises'e göre, a priori yani herkesçe doğruluğu kolayca kavranılan düzeydedir. Ancak, burada ele alan araç-amaç ilişkisidir, amaç ya da aracın ne olması gerektiği değildir. A priori olarak, yani önceden bilinen tek şey, bireyin karar verirken kendisi için en uygun amacı ve en rasyonel araçları seçeceğidir. Bunun dışında kalanlar ise sübjektiftir, yani herkese göre değişen amaç ve araçlar vardır. Marjinal fayda ilkesi gereği değerler, yalnızca bireysel tercihler sonucunda belirlenir. (7)

Mises, bireyin amacı her zaman için "memnuniyetsizliğin giderilmesi" ya da "tatmin sağlamak"tır, görüşündedir. Bu aksiyomun, önermenin çıkardığı sonuç bundan ibarettir, bunun dışında neyin asıl amaç olması gerektiği ya da hangi aracın bu amacı gerçekleştirmek için gerekli, anlamlı, rasyonel olduğu tamamen bireyin kişisel bakışına göre değişir. Bir şeyin rasyonel ya da irrasyonel olması tamamen bireyseldir, görecelidir. Bununla ilgili kesin ve herkesi bağlayıcı bir açıklama yapamayız. "Aktörlerin 'rasyonelliği' kendilerini rasyonel hissetmelerinden ibarettir." Bir eylemin bizim değer yargılarımız, kişisel zevklerimiz ve tercihlerimize ters düşmesi, onu irrasyonel yapmaz. Yani, Mises'e göre "insan davranışı", a priori, "tanım gereği rasyoneldir".(8)

Avusturya Okulu'nun kurucusu Menger, marjinal fayda teorisinde, ekonomik mal ve hizmetlerin değerlerinin belirleyicisinin bireylerin yaptığı tercih sıralamaları olduğunu açıklar. Değer, sübjektif değerlendirmelerin bir sonucudur her şeyden önce. Avusturya Okulu'nun değer teorisinin merkezinde birey vardır, metodolojik bireycilik anlayışı vardır. Bir malın değerli ya da değersiz olması onun parasal miktar açıklaması değil, bireyin o mala ilişkin sübjektif açıklamasıdır. X malını Y malından değeri kılan, A kişisinin X'i tercih ederek yaptığı iktisat davranışıdır.Mises'e göre iktisatçılar, insan davranışlarını göz ardı ederek, "mekanik" bir şekilde, amaç-araç ve nedensellik ilişkilerini tanımaksızın, ekonomiyi açıklamaya çalışırlar. (9)

Mises'in önemli çalışmaları arasında para teorisi ve iktisadi hesaplama sorunundan bahsedelim şimdi de (Mises'in Hayek'le beraber geliştirdiği Konjöktur Teorisi'nden başka bir yazımızda bahsedeceğiz). Mises'e göre, Makroiktisat'ın "Milli Gelir" ya da "Fiyatlar Genel Düzeyi" gibi kavramları "insan davranışlarından kopuktur". Aslında, Mises, para teorisinin merkezine, değer ve fiyat teorisinde olduğu gibi marjinalist analizi ve sübjektivizm prensibini koyar. Keynesyen iktisadi düşüncenin aksine, para arzındaki artışın sorunları çözmek bir yana, daha fazla sorun yarattığını savunan Mises; para arzındaki bir artışın, paranın satın alma gücünü azalttığını ve "nispi gelir ve fiyatları" (fiyatlar genel düzeyini değil) değiştirdiğini ortaya koymuştur. Mises'e ve elbette Avusturya ekolüne göre, bir paranın gerçekten anlam ifade edebilmesi için mal-para olması gerekir. Avusturyalılar, altın ve gümüş gibi aynı zamanda mal değeri olan değerli madenleri tercih ederler.Böyle bir durumda, para aynı zamanda mal olduğunda, devlet müdahalesine daha az olanak tanınmış olur.(10)

İktisadi hesaplama sorununa gelince, Mises, iktisadi hesaplamanın ancak üretim faktörlerinin özel mülkiyet sistemine bağlı olduğu bir ekonomide belirlenebileceğini; özel mülkiyetin olmadığı yerde ise bunun olanaksız olduğunu savunur. İktisadi hesaplama yapabilmek için, bireylerin tüketim mallarını değerlendirme olanağına sahip olmaları şarttır, eğer bu mümkün değilse hesaplama yapmanın da bir anlamı olmayacaktır. Bir ekonomide etkin kaynak dağılımı, faktör piyasalarına bağlıdır. Faktör piyasaları, üreticilerin "maliyet hesapları ve proje karşılaştırmaları"  yapmasına olanak sağlar (11); dolayısıyla, faktör piyasalarının olmadığı bir ekonomide, hesaplama ve karşılaştırma da yapılamaz. Bu tür bir hesaplama yapılamadığı için de ekonomide verimlilik ve etkinlik sağlanamayacak; ekonomi kaosa sürüklenecektir ve nihayetinde de Sovyetler Birliği'nde olduğu gibi çözülme yaşanacaktır.

 

NOTLAR

 

1.Turan Yay, "Avusturya İktisat Okulu'nun Tarihsel Gelişimi ve Metodololisi", Piyasa, 2004, Say :11, ss.2-7.

 

2. Mises döneminde Viyana hakkında ayrıntılı bilgiler için lütfen bakınız: A. Gülçin İmre, "Avusturya Okulu İçinde Ludwig von Mises ve İktisadi Düşünceye Katkısı", Doktora Tezi, İstanbul 2006, ss.13-32.

 

3. a.g.e, ss. 32-45.

 

4. a.g.e, ss. 40-48.

 

5. a.g.e, ss. 48-60.

 

6. a.g.e, ss. 69-75.

 

7. a.g.e, ss. 69-82.

 

8. a.g.e, ss. 78-85.

 

9. a.g.e, ss. 87-98.

 

10. a.g.e, ss. 100-112.

 

11. a.g.e, ss. 122-126.

 

   

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

 

Yorum Sayısı: 31 / 31

ABD de devletçilik başladı..

Yazan:: yiğit (Misafir) Tarih: 16-09-2008 20:01

ABD de devletçilik başladı..

Yazan:: yiğit (Misafir ) Tarih: 16-09-2008 20:01

Liberalistler..  
Haberiniz varmı??  
ABD de devlet bu son mortage krizinden dolayı 2 tane bankaya el koyma kararı aldı..  
Ne oldu ya??  
Hani devletçilik tu kakaydı??  
Zorda kalınca en liberal ülke bile nasılda devletçi oluyormuş dimi ama??  
Liberalizm daima krize girer ve onu kurtaranda daima devletçilik olur..  
1929 daki krizdede böleydi.. 
Şimdikindede böyle..

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

3H Sitesi Güncellemelere Devam Edecek

Yazan:: Alper Akalın (Misafir) Tarih: 09-08-2008 07:31

3H Sitesi Güncellemelere Devam Edecek

Yazan:: Alper Akalın (Misafir ) Tarih: 09-08-2008 07:31

Arkadaşlar; 
 
10 gün boyunca internet ve bilgisayarın olmadığı bir tatil yaptım.. bu süre zarfında site biraz daha az sıklıkla güncellendi, yorumlarınız biraz daha geç yayınlandı.. bu süre zarfında site ile ilgilenen doganşaha teşekkürlerimi iletiyrum.. 
 
tatilim bitti, yeniden iş ve 3h başındayım.. her gün güncellenen yazılarla yine karşınızda olacağız.. yorumlarınız daha sıklıkla yayınlanacak.. 
 
ercanın yazısı avusturya iktisadina guzel bir giriş olmış.. ben de şahsen ve literatur kampanası çerçevesinde yaptığımız çevirilerle avusturya iktisadı ve ekonomik ozgurlukler konusuna 3h olarak daha cok egileceğiz.. 
 
öner beyin yorumlarında da çok haklı tespitler var.. ama sorn biraz dunyanın refah devleti sevdasından kaynaklanıyor gibime geliyor.. dünyadaki bu karma ekonomi kafasının bir yuzyıl daha gitmeyecegi kanısında olan ben, en azından sistemi olabildiğince piyasaya yakın tutmalıyız diye dusunuyorum.. pure piyasa biraz hayal gibi gozukuoyor en haklı ve ahlaki sistem de olsa.. 
 
Sevgiler 
 
Alper Akalın

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Hangi ekonomi?

Yazan:: emin aktimur (Misafir) Tarih: 07-08-2008 19:20

Hangi ekonomi?

Yazan:: emin aktimur (Misafir ) Tarih: 07-08-2008 19:20

Sayın Ersayın'ın yazısını merakla bekliyorum. 
Çünkü Sayın Bulut'un sıraladığı gerekçelere paralel düşünüyorum..

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Devlet ekonomisi...

Yazan:: Öner BULUT (Misafir) Tarih: 06-08-2008 02:54

Devlet ekonomisi...

Yazan:: Öner BULUT (Misafir ) Tarih: 06-08-2008 02:54

"Türkiye de bu doğrultuda 80 sonnrasında liberal reformlar uygulamıştır. Bu reformların bugünkü hükümet tarafından da uygulandığını görüyoruz." diye bir yorum getirmiş Ercan Bey. Bu fikre katılamıyorum. Bugün için Türkiye' de tam anlamıyla liberal ekonomik politikalar uygulandığını düşünmüyorum. 
 
1. Türkiye'de uzun yıllardır özel sektörün inisiyatifinde olan inşaat ve konut sektörü, son bir kaç yıldır tamamen devlet kontrolüne geçmiştir. Hükümetin sosyal devlet ilkesi gereği görerek uyguladığı toplu konut edindirme politikası nedeniyle inşaat sektöründe özel teşebbüs tamamen bitme noktasına gelmiştir. Türkiye' de inşaat sektörü can çekişmektedir. Çevremize baktığımızda yapılan yeni binalar ve bir türlü satılamayan konutlar görmekteyiz. Özellikle çok ortaklı ve büyük sermayeli olmayan inşaat firmaları birer birer kapanmakta ve sektörden el çekmektedir. Bu firmaların ekonomik gücü yeterli olmadığı için TOKİ' nin ihalelerine de girememektedir. Zaten Türkiye'de yapılan ihalelerin objektiviteleri de kuşku uyandırmaktadır. 
 
2. Bazı tarım ürünleri devletin KİT denilen kuruluşları tarafından alınarak tekel oluşturulmakta ve piyasaya sürülmektedir. Bu nedenle bu ürünlerin fiyatlarını piyasa şartları değil tamamen devlet belirlemektedir. Ör: Şeker (Konyaşeker firması her ne kadar özel bir şirket gibi gözükse de devlet destekli bir şirket olup şeker piyasasında tekel konumundadır ve Türkiye'de şeker kamışı ithalatının yasak olması nedeniyle piyasaya farklı firmaların girişi dolaylı yoldan engellenmektedir), fındık (geçen senelerde biraz da fazla yaygaralı olarak gün yüzüne çıkan fındık alımları sorununu, hiç de üzerine vazife olmamasına rağmen devlet araya girerek çözmüş ve Fiskobirlik tarafından alınmayan fındıkları TMO alarak piyasa ekonomisine müdahale etmiştir). 
 
3. Enerji piyasası: Şu an Türkiye'de enerji piyasası da devletin kontrolü ve güdümündedir. Enerji fiyatları piyasa ekonomisi içerisinde, kendi mecrasında oluşmamakta, tamamen devlet tarafından belirlenmektedir. Enerji piyasasını elinde bulunduran devlet bu yolla elde ettiği gelirleri, yine enerji yatırımlarına harcamadığı için Türkiye' de şu an bir enerji üretim krizi vardır. Enerji piyasasına özel sektörün girmesi halinde, hem enerji sektörüne yapılan yatırımlar artacak hem de enerjiden elde edilen gelir yine enerji sektörüne harcanacaktır. Bu yolla enerji üretim krizi aşılabilecek ve birden fazla firmanın bu piyasaya girmesi halinde enerji fiyatlarının düşmesi kaçınılmaz hale gelecektir. Ve firmalar farklı enerji kaynaklarına yönelecektir. 
 
4. İletişim sektörü: Mobil ileitişimdeki piyasa rekabeti ve bu rekabet sonucu oluşan düşük fiyatlandırmalar, maalesef Telekom şirketinin tekel konumunda olması nedeniyle sabit iletişimde uygulanamamaktadır. Tüketiciye alternatif sunulmaması ve halen var olan %18 KDV ve %15 ÖİV nedenleriyle de sabit iletişim, mobil iletişimden daha pahalıdır. Bu sorunun çözümü de gayet basittir aslında. Devletin dolaylı vergilerden feragat etmesi (bu yolla iletişim sektörüne müdahale de asgari düzeye inecektir) ve piyasaya daha fazla şirketin girişinin sağlanması gerekmektedir. 
 
Aslında liste daha da fazla uzatılabilir. Yani Türkiye'de devletin iktisadi hayata müdahalesi halen üst seviyelerde olup, bu müdahalenin mümkün olan en asgari düzeylere çekileceği konusunda da kuşkuluyum.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

mises'ten kürt sorununa.....

Yazan:: ercanerensayin (Misafir) Tarih: 05-08-2008 12:32

mises'ten kürt sorununa.....

Yazan:: ercanerensayin (Misafir ) Tarih: 05-08-2008 12:32

mises'ten kürt sorununa nasıl geldik yahu bir türlü anlayamadım?... 
 
buradaki fikirler bana çok dağınık geldi...  
 
bu yüzden bir önerim var.... editörümüz de uygun görürse kürt sorunu ile ilgili yazan arkadaşlarımız fikirlerini yazı formatında derli toplu bir şekilde yazsınlar ve yayınlayalım, böylece birimizi daha iyi anlamış oluruz, hem de liberal bir kürt olarak yorum kısmında yanlış anlaşılmadan ben de bir iki yazıyla bu konuda bir iki katkıda bulunayım diyorum... 
 
öte taraftan biraz da mises tartışalım.... 
 
ilk yorum yazan emin aktimur bu teorik açıklamaların pratik bir boyutu olup olmadığını sormuş, mises'in para teorisi ile ilgili yazacağım bir sonraki yazıda bunlara bazı cavaplar bulmayı umuyorum... şimdiden bir iki cümle söyleyeyim. mises müdahalecilik karşıtı fikirleriyle günümüz iktisat politikalarının mimarı olmuştur. 1970'den sonra Keynes'ci devlet müdahalesi politikalar bırakılmış ve Türkiye de bu doğrultuda 80 sonnrasında liberal reformlar uygulamıştır. bu reformların bugünkü hükümet tarafından da uygulandığını görüyoruz. 60'lar ve 70'lerin planlı iktisat politikalarının sorunlu ortamıyla bugünün refah ortamını karşılaştırmak bile mises'in değerini onaylamamız için yeter de artar...

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

yapılan meşru mu soru bu?

Yazan:: afşar (Misafir) Tarih: 04-08-2008 20:39

yapılan meşru mu soru bu?

Yazan:: afşar (Misafir ) Tarih: 04-08-2008 20:39

kardeşceğizim, 
 
kürt'lere yaptıkalrımız, güngören'e bomba konulmaısn haklılaştıracak kadar şiddetli midir? bir tek bunu cevabını ver yeter. 
 
peki birileri, "ben kürt'üm senin kardeşin değilim! senbenim ülkemde işgalcisin!" diyerek kapınabomba bıraksa, kendiliğinden artık her "kürt olduğunu" söyleyenden ürkmez misin?  
 
burada ürken mi kabahatlidir? 
 
ayrılıkçı harakete karşı kürt toplumunda güçlü bir muhalefet var mıdır? yoksa kürt toplumu ayrılıkçı şiddetin sopasından bir şekidle yararlanmaya mı çalışmakta? 
 
kürt'lere ev vermek istemeyenler, pazarlarda kendilerine saygısızlık eden, mafyalaşan ( ki bunu ben bizzat gördüm), şehrin ana caddelerinde pkk çaputu sallayan, araba yakan adamları gördüğünde sence ne hisseder? 
 
"bizim kabahatimiz yok!" demiyorum elbette var! iyi de bu, şehirlerde kendi gettolarını kurup o gettolarda türk adına karşı kini ve nefreti bileyen insanların yaptıklarının suç olduğu gerçeğini değiştirmiyor ki. 
 
etnisite demek,kültürel ve ırksal olarak heterojenleşememiş, sayıca az ve farklı topluluk demektir. bu yüzden etnisite, millet gibi heterojen ve soyut bir kimlikle birbirine bağlanmış büyük bir toplumun yanında daima kendini ezik hisseder.çünkü milletin içerdiği kültürel heterojenitenin zenginliği onda yoktur. milletin heterojenitesi onun kültürel gücüdür, onun dinamizmidir. onun hayata karşı verdiği cevapların çeşitliliği, aşama sevincidir. 
 
bir kere milleti ırkçı kökenli Avrupa kaynaklarından ezberle tanıdığımızdan bu laflarımın bir kulağından girip diğerinden çıkacağından adım gibi eminim ama ne yapayım? 
 
etnisite ise tarihte gerek nüfus, gerek ırksal gerkse kültürel anlamda genişlemeden, karışmadan kalmış kapalı bir toplum olduğundan, hayata karçı verdiği cevaplar takımı açısından daha fakirdir ve bu yüzden büyük topluma karşı sürekli bir kıskançlık yaşar. bu kıskançlığı da kendi farklılığın öne sürerek ifade eder. ayrıca bu farklılığı somutolarak delillendirmek için de sürekli ırka vurgu yapar. meselâ çerkezler sürekli ari bir ırk olmakla övünür. 
 
burada türk olmanın anlamı nedir?türk olmanın türklüğü kabul emtke ve o heterojen kültürn bir parçası olmak dışında bir anlamı yoktur. türklüğe ırki bir köken aramak hem çok saçmadır hem de bunun için artık çok geçtir. çünkü tarih boyunca türk kimliği içine sayısız kavimler dahil olmuştur. çorumlular genetik olarak hititmiş! şimdi tutup da bir çorumluya "sen türk değilmişsin bak genlerin hititmiş!" desen, ülkü ocaklıysa seni döver, değilse " de get işine hemşerim, manyak mın ne?" der geçer.  
 
bu yüzden siyasal kürtçülerin "biz kardeş değiliz! biz farklıyız, ırklarımız ayrı!" falan gibi lafları etnisiteyle milleti kıyaslamak cehaletinden gayrısı değildir. 
 
bu kürt'leri küçümsemek veya dışlamak değildir. bu, yanlış sosyoloji üzerinde kurulan etnik kindarlığın kökenlerini teşhis etmektir. 
 
ev kiralanmayan kürt'ler olduğun ben de biliyorum ama türk'lere kin duyup da toplumdankendini soyutlayan kürt'ler olduğunu da bilyorum, sence bunalrın hiç mi sorumluluğu yok? ama biri "kürtler de sorumlu!" dedi mi derhal ırkçı diye yaftalanıyor, el insaf ama. bir de buradaki yorumalrın hiçbirinde sosyolojiden vs bahsedilmiyor, "sorun var çözelim!", olur, çözelim de çözüm için felsefi , sosyolojik kerterizlerimiz ne olacak? 
etnik ayrılıkçılığın sürkli kullandığı ırki farklılık vs söylemleri cevaplanmayacak mı? bunlar cevaplanmaksızın çözüm üretilebilir mi? 
 
çok özür diliyorum ama iktisada verilen ağırlığın sosyolojiye ve tarihe verilmediğini, bu konuların sığ kahve muhabbetindne ileri gitmediğini, konuyla ilgili olarak hayek gibi bir dahiden bile yararlanılmadığını görmek beni üzdü.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

afsar abi her yazımda belirttim!

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir) Tarih: 04-08-2008 20:04

afsar abi her yazımda belirttim!

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir ) Tarih: 04-08-2008 20:04

"Ben kesinlikle pkk ve sözde kürdistan olayına karşıyım. Kan dökmenin haklı bir tarafı olamaz, zaten pkk bu konuda çok haksız bir konumda bana göre" görüyorsun ki ne olursa olsun bu onların yaptığı seyi haklı kılmayacağını belirtmiştim.  
 
Ama onların yaptığı bu canilik de bizim yaptıklarımızı haklı duruma sokmaz. Şunu kabul etmeliyiz pkk durup dururken kurulmadı ya da destek verilmedi. Bunda kürtlerin suçu olduğu kadar türklerin de suçu var. Önce bunu kabul etmeliyiz. 
 
Ayrıca "en iyi kürt ölü kürttür" diye biz lisede koridorlarda gezmiştik. Peki neden böyle bir kanıya varmıştık acaba. Heralde kendi kendimize düşünmedik bunu. Maalesef hala kürt olduğu için kiraya ev verilmeyen insan var. Benim yakın akrabalarım bile kürtlerden adam olmaz diye düşünüyor. Bu konuda hayır böyle birşey yok diyemezsin çünkü kendi gözlerimle hem gördüm hem de yaşadım bu olayları. 
 
Ayrıca benim de senin de haydar abinin de amacı pkk sorununu çözmek. Senden farklı bir çözüm düşüncemizin olması bizim ülkemizi, ölen atalarımızı sevmediğimiz türklük adını dünya üzerinden silmek istediğimiz anlamına gelmez. Hepimizin amacı Türkiye nin daha ileriye daha az zararla ilerlemesi!.. 
 
Ayrıca kimsenin birşey kazandığı yok, hep kendi düşüncelerimizi karşımızdakine dayatmaya çalışıyoruz. Tartışma manasız yerlere gitti bana göre burada kesmemiz en iyisi olur!.. 
 
Son olarak da biraz zaman geçtikten sonra alttaki toplama işleminin sayılarının değiştiğini ama görüntüsünün değişmediğini kesin olarak anladım. Eğer yorum yazma süresi uzadıysa yorumunuzu copy-paste yapmanızı öneririm

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

önyargı metanol gibidir kör eder

Yazan:: afşar (Misafir) Tarih: 04-08-2008 18:24

önyargı metanol gibidir kör eder

Yazan:: afşar (Misafir ) Tarih: 04-08-2008 18:24

doğanşah kardeşimize sorayım 
 
okuma yazmanız var mı güzel kardeşim? 
var ise: 
 
isterlerse kendi okullarını kendi paraları ile açarlar, buna kimse bir şey demez. ama zaten mesele bu değildir. ilaç, sağlık, emniyet, enerji ve alt yapı hizmetleri türkiyenin vergileriyle neredeyse bedava karşılanırken hala türk adına duydukları kini silahla ifade eden adamların taleplerini meşru şeylermiş gibi ele alamam, kusura bakmayın. istanbul'da kurtarılmış mahallerind eyaşayarak, araba yakabilen, polise saldırabilen, bunun yanısıra hamal mafyasından taksici mafyasına kadar her tür karteli kurabilen, resmi dairelerde hemşehricilik yapıp kadrolaşabilen, milletekili seçilirken aşiretçiliği sonuna kadar sömürebilen adamlar bir de ellerine silah alıp "hak talebinde" bulunurlarsa, silahla ne yapılacağını, devletin güvenlik güçleri onlara öğretir.  
 
bu satırları okudunuz mu? okudunuzsa ne anladınız? istanbul'da polis etnik kimliği farklı vatandaşlarımızı diğerleri gibi korumuyor mu?  
 
doğu'da PKK'nın bütün yalan ve tahrikleriyle oluşan aşılama direncini can siperane bir şekilde çalışarak kıran ve doğum tetanozunun önünü kesen insanlara hakaret ettiğinizin fakında mısınız? 
 
PKK'nın ölüm tehditlerine rağmen bölgede cansiperane şekilde istiklal marşı okutup okul çalıştıran öğretmenlerimize işgalci gözüyle baktığınızı fark edebiliyor musunuz? 
 
peki bin küsur yıl evvel bu topraklara mezar taşlarını dikip bize miras bırakan atalarımızn hatırasını,yok saydığınızın farkında mısınız? 
 
peki sizce PKK'nın niyeti kürtçe eğitim ve tiyatrodan mı ibaret? yoksa kuzey ırak petrolü ve iki büyük nehrimizin su rezervlerinin üstüne oturacak sözüm ona bağımsız bir devlet mi? 
sizce doğu ve güneydoğu üzerinde memleketin kahir ekseriyetini oluşturan "türk" kimliğinin hiç bir hakkı yok mu? sırf birileri etnik kompleksleriyle silaha sarıldı da bize kızdı diye kendimizi bu vatanda işgalci mi kabul edeceğiz? 
 
ben de haydar bey'e hodri meydan diyorum. işte silahlı ayrılıkçılarınız işte kahraman türk ordusu ve polisi! silahla mı çözmek istiyordunuz? herkese istediği çözüm, bakalım türk adını bu memleketten silebiliyor musunuz?

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

ben mi anlatamıyorum?

Yazan:: afşar (Misafir) Tarih: 04-08-2008 18:09

ben mi anlatamıyorum?

Yazan:: afşar (Misafir ) Tarih: 04-08-2008 18:09

bizim yaptığımız hatalar, çocuk öldürmeğe, öğretmen öldürmeğe meşruiyet mi kazandırıyor? çok basit bir soruyu belki elli defa sordum. 
 
"bizim hatamız yok mu?" olabilir, yani bu hatalar yapılınca güngören'e bomba bırakılıp çor çocuk katledilebiliyor ve biz de " eh ne yapalım kendimiz ettik kendimiz bulduk" diyeceğiz öyle mi?  
 
kimse "en iyi kürt ölü kürttür" falan demiyor, siz hangi toplumda yaşıyorsunuz Allah aşkınıza? 
 
hangi mahallede komşular birbirleriyle etnik kimliklerine göre ilişki kuruyor? böyle bir şey türk toplumsal yaşantısında büyük ayıp sayılır! 
 
hayali bir etnik düşmanlık kuruyorsunuz kafanızdan sonra durmadan adı türk olan herkesi lanetleyip duruyorsunuz. " acaba gerçekten etnik farklılıklara karşı sosyal bir düşmanlığı mı arzuluyorsunuz?" diye düşünüyorum artık. 
 
kimsenin sokaktaki adama ırkını, dilini sorduğu, bundan dolayı onu kınadığı, onu işe almadığı, komşuluk etmediği falan yok! olmamalı da zaten!  
 
zorla kaşıyorsunuz düşmanlığı kini! 
 
eline silah alıp da asker öldüren adamları ne yapalım ya? bu adamlara hak ettiğini vermek kürt'leri dışlamak mı? sizin mantığınız bu kadar mı çalışıyor? eğer böyle düşünüyorsanız asıl siz bütün kürtleri pkklı kabul ettiğinizi göremiyorsunuz demektir ki bu da siz farkında olmasanız bile PKK'ya karşı olan kürt'lere bühtan etmektir. 
 
cinsiyetini durmadan vurgulayan haydar bey hangi "akılcı çözümü" önermiş acaba? 
 
yapmadığımız bir ötekileştirme, soykırım vs işini kabul edip vatanın bir bölümünde işgalci olduğumuzu kabul edip vatanın bir bölümünnün kaderini " kürt halkının üç lideri vardır biri apo, biri barzani amca diğeri talabani amca" diyen pkk maşalarının keyfine bırakıorsak "akılcı" bir çözüm olur mu? 
 
kürt ayrılıkçılığı silahı elinde tuttuğu müddetçe silahla yok edilmek tercihini de kabul etmiş demektir. silahlı ayrılıkla meşru devlet gücünü bir saymak da alçaklıktır! 
 
meşru devlet gücünü istismar eden her kimse o da suçludur ama bu suçu bütün güvenlik güçlerine yıkmak da alçaklıktır! 
 
ELİNDE SİLAHLA BENİ İŞGALCİ OLARAK KABUL EDİP ÖLDÜRMEK İSTEYEN BİRİNİ MEŞRU MU KABUL ETMELİYİM? soru bu! anlaması neden bu kadar zor?

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

aslında ne yazık ki öyle değil!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir) Tarih: 04-08-2008 17:31

aslında ne yazık ki öyle değil!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir ) Tarih: 04-08-2008 17:31

Yani sana göre pkk'nın bütün elemanları ölmeden ya da yakalanmadan (silah bırakma ihtimalleri ya da desteklerinin kesilmesi mümkün gözükmüyor çatışmaya devam edersek) barış hakkında diyaloglar başlatılamaz. Bu dediğinin kısaltılmışı: pkk sorunu sonsuza kadar sürmeli... Keşke sonu olan birşey olsaydı da su pkk dediklerini kabul etseydim!.. 
 
Ayrıca benim anlamadığım ben kabul ediyorum pkk'nın terörist olduğunu hiçbir şekilde haklı olmadıklarını ama sen hiç bizim hatalarımızdan bahsetmiyorsun. Ordu biz ve onlar diye ayırıyor, devlet kürt deyince irkiliyor, halk "en iyi kürt ölü kürttür" diyor. Ama sen sanki bizim suçumuz yokmuş gibi davranıyorsun. Bana göre pkk'yı destekleyen adamla en iyi kürt ölü kürttür diyen adam arasında fark yoktur. Lütfen pkk'ya olan hırsını bütün bir ırktan çıkarma.  
 
Ayrıca lütfen tartısma konusunu kişileştirme çünkü bence haydar abi daha çok işi akılla çözmeye sense intikam mantığıyla hareket ediyorsun. Bizim düşünmemiz gereken nasıl gündoğanı patlatanları öldürürüz değil, nasıl bu bombaların susmasını sağlarız olmalı. pkklıların öldürülmesi orada yakını ölen insanların acısını dindirdiğini sanmıyorum!.. 
 
Ayrıca sanırım eğer yorum yazarken uzun süre beklersek sayılar değişiyor ama görüntü de çıkmıyor. Uzun yorum yazarken copy-paste yapmaya dikkat edersek bu sorunun bir daha yaşanacağını sanmıyorum!..

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

ne yazık ki öyle

Yazan:: afaşr (Misafir) Tarih: 04-08-2008 16:17

ne yazık ki öyle

Yazan:: afaşr (Misafir ) Tarih: 04-08-2008 16:17

sebebini bilmiyorum ama öyle. daha bu sabah haydar bet'in sözlerini uzun uzun cevapladım ama sistemde hala görünmüyor. 
 
elbette hüsn-ü zanna dayanarak işçimdeki komplocu sese aldırmıyor ve etnik ayrılıkçılığın, entellektüel vicdanlarca kayırıldığı düşüncesini bir yana bırakıyorum. 
 
kısaca şunu söyleyeyim. haydar bey sosyolojiden habersiz. hukukla ilgili bir nosyonu yok. 
 
milletin, kavmin ne olduğunu bilmediği gibi zor kullanmanın meşruişyeti ve sınırları ile ilgili de bir bilgisi yok. dolayısıyla "kürtlere anadilde balık yetiştirmek hakkı " falan gibi şeyler söylerken, eline silah alan admaları haklı çıkardığını gözleyemediğini de fark edemiyor. 
 
ahmet türk veya bilmemkim adına bir kürt üniversitesi açılsa pkk silah bırakacak mı sanıyor acaba? 
 
her etnik grubun kendi dilinde eğitim yapma talebini devlet karşılamalı mı? 
 
resmi dil bir sosyal ve ekonomik maliyet tercihidir. 
 
haydar beyin kürtçe eğitim talebini vergi mükellefleri karşılamak zorunda mıdır? bana hiç bir yararı olmayan ve türkiyeden ayrılmak için durmadan türke düşmanlığı ve kini körükleyen ırkçı kabileci söylemleri kendi cabimden finanse etmek zorunda mıyım? 
 
isterlerse kendi okullarını kendi paraları ile açarlar, buna kimse bir şey demez. ama zaten mesele bu değildir. ilaç, sağlık, emniyet, enerji ve alt yapı hizmetleri türkiyenin vergileriyle neredeyse bedava karşılanırken hala türk adına duydukları kini silahla ifade eden adamların taleplerini meşru şeylermiş gibi ele alamam, kusura bakmayın. istanbul'da kurtarılmış mahallerind eyaşayarak, araba yakabilen, polise saldırabilen, bunun yanısıra hamal mafyasından taksici mafyasına kadar her tür karteli kurabilen, resmi dairelerde hemşehricilik yapıp kadrolaşabilen, milletekili seçilirken aşiretçiliği sonuna kadar sömürebilen adamlar bir de ellerine silah alıp "hak talebinde" bulunurlarsa, silahla ne yapılacağını, devletin güvenlik güçleri onlara öğretir. 
 
haydar bey bir etnik aşağılık kompleksini, karşısındakine yansıtarak tatmin etmeye çalışan naif bir yazar. pkk asıl onun gibileri sömürerek propaganda yapabiliyor ama farkında değil. 
 
çözğmleri "erkekçe" istiyor ya: 
 
1- eli silahlı ve adma öldürme niyetiyle dağda dolaşan herkes, özel güvenlik birimlerimizce son ferdine kadar nötralize edilmeli 
 
2- silah tehdidiyle poltika yapanların silahları yok edildikten sonra "barışla" ilgili diyaloglar başlayabiir. 
 
tabii hemen hemen bütün etnik kompleksli köylülerin sahip olduğu cinsel takıntı haydar bey'de de mevcut. ettiği bütün yuvarlak ve boş lafları, neresiyle düşünerek ettiğini böylece ortaya koyuyor, ben daha ziyade omuzlarının üstündeki yuvarlağı kullanmasını tavsiye ediyorum.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

afsar abi bir hatan var!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir) Tarih: 04-08-2008 15:52

afsar abi bir hatan var!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir ) Tarih: 04-08-2008 15:52

Afsar abi demissin ki "buraya yazdığım her 3 yorumdan birisi artık nedense bir türlü görünmemeye başladı." Bir yanlısın olmalı çünkü ne alper ne de ben senin hiçbir yorumunu yayınlamamazlık etmedik. Keşke bunu böyle yazmadan önce alpere sorsaydın!..

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Kusura bakmayin

Yazan:: haydar eren (Misafir) Tarih: 04-08-2008 00:43

Kusura bakmayin

Yazan:: haydar eren (Misafir ) Tarih: 04-08-2008 00:43

Ercan Bey, 
 
Kusura bakmayin bu arada sizin yazi ile ilgili yorumlarda alakasiz zeminlere cekildi. 
Kendi adima uzgunum.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Hodri meydan

Yazan:: haydar eren (Misafir) Tarih: 04-08-2008 00:37

Hodri meydan

Yazan:: haydar eren (Misafir ) Tarih: 04-08-2008 00:37

Afsar bey, 
 
Eskiya degil. 
Terorist. 
 
Daha evvel bu sitede yazdigim bir yorumda bunu gayet acik bir sekilde belirtmistim. Kendi yazdiklarinin okunmadigindan sikayet ediyorsun ama baskalarini tohmet altinda birakmadan once ya oku yada ya sus yada hic olmazsa bilerek yaz. 
 
Gayet acik bir sekilde aciklamasinida yapmistim ve: 
PKK aga temizligi yaptigi donemde asiretin tum fertlerini, bebek dahil kursuna dizmisti. Aponun mahkemesi dahil hic bir PKK aciklamasinda bunun inkar edildigini duymadim, okumadim. 
Bir bebegi oldurene eskiya denmez. Terorist bile denmez. 
Carsi Magazalarindaki olayi ustlenmisti. 
Turist minibusleri vs olaylari ustlenmisti.  
Ogretmenleri katlettigini ustlenmisti. 
Bunlar teror degilde nedir? 
 
Bunlari ikinci kere yazinca psikolojinizin biraz duzelmis olacagini umarim. 
*** 
 
Gelelim sadete: 
Simdi bende "efendim PKK nin icindeki kendini bilmezler boyle seyleri yapmisdir, temizlenmeli" ayaklarina yatabilirim. 
Temizlenecegi filan yok. 
PKK ya son verilmelidir. 
Nasil son verilir? 
Tek tek vurarak olmaz. 
Gidip koyleri yakarak olmaz. 
Goz dagi vererek ortada nekadar genc varsa toplayip zindana atarak olmaz. 
Teslim olanlari itirafci, JITEM ci yaparak yaparak oraya buraya bomba attirip sonra "bak aha PKK li cikti" demekle olmaz. 
Bolgeye yuzbinlerce asker yigmakla olmaz. 
Bilnlerce Kürdu faili mechul etmekle olmaz. 
 
Ortada bir sorun var ve bunu cozmeliyiz. 
Bunlari 80-100 senedir yapiyoruz. 
"Efendim silahlarini biraksinlar ondan sonra bakariz" cocuk kandirmacadir.  
Birakmiyacagini biliyoruz. Onu diyenler cozumsuzluge oynayanlardir. 
"DTP liler -terorist- desin" dayatmasida cozum degil. 
Derse ne degisecek? 
Sosyal atilimlarmi yapilacak? 
Yasalarmi degisecek? 
Adamlarin haklari iademi edilecek? 
Hayir. 
O lafi diyen DTP sana benzeyen bir parti olacak. 
Oyle olacaktida meclise niye geldi? 
 
Kürtlerin en temel insan haklarini iade edip kendinle es tutmadigin surecede bu sanci devam eder. Birileride bundan gecimini saglar. 
 
Siz ne cozum oneriyorsunuz? 
*** 
 
Ben bunlari 3. bir defa yazmiyacagim. 
Umarim siz de birinci kere  
-koy yakanlari,  
-faili mechul curumu isleyenleri,  
-devletin terore bulastigini yazarsiniz.  
-Kurtlerin bir halk oldugunu ve  
-kendi anadillerini her halk gibi ozgurce kullanmaya, ogrenmeye, gelistirmeye hakki oldugunu yazarsiniz. 
*** 
 
Bakin ben erkek gibi cikip soylenmesi gerekeni soyluyorum. 
... 
Hodri meydan.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

yazdıklarım okunuyor mu?erkek kime denir

Yazan:: afşar (Misafir) Tarih: 03-08-2008 17:27

yazdıklarım okunuyor mu?erkek kime denir

Yazan:: afşar (Misafir ) Tarih: 03-08-2008 17:27

buraya yazdığım her 3 yorumdan birisi artık nedense bir türlü görünmemeye başladı. bu yüzden bir türlü cevap veremiyorum. 
 
şiddet bir ikna yöntemi değildir, kimden gelirse gelsin. 
 
devlet birimlerinin arızi suçları suçun şahsiliği ilkesiyle cezalandırılır, devlet birimleri devleti arkalarına alarak suç işleyemez! suçla devlet bağdaşmaz! 
 
çocuk ve öğretmen öldürerek meşru müdafaa olmaz! kadlı ki alper'in bahsettiği arızi suçlar dışında etnik gruplara karşı devletin resmi bir yok etme politikası yoktur! dolayısıyla kendini silahla savunma durumunu doğracak şartlar oluşmamıştır. bu şartın yerine gelmesi için, etnik gruplara silahlı ayrımcılık, etnik yok etme, dışlama, sosyal hayattan arındırma, tehcir gibi davranışların hepsinin birden gerçekleştirilmesi gerekir ki bir "varlık- yokluk" mücadelesi doğsun. 
 
ülkede etnik grupların hepsi istediği yere yerleşip istediği işte çalışabilirken ve hatta büyük şehirlerde arazi mafyasından hamal mafyasına kadar çok değişik karteller kurabilirken, hatta bazı mahalleleri kurtarılmış bölgeler haline getirebilirken hemşehricilikle rahatlıkla devlet bürokrasisinde kadrolaşabilirken sizce eline silah alıp da kendini svaunma şartları ortaya çıkmış mıdır? 
 
"tadil edilebilir devlet" derken liberal bir sitede dikkat çekebileceğimi sanmakla beraber yazılarımın %70'inin hiç bir şekilde "algılanmadığını" görmek beni cidden dehşete düşürdü! 
 
"tadil edilebilir devlet" demek diktatörlük olmayan devlet demektir. elbette hukuk açısındna çok ciddi sorunları olmakla beraber hâlâ kıyasıya eleştirebildiğimiz bir devletimiz var ki bu tadil edilebilmek potansiyeli demek! 
 
tadil edilebilir devlet, sınrlandırılabilir devlet de demektir. yeter ki bizim hukuka bağılığımız kararlı olsun! 
 
devlet etiketini kullanarak suç işlemiş adamlar devletin meşruiyetini değiştirmez, çünkü en nihayetinde devlet meşruiyet gerekçelerine bağlı kalarak onları cezalandıracaktır. 
 
devletin meşru zor kullanma yetkisinden bahsederken bu suçluları işin içine dahil etmediğimizi ayrıca söylememize gerek var mıdır? 
 
haydar bey yazısında "postal da".. diye bir ifade kullanmış, bu ifadeyi darbe karşıtlığı olarak ele alıyor ve sonuna kadar muvafık olduğumu belirtiyorum. "postalın" ontolojisi hakkında endişeleri varsa "posatalla" eşkıyayı aynı kefeye koyup koymadığını bir kere daha kendisine soruyorum. 
 
zaten gene okumaya değer bulmadığınız yazılarımda etnik şiddetle mücadelenin çok yanlış bir yöntemle yürütüldüğünü de söyledim. bu , düzenli orduyla olmaz! yeri yurdu ve hareket tarzı belli güçler, seyyar ve bağımsız çakal sürüleriyle mücadele edemez! çocuk katilleriyle en etkili mücadele,onlar gibi seyyar ve özerk daha küçük devlet güvenlik birimleriyle mümkündür! 
 
bu konuyu sedat laçiner gayet güzel açıklamıştı.  
 
önce "silahlı siyasetin" elinden silahını alıp ondan sonra diyaloga geçmeliyiz. silah varsa söz yoktur! "buna er meydanı derler, bunda söz olmaz!" diye mehteran boşuna söylememiş. 
 
bu günkü silahlı etnik marksist siyasetin arkasında türk solunun militan kesiminin gayet alçakça bir şekilde terminolojimize soktuğu "silahlı propaganda" terimi durmaktadır.  
 
bu fikirlerimde bir ayrımcıık varsa lütfen belirtin. haydar bey'e kendisinin ne çözüm önerdiğini soruyor benim defalarca çözüm önerdiğimi de hatırlatıyorum. yusyuvarlak, tatlı su su entellektüeli yazılarından ne süzebilecğimizi de kendisine ayrıca sormak istiyorum. 
 
"erkek adam.." falan diye başlayan yazısına karşı da diyorum ki: ,işte benim kafamın sunduğu alternatif, çözüm, tercih vs... şimdi sizden rican erkeklik takıntınızı bir yana bırakıp biraz da omuzlarınızın üstündeki çıkıntıyla ortaya bir şeyler koymanız.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Alçaklık Ne Zaman Nerede?

Yazan:: Alper Akalin (Misafir) Tarih: 03-08-2008 15:57

Alçaklık Ne Zaman Nerede?

Yazan:: Alper Akalin (Misafir ) Tarih: 03-08-2008 15:57

Afşar Abinin bir tespiti var, şu meale geliyor; 
 
bebekten yaşlıya adam ayırmadan katlaim yapan terörü lanetlemeyenler alçaktır..
 
 
alçak ağır bir itham ama yine de argumanda haklılık payı var.. şiddeti savunmak, liberalizmin barışçıl yapısıyla uyuşmuyor.. (amerika denmesin hemen, amerikanin liberalizmle ilgisi yok). 
 
her neyse; ama sorunun su tarafı da var.. afsar abi uslubuyla aktarayım: 
 
90lı yıllarda malum orgutle işbirliği yapmakan cekinmeyen, koy yakarak yore halkını olduren veya goc ettiren devlet terorunu kınamamak da alçaklık değilmidir? 
 
cevap muhtemelen "devletin savunma hakkıdır devlet tarafından uygulanan şiddet" olarak gelecek ama bakın sorumda savunma hakkını sormuyorum? mesru mudafa dısındaki hallerde devletin terorunu surdurdugu durumlara ne denilmesi lazım? buralara da bir "etiket" lazım değilmidir? ya da gizli işirliklerle,orgutu yonetmeye calısmak ve ulkede asayisi bozarak statukonun egemen kalmasını saglamak icin siddet uygulayan cenahları nasıl adlandırmalıyız? 
 
alcaklık nerede?  
 
nt: konu misesti, buralara geldi; ne olur, yazıyı farklı minvallere cekmeyelim; kişisel ihtiraslara kurban olmayalım..

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Erkek adam bahane uretmez cozum uretir

Yazan:: haydar eren (Misafir) Tarih: 02-08-2008 22:32

Erkek adam bahane uretmez cozum uretir

Yazan:: haydar eren (Misafir ) Tarih: 02-08-2008 22:32

PKK yi yaratanlar, onlarla gizli anlasmalar yapanlar, teslim istegini reddeip catismaya devam edenler, yaksin diye cocuklarin eline bayrak verenler bugunlerde tek tek ortaya cikiyor. 
PKK olmasa o adamlar ekmeginden kesilir. 
PKK edebiyati olmasa burada yazan kimileride yazacak birsey bulamaz. 
*** 
 
100 senedir PKK li olduruyoruz ama sonu gelmiyor. 
100 senedir siyasetimiz vesayet altinda. 
100 senedir birileri pasalar gibi yasiyor. 
100 senedir bu kan dursun diyenlere alcak diyen alcaklarda bunun edebiyatini yapiyorlar. 
 
Olan bu topraklarin evlatlarina oluyor. 
900 sene birarada gul gibi gecinen insanlar simdi niye gecinemiyor... neden? 
 
Nasil bu PKK dan kurtuluruz? 
Yada PKK nin varligindan gecinenlerden? 
iste sorular bunlar. 
*** 
 
Martin Luther King "erkek olmak cocuk yapmak icin sperm uretmek degildir... o cocugu yetistirmek demektir" demisti. 
 
Erkek adam bahane uretmez... cozum uretir. 
 
Artik silahlarda sussun 
Postallarda. 
Bunlara alkis tutanlarda.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

liberallikle alakasız bir konu pkk!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir) Tarih: 02-08-2008 20:16

liberallikle alakasız bir konu pkk!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir ) Tarih: 02-08-2008 20:16

Simdi afsar olay liberallik olayı değil. Liberaller pkk'yı destekliyor gibi bir mantık olamaz çünkü liberaller daha doğrusu liberalizmin doğası her türlü -haklı ya da haksız- akıtılacak kana karşı!.. Asıl pkk haklı demek liberallik dışına çıkmaktır!..  
 
Bu konuyu pkk'dan ya da onu destekleyenlerden nefret ederek aşamayız bana göre. Hiç düşündük mü ya da tartıştık mı bu adamlar niye eline silah alıyor diye. Bu insanların ne sorunları var da silaha sarılıyorlar diye sorduk mu kendimize!.. Hayır!.. Ordu dedi ki bunlar bölücüdür ve biz de her pkklı öldüğünde bayram ettik. Neden birbirimizi öldürüyoruz diye sordu mu hiç kimse!.. Sadece ölüm istedi iki tarafta ve bunlardan biri pkk diğeriyse orduydu. Ordu sorun mu çözmeye çalıştı yoksa ülkeyi daha çok çıkmaza mı sürükledi?  
 
Bütün suçu pkk'ya atmak en basit olaydır, zor olan bu olaylarda bizim ne kadar hatamız oldu. Hiç kimse düşündü mü pkklı öldüğünde bizim insanımız öldü diye!.. Bunları düşünemeden ne pkk sorunu çözülür ne de kan durur bu ülkede!.. Ve biz de daha çoook lanet yürüyüşleri yapıp, ordu göreve çığlıkları atarız. 
 
Not: Ben kesinlikle pkk ve sözde kürdistan olayına karşıyım. Kan dökmenin haklı bir tarafı olamaz, zaten pkk bu konuda çok haksız bir konumda bana göre. Ve Benim amacım sadece bu sorunlara çözüm bulmaktı!.. Beni pkk destekçisi olarak görmezsen sevinirim!.. =)

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

ne yapalım?

Yazan:: afşar (Misafir) Tarih: 02-08-2008 18:45

ne yapalım?

Yazan:: afşar (Misafir ) Tarih: 02-08-2008 18:45

çok sevdiğim düşünür ve yazar ayn rand, insanın her davranışının ardında bir felsefe yattığından bahseder. dolayısıyla biri eline bir silah alıp da sözlerini bu silah vasıtasıyla kabul ettirmeye çalıştığında onunla felsefi tartışmaya girmeyiz. öncelikle silahlı tehdidi ortadan kaldırmaya çalışırız. 
 
bu ülkede birileri ellerine silah alarak, ülkeyi bölmekten bahsediyorsa "tartışmadan" bahsedilemez. 
 
bu durumda fert olarak tarafımızı nasıl seçeriz? 
 
ya eline silah alan herkesin, kendi düşüncesini beynimize o silahı dayayarak bize aktarmasının da bir tür "demokrasi" olduğunu, eline silah alan psikopatın, alçağın çocukluk komplekslerinden dolayı bunu yaptığını vs öne sürüp beynimizin dağılmasının aslında kendi suçumuz olduğunu savunup demokrat oluruz veya... 
 
önce silahı elinde bulunduran adamın kim olduğuna, bunu yapmaya hakkı olup olmadığına bakar ve hakkı olmadığını görür isek, o adamı ortadan kaldırmak da dahil her yolla silahlı tehdidi yok etmeye çalışırız. 
 
türkiye bugün bir silahlı tehditle karşı karşıyadır. taraflar kendilerini belli etmelidir. 
 
ya eli silahlı adamların taleplerini, silahları görmezden gelerek "tartışıp" vicdanımızı uyuşturacağız veya eli silahlı adamların gayrı meşru olduğunu biildiğimiz bu eylemlerini, adamları ortadan kaldırmak ihtimali de dahil olmak üzere sonlandıracağız. 
 
problem basittir. 
silahlı etnik ayrılıkçılık meşru bir alternatif midir? bu sorunun cevabı, bir etnik grubun ayrılmak isteyip istemeyeceği değildir. bu sorunun cevabı evet veya hayırdır. 
 
eğer meşru bir alternatif olarak görülüyorsa, ülkenin geri kalanı, problemli bölgede işgalci olarak kabul ediliyor demektir. bu durumda, silahlı kalkışmanın, problemli bölge siyasi olarak bizdenayrılana kadar süremsi normal karşılanıyor demektir. bunusavunduğunuz zaman savunduğunuz fikirlerin adıyla ETİKETLENİRSİNİZ! herkes savunduğu fikirlere göre kendine bir etiket kabul eder! 
 
veya... silahlı tehdidin ortadan kaldırılmasından yana olunur ve ondan sonra talepler meşruiyetlerine ve olabilirliklerine göre ortaya konur. 
 
SİLAHLI BİR KALKIŞMAYA açıkça karşı çıkmamak demek, zımnen onun meşruiyetini savunmak demektir. 
bu kalkışmanın meşruiyetini savunmanın bir ulusun varlığını kendi vatanında işgalci, sömürgeci olarak tanıtmak ve onu yok edilesi bir düşman olarak görmek demek olduğunu ne yazık ki kimse görmek istemiyor. silahlı etnik ayrılıkçılık faşizmin, ırkçılığın dikalasını yaparken nedense kimse onu eleştirmeye cesaret edemiyor! 
 
bebeklerden öğretmenlere kadar önüne gelen herkesi yok eden bu vahşi güruhu ETİKETLEYEMİYORSANIZ, ya doğru ve yanlışla ilgili yargı melekeleriniz bozuktur veya bir alçaksınızdır. 
 
şimdi... 
 
eğer liberal olmak, eli silahlı vahşilere hoşgörü göstermekse ben liberal değilim... 
 
eğer liberal olmak eli silahlı vahşilerin taleplerini hukuk terazisine layık görmekse ben liberal değilim. 
 
eğer liberal olmak eli silahlı adamların taraftarı olmayı ifade hürriyeti saymaksa ben liberal değilim.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Neydi bu sitenin amaci?

Yazan:: haydar eren (Misafir) Tarih: 02-08-2008 05:11

Neydi bu sitenin amaci?

Yazan:: haydar eren (Misafir ) Tarih: 02-08-2008 05:11

Ben bu siteye niye geliyorum? 
-Dusundugum bazi konulari birileriyle paylasmak icin. 
-Digerlerinin dusunduklerini anlamak icin. 
Elbetteki bu iki aksiyon zaman zaman celisir. 
O halde karsimdakine dusunduklerimi daha iyi ulastirabilmeliyim derim. 
Karsimdakindende ayni seyi beklerim. 
Konsensus boyle saglanir. 
*** 
 
Ben karsimdakine fikirlerimi optimum duzeyde anlatma cabasi yerine ona saldiriyorsam. Buradaki amacim baska demektir. 
Karsimdakide fikirlerini anlatacagi yere bana saldiriyorsa onun amacida baska demektir. 
Fikir degilde psikolojisini aktariyor demektir. 
 
Birisi sana saldiriyorsa... 
-Ya sende saldirirsin 
-Yada "benim buraya gelis amacim tedavi degil" deyip pas gecersin. Baktin site kogus gibi kokuyor, daha az ziyaret etmeye baslarsin 
*** 
 
Basa donersek. 
Neydi bu sitenin amaci? 
Benim gordugum kadariyla: Hukuk, Hurriyet, Hosgoru yani Demokrasiyi promote etmek ve bunu Liberal prensiplerle hayata gecirmek. 
 
Kavga-gurultu-saldiri- etiketlemenin...  
Demokrasiyle ne alakasi var?  
Liberallikle ne alakasi var?

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

ateistturk bari sen yapma!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir) Tarih: 31-07-2008 11:09

ateistturk bari sen yapma!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir ) Tarih: 31-07-2008 11:09

Yani senin yazı şeklin, anlayış şeklin farklı olabilir. Eğer yaptıysa yanlış bir davranışta bulunmuş olduğunu belirttim ki lafımın arkasındayım, kaba olduğunu da düşünmüyorum!.. Hee tabi piramitin altında ezilen, hakları kapitalistlerce alınmış halk nasıl düşünür bu konuda bilmiyorum!.. Ayrıca afşar abi derse hayır bana haksız ithamda bulundun nasıl eleştirdiysem özür dilemesini de bilirim. Bi de gerçekten fitil oldum artık zengin muhabbetine.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Bu kadar hoşgörüye rağmen kusur nedir?

Yazan:: Alper Akalın (Misafir) Tarih: 31-07-2008 10:09

Bu kadar hoşgörüye rağmen kusur nedir?

Yazan:: Alper Akalın (Misafir ) Tarih: 31-07-2008 10:09

Saygıdeğer Okuyucular; 
 
Sitemizde hakaret olmaması kaydıyla bütün yorumları yayınlama politikasını gütmeye çalışıyoruz 1 yıldan beri.. 
 
Ama buna rağmen, bazı arkadaşlar hoşgörümüz yeterli bulmamış; başka arkadaşlarımız da bazı arkadaşların çok üstüne gittiğimzden dem vurmuş.. 
 
İlk eleştiriye şöyle cevap vereyim; madem biz bu sitede herkesin hakarte yakın salvolarına bile tahammül etme cesareti gösterebiliyoruz, bizim de kendimizi savunma ve fikirlerimizi açıkça ifade edebilme hakkına sahip olmamız lüks olarak görülmemelidir.. 
 
İkinci eleştiriye gelince; Afşar abiyle özel hukukum belki de bu sitede yorum yapan herkesin çok daha üstündedir. Ben, afşar abiye, haydar abiye haksız bir şekilde, hakarete varacak ithamldarda bulunmaya temayul gosterdiği için, biraz keskin bir dille uyarma ihtiyacı hisettim.. bu ihtiyaç da, sonuçta ifade özgürlüğü çerçevesinde sakınca teşkil etmeyen ifadelerden oluşmaktaydı.. o da zaten, kendisinin bu konuda daha dikkatli olacaını teyit eder bir cevap verdi bir yorumunda.. 
 
başka arkadaşlar da afşar abinin üstüne gitmiş olabilir; onlar da hakaret etmediği sürece, afşar abinin üslübundan rahatsız oldularsa bunu dile getirmekte özgürdürler..  
 
bu arada, afşar abinin "üstüne herkesin gitmesi" ithamında da (farkında olmadan) sosyalistçe ifade edilmiş fikir kıpırtıları olarak görmekteyim.. ne demek herkes; nedir bu kollektivistçilik; toplumcu düşünme tarzı.. burada kimse toplu kararlar alıp, birisine karşı teyakkuzda bulunmuyor.. her birey, kendi ifadesinden kendisi sorumludur.. bu ifadelerin benzer bir şikayet ya da eleştiriyi taşıyor olmaları, onları "herkes" olarak nitemele haklılığını göstermez.. her liberal, kendi bacağından asılır.. onun için, bu yakıştırmayı, liberal olarak çok takdir ettiğim bir arkadaşın dağarcığına yakıştıramadım.. 
 
bence 3h adminleri kadar hoşgörülü olsa afşar abi de, kemalistler de, sitede bahsi geçen sorunlar daha az gergin bir ortamda tartışılır..  
 
hoş ben o kadar da gerginlik hissetmiyorum bahsettiğim gibi.. afşar abi, cahil diye de alper bulunuzdan bahsetmiştir.. bize öyle bir ayıp yapacagını sanmıyorum.. lütfen yanlış anlamalardan dolayı, "toplu" bir suçlama olayına girmeyelim.. 
 
Saygılar 
 
Alper Akalın

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Alper ,Kulunuz mu Akalınmı?

Yazan:: AteistTürk (Misafir) Tarih: 31-07-2008 08:55

Alper ,Kulunuz mu Akalınmı?

Yazan:: AteistTürk (Misafir ) Tarih: 31-07-2008 08:55

Doğanşah ; bahsettiğin Alper'in Alper kulunuz değil akalın olduğunu düşündüm... Bu yüzden site ahalisine hakaret edildiği şeklinde yansıdı bana cümlen... evet yazını Alper kulunuz şeklinde okursak söylemek istediğin daha iyi anlaşılıyor...Diğer tarafdan sen sarayda yetiştiğin için bilmezsin ama,bizler gibi insanlardan oluşan halk arasında, karşımızdaki insanın ne demek istediğini tam anlamadan o kişi hakkında "eğer böyle dediyse terbiyesizlik yapmış" gibi cümleler çok kaba bir davranış olarak değerlendiriliyor.. 
 
Not:Son cümle tamamen seni fitil etmek amacıyla yazılmıştır..

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

sende beni yanlıs anladın ateisturk

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir) Tarih: 31-07-2008 07:58

sende beni yanlıs anladın ateisturk

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir ) Tarih: 31-07-2008 07:58

"Kemalistler'e göre kemalist olmayanlar(mesela bu sitedeki liberaller) cahil ve haindir... Cahil oldukları için de kemalizmin ne olduğunu anlamazlar..." bende senin dediğini söyledim zaten ateistturk. Alper'i eleştirmek amacıyla demiştir dedim. Sonra da emin'in dediği doğruysa yani afsar ironi yapmamışsa yanlış yapmış dedim! yorumuma tekrar bakarsan sevinirim!..

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Haksızlık

Yazan:: AteistTürk (Misafir) Tarih: 31-07-2008 05:41

Haksızlık

Yazan:: AteistTürk (Misafir ) Tarih: 31-07-2008 05:41

Milliyetci muhafazakar liberal çizgide olduğu için bu sitede Afşar Bey'e ciddi anlamda haksızlıklar yapılmaya başlandı ve bu beni inanılmaz rahatsız ediyor... 
 
Yani Doğanşah arkadaşımız bile Afşar Bey'in yaptığı ironiyi alıp hakaretmiş gibi bizlere sunuyor... 
 
Halbuki ironi de şu var... 
""Kemalistler'e göre kemalist olmayanlar(mesela bu sitedeki liberaller) cahil ve haindir... Cahil oldukları için de kemalizmin ne olduğunu anlamazlar..."" 
Eğer bunu anlayamayacak kapasitedeyseniz ozaman yazılanları 10 defa okuyarak yorumunuzu yapın...

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

emin bence yanlıs anladın!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir) Tarih: 30-07-2008 19:35

emin bence yanlıs anladın!..

Yazan:: Doğanşah Genç (Misafir ) Tarih: 30-07-2008 19:35

Bence afsar bey Alper'i eleştirmek amacıyla "bu sitenin alayı cahil ve hain" dedi. Çünkü kendisi de bu sitenin bir parçası. Ki eğer ben afşarı yanlış anlamıssam emin'in dediği gibi buyuk terbiyesizlik etmiş!.. 
 
İkincisi de bence afşar bey'in "kemalistler sosyalist mi?" sorusu normal çünkü şu andaki çoğu sosyalist kemalistim de diyor. Bense kemalizmle sosyalizmin nasıl birleştirilebileceğini anlayamadım.  
 
Aslında ben de bu soruyu sormak isterdim. Kemalistler, sosyalistlerin hangi benzer düşüncelerini, liberallerin hangi benzer düşüncelerini destekliyor. Alper bu ağzı viskili doğanşahla kemalizm hakkındaki düşüncelerini az da olsa paylaşırsan sevinirim!..

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Bay Afşar'a

Yazan:: emin aktimur (Misafir) Tarih: 30-07-2008 18:58

Bay Afşar'a

Yazan:: emin aktimur (Misafir ) Tarih: 30-07-2008 18:58

'Ne demek bu sitenin alayı cahil ve hain' 
Haydi cahillik biraz görecel dir de hain lik tasmasını nereye asabileceksin. 
Sorularınla kimi sınava çekiyorsun? 
Bir kere sorun bile çok cahilce..Kemalistler, sosyalistmi? 
Böyle bir siyasetin ilk adım sorusunu sorarak kişileri aşağılamaya çalışman da senin çapını gösteriyor. 
Yazıklar olsun.....

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

kemalist olduktan sonra?...

Yazan:: afşar (Misafir) Tarih: 30-07-2008 15:55

kemalist olduktan sonra?...

Yazan:: afşar (Misafir ) Tarih: 30-07-2008 15:55

bu sitenin alayı cahil ve hain olduğundan kemalizm gibi bir "ideolojimsiyi" anlaması anlasa da anladığını söylemesi zor. 
 
iyi de biri bunun ne olduğunu açıklasa? mesela kemalistler sosyalist mi değil mi? 
 
yani özel mülkiyetin devlet müdahalesinden korunmasına ilke olarak karşılar mı değiller mi? 
 
özel mülkiyet ile ilgili bir fikrleri yoksa ekonomiyi nasıl tasavvur ediyorlar? ekonomi dedikleri şey kemalistlere göre nedir? 
 
ekonomiyi hikayeden bir iş olarak görüyorlarsa ferdi siyasetin neresine koyuyorlar? yoksa siyaset felsefelerinde "fert" diye bir şey yok mu? 
 
misesin ekonomik anlayışı ne işimize yarar? şu işimize yarar: " şu sesi susturun!" diyerek banknot matbaasını durduran dahiden, müdahalenin neden ahlaksız ve yarasız bir iş olduğunu öğrnememize ve bu tip akılsızlıkları yapmamamıza yarar...

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Mesele nedir mesele!

Yazan:: Halit Yerlikhan (Misafir) Tarih: 30-07-2008 10:51

Mesele nedir mesele!

Yazan:: Halit Yerlikhan (Misafir ) Tarih: 30-07-2008 10:51

Sevgili Alper, 
 
'Dersim ne olacak Dersim', demek bel altı değildir, tıpkı PKK'ya 'Güngören ne olacak, Güngören' (eğer onların işiyse) demenin bel altı olmadığı gibi.  
 
Kaldı ki öyle bir saygı talebiniz var ki, bu talep herhangi bir makul eleştiriyi dışlıyor, demokratik normların temelinde eleştirel akıl nosyonundan başka ne var ki? Bunu dışlamayı saygı kabul ederseniz, buna saygı duyamam, tıpkı ezan okunurken müziğimin sesini kısmama 'saygısızlığım'da olduğu gibi. 
 
Mustafa Kemal döneminde, Batılı ülkeler nezdinde ülkemiz ne denli saygındı, pek bilgim yok, bu konuda cahilim. Ancak Bismarck'ın Almanya'yı eskisinden daha sağlam ve saygın bir ülke haline getirdiği de doğru, değil mi? Fakat hangimiz Bismarck'a 'diktatör değildir', diyebiliriz? Birey haklarını 'mutlak değer' olarak ele alan birisi için, hak ihlali özürlerinin ne anlama gelebileceğini, azıcık empati yaparak düşünebilir misin lütfen? 
 
Ne olur arkadaşlar, Kant gibi 'aklınızı kullanın' demek dışında aklıma birşey gelmiyor...

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

kızmıyorum sadece dayanamıyorum

Yazan:: ALPER (Misafir) Tarih: 30-07-2008 07:29

kızmıyorum sadece dayanamıyorum

Yazan:: ALPER (Misafir ) Tarih: 30-07-2008 07:29

engin paylaşımına ve iyi niyetine teşekkür ederim. evet bazen çileden çıktığım ve sinirlendiğim oluyor. ama bu inan senin gibi gerçekten bunu tartışan insanlara değil. liberal şemsiyesinin altında ne üdüğü belirsiz yarım yamalak bilgilerle kışkırtanlara oluyor. zannetmiyorum ki liberalizm in tek hedefi kemalizmdir. haksızmıyım. biz burada 1923 deki şartlara göre türkiyeyi yönetelim demiyoruz anlamayanlara bir kez daha söylüyorum bakın 1923 denn 38 e bu ülke en büyük değerlere ulaşmıştır. yıkık bi,r ülkeden saygın bir devlet yaratmıştır. buna saygı istiyorum buna hakkım var. eğer bir yere misafirliğe gittiğinizde bu nasıl çay böyle içilir mi bu demek saygısızlık sa sizin arkadaşlarınızın yaptığı budur. bunu lütfen saf duygularla anlayın. bir realite var bir gerçek var yıkamayacağınız. bu ülkey kuran zihniyet var. bunu herkes idrak edecek liberali de islamcısı da faşisti komünisti de. ben bunları ayzdığımda arkadaşlarınızdan bu sefer şu cevap geldi eee siz dersimde katliam yaptınız şunu bunu yaptınız. beyler buna bel altı denir. benim gösterdiğim özveri ve saygıyı siz gösterseniz öz eleştiri yapsanız bence sizin için faydalı olacaktır. sanırım anlatabildim sevgili emin kardeş ne dersin arkadaşlarda anlayabilecek mi?

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

eeee!

Yazan:: emin aktimur (Misafir) Tarih: 29-07-2008 05:31

eeee!

Yazan:: emin aktimur (Misafir ) Tarih: 29-07-2008 05:31

Gençlik yıllarımda otururduk okul kantininde Marx ne demiş,Lenin,Stalin ne yapmış ? Büyüdük.... 
Frıedman ne demiş,Özal ne yapıyor.  
Sonuçta ne var? 
3h de birbirinden değerli yazı ve yorumları okuyor gerçekten yararlanıyorum. 
Ama Türkiye özeline de girmek lazım.. 
Türkiye'de hukuk var mı ? 
Hürriyet var mı ? 
Hoşgörü var mı ? 
Sitede sorunlarımıza güzel tanı konmuş; 
İyileştirme önerisi gelmiyor.. 
Alper kızmasın, ama yorum yanıtlarında, düşünce ne kadar farklı olursa olsun en çok hoşgörüyü ondan bekleme hakkımız var.. 
Biraz Türkiye özeline inelim.. 
Sayın Yazarımız'ın mükemmel Mises incelemesinin Türkiye'ye nasıl katkısı olabilir; o nu da bekliyorum. 
Sevgiler...

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Yorum Sayısı: 31 / 31



Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
  Güvenlik sorusu,İki Sayının Toplamını Yazınız
CL4         T8R      
  P    M      T   BOQ
Y8E   8I6   DLR      
  P    7      X   C58
FSK         17X      
   
   



mXcomment 1.0.5 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Son Güncelleme ( Salı, 29 Temmuz 2008 )
 
Sonraki >
design by macroajans