Zihniyet (Video) Yazdır E-posta
Yazar Sarp Dirican   
Pazar, 20 Temmuz 2008

Kayıt yok, şart yok, egemenlik milletin

Bu cumartesi, ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) tarafından Kadıköy’de ve Ortak Akıl Hareketi tarafından Bursa’da olmak üzere iki tane Demokrasi mitingi yapıldı güzel ülkemde. Ay ay ay ne kadar güzel ne kadar hoş herkes Demokrasimizi sahipleniyor, hanimiş benim demokratım demeli miyiz acaba ?

İki mitinge baktığımızda, ADD mitinginin genelde simgeleri tercih ettiğini gördük. Hatta meşhur “burda mı ? burdaaaa” olayını gördük. Ergenekon meselesi yüzünden içeri alınan iki paşanın adı okundu, arkasından da Mustafa Kemalin adı okundu nedense!

Tabi bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Kemalist ve Ulusalcı kesim her olayda olduğu gibi bu seferde, yapmak istedikleri gayri meşru hareketi, Atatürk’ün arkasına sığınarak yapmaya çalışıyor. Çok garibime gitti vah vah ! 

Bütün bu ADD mitingleri ve gayri meşru söylemler hatta, “Kandıradaki ve Tekirdağdaki aslanlara selam olsun” gibi ifadeler alışık olduğumuz türden...( bu arada mitingin adı: Atatürk ve Demokrasi mitingi)

Asıl burada paylaşmak istediğim, Ortak Akıl Hareketinin mitinginde bir konuşmacının sorduğu şu soru: Dün Susurluk’a karşı olanlar bugün neden Ergenekon’a destek oluyorlar ? 

Ne güzel bir soru ! Üstünde biraz düşünmeye değer... Dün susurluk zamanında hatırladığım kadarıyla Susurluk’u alenen sahiplenen ve onun üzerinden derin devletin açığa çıkarılmasını istemeyen bir iktidar ve cumhurbaşkanı vardı. Bu sahiplenme karşısında ulusalcısı da kemalisti de liberali de Susurluk’a karşı çıkmışlardı. Zaten Susurluk ideolojik bir yapılanma olmaktan ziyade daha işbitirici bir yapıya sahipti...

Bugün ise Ergenekon’un büyük oranda ideolojik bir toplaşma olduğunu görüyoruz. Son yıllarda hızla kaynaşan devrimci ve ülkücü koalisyonun oluşturduğu ulusalcı bir yapı. Hepsinden önemlisi serde AKP karşıtlığı var ya o hepsinden güzel !

AKP’ye karşı olsun da çamurdan olsun çarpık anlayışı bizi öyle bir noktaya sürükledi ki böyle bir çeteyi savunan meşru siyasi partiler meşru demokratik kitle örgütleri ve meşru köşe yazarlarımız oldu.

Ergenekon’a destek verenleri tarih bir kenara not etti. Bunu geçiyorum...

Ergenekon operasyonuna tam destek verenlerde de bir söylem yanlışlığı tespit ettim. Diyorlar ki: bu bir devrimdir. Ya yapmayın etmeyin ! 12 Eylül yasakçı /statükocu rejiminin içinde herhangi bir devrim olması mümkün değildir. Zaten bu sistem içinde Ergenekon’un tamamiyle yok edilmesi olanaksızdır. Biraz gerçekçi olmakta fayda görüyorum.

Ergenekon’un tamamiyle çökertilmesine tam destek veriyorum. Hatta bu tarz gladyo yapılanmalarının da bir daha demokratik hayatımızda olmamasını temenni ediyorum. Tabi yeni ve sivil bir anayasa yapılmadan bunun olamayacağını da gayet iyi biliyorum.

Tüm bunların dışında günümüzün en makul kişileri, liberallerin şimdi yazacaklarımı düşünmelerini istiyorum. Diyelim ki yeni ve sivil bir anayasa yapıldı. Anayasa hiç bir ideoloji bir barındırmaksızın renksiz bir özellikte her türlü temel hak ve özgürlük temeline inşa edildi. Hatta 2014’te AB’ye tam üye olduk. Ve bu arada iktidar partisi de AKP veya türevi bir parti...

Bütün bunların ışığında şunu soruyorum: Türkiyede 2015’te ordu içinde veya dışında bir cunta kurulma ihtimali yok mu?

Yani diyorum ki herşeyi yaparsın da maceracı/cuntacı zihniyetten nasıl kurtuluruz ?

Son olarak klasiğimiz olan gerçek bir hikaye ile bitirelim: Rahmetli Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, babasına sormuş: “Baba herşeyi yaptın, memleketi adeta baştan inşa ettin. Hangi özelliğinle hatırlanmak istersin?” Turgut Bey diyor ki: “Sadece Türk insanın kafasında yarattığım zihniyet değişimiyle hatırlanmak isterim.”

Fazla söze gerek yok sanırım. Son sorum: “zihniyet problemini, küresel dinamikler çözecektir” demek yeterli geliyor mu ?

Son Güncelleme ( Çarşamba, 25 Şubat 2009 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans