Elektrik Zamları ve Tercih Özgürlüğü * Yazdır E-posta
Yazar Buğra Kalkan   
Pazartesi, 14 Temmuz 2008

 http://z.hubpages.com/u/202043_f260.jpgBir sabah kalkıyorsunuz ve gazetede TÇŞD (Türkiye Çikolata ve Her Türlü Şekerleme Dağıtım Anonim Şirketi)’nin çikolata ve şekerleme fiyatlarını yüzde 22.9 oranında arttırdığını öğreniyorsunuz. Haberin devamında Hükümet yetkililerinin aziz Türk Milletinin tatlı yiyip tatlı konuşması için uzun süredir şekerleme ve çikolata fiyatlarına zam yapmadıklarını ancak TÇŞÜ (Türkiye Çikolata ve Her Türlü Şekerleme Üretim Anonim Şirketi)’nin 100 milyon YTL’lik bütçe açığının daha fazla devlet hazinesinden karşılanamadığı için fiyatları artırmak zorunda kaldıklarını öğreniyorsunuz. ÇÜDÜ (Çikolata Üretim ve Denetim Üst Kurulu)’nun yapılan bu zammı yerinde bulduğunu, IMF yetkililerinin ise Hükümeti popülist olmayan politikalarından dolayı tebrik ettiğini aynı haberde okuyorsunuz.

Ne hissederdiniz? Ya hâlâ uyuduğunuzu ya da birinin sizinle dalga geçtiğini zannedersiniz herhalde. Belki de benim gibi iki duyguya birden kapılırsınız. Öyle ya çikolata ve şekerlemeler serbest piyasada girişimciler tarafından binbir çeşit ve tarzda tatlı severlere en uygun fiyatlarla ulaştırılabilirken bunca devasa bürokratik yapılanmalara ne gerek var? Şekerleme ve çikolata piyasaları hakkında ülkenizde yeterli bir tarihsel deneyim varsa veya temel iktisat bilgilerine sahipseniz yukarıdaki yorum size de sıcak gelecektir. Ancak ne tecrübenizin ne de teorik iktisat bilginizin olmadığını varsayalım. Bu durumda çikolata üretimin serbest bırakılmasının kâr güdüsüyle hareket eden bencil yatırımcıların kartelleşerek fiyatları yukarı çekeceklerini ya da ortaya çıkan anarşik durum sonucunda üreticilerin halkın sağlığıyla oynanacağını zannedebilirsiniz. Meselenin bu kısmıyla ilgilenmeyenler Hükümetin bu zammı çok geciktirdiğini, dünyadaki kakao fiyatlarının almış başını gitmişken zam yapmamış olmamanın baştan hata olduğunu ve şimdi ise zammın kademeli bir şekilde yapılmasının daha uygun olacağını ağır başlı bir şekilde anlatacaklardır.

Konu çikolata olunca bunca hikâye, gerçek üstü gibi geliyor ama nedense enerji hakkında bu saçmalıkları dinleyince çoğumuzun üzerine vakur bir düşünce çöküyor. Sanki serbest girişimciler tarafından elektrik üretilip enerji piyasasında arz ve talebe göre oluşacak fiyatlar üzerinden son kullanıcıya tamamen piyasa tabanlı olarak ulaştırılamazmış gibi… Hayır, insanların bu en önemli ihtiyaçlarından biri olan elektrik öyle plansız, projesiz bir şekilde piyasanın ellerine teslim edilemez. Önce akil bürokratlar 5 ila 10 yıllık planlarla elektrik ihtiyaçlarını tespit edecek, sonra bunların hangi yollarla karşılanacağına karar verecek, sonrasında ise vatanını kendilerinden bile daha çok seven politikacılar bu planların uygulanmasına izin verecek. Hoş bir hikâye değil mi? Eğer bu planlar tutsaydı, 20. yüzyıl sonunda hiçbir piyasa ekonomisi ayakta kalamaz ve dünya sosyalist merkezi planlamacılar tarafından çoktan baştan aşağıya yeniden kurulmuş olurdu.

Peki, planlı ekonomiler neden işlemedi biliyor musunuz?

Ludwig von Mises “Sosyalist Ülkelerde İktisadi Hesaplamanın İmkânsızlığı” makalesini yazdığında takvimler henüz 1920’yi gösteriyordu. Genç bir iktisatçı ihtişamlı Sovyetler Birliği’nin basit bir iktisadi hesaplama problemi nedeniyle çökeceğini iddia ediyordu. Tabii dünya Mises’e pek kulak asmadı. Yıllar sonra büyük sosyalist filozoflar Sovyetler Birliği’nin çöktüğünü çünkü aslında sistemin sosyalizm değil de devlet kapitalizmi olduğunu söylediler. Böylece tüm kolektivistler derin bir nefes alarak rahatladılar. Çünkü suçlu tanıdıktı: Kapitalizm.

Mises, değerin klasik iktisatçıların iddia ettiğinin aksine subjektif olduğunu Carl Menger’den öğrenmişti. Değer yani piyasada fiyat, harcadığımız emeğe göre değil mübadele sırasında insanların ürünlerin önemine atfettikleri subjektif yargılara göre belirlenmekteydi. Bu, insanlar değer yargısında bulunarak piyasada seçim yapmıyorlarsa malların fiyatlarını ve onların önem derecelerini de bilemeyeceğimiz anlamına geliyordu. Bu durumda planlamacılar milyonlarca insanın hayatını on yıllarca etkileyecek devasa planlarını yaparken tahmin edin neyden yoksundular: Maliyet hesaplama kabiliyetlerinden. (Bu başarısızlıkların boyutlarını görmek için James Scott’un Devlet Gibi Görmek kitabına bakabilirsiniz.)

Dünya hesaplama yapaktan aciz –ama burunları büyük- planlamacıların hatalarının faturasını milyonlarca insanın hayatıyla ve geri kalmışlıkla ağır bir şekilde ödedi. Uçurumdan atladıklarında yere çakıldıklarını fark eden politik liderler, keyifsizce de olsa ülkelerini piyasa ekonomisine açtılar. Ama özgürlük dedilerse de öyle sınırsız özgürlük değil!! Ancak yeterli sayıda hayatlarından bezmiş insanı ayakta tutacak kadar piyasa ekonomisine izin vardı. Çünkü eksik işleyen bir piyasa ekonomisinin –eğer hâlâ ona piyasa denebilirse- en güzel yanı öldürmeyip süründürmesiydi. Böylece bürokratlar ve politikacılar iyi-kötü hayatın devam etmesine izin verecek, ama bütün kötü durumlar için piyasayı suçlayabileceklerdi. Artık insanların hayatlarına müdahale için yeterli gerekçelere ve araçlara sahiptiler!

Bir elektrik zammını eleştirmek için neden mi bu kadar çok konuşup duruyorum? Çünkü meselem kesinlikle sadece elektrik zammı değil. Yargılamadan önce anlamak isteyenlere ulaşmaya çalışıyorum. Bir düşünün hayatınızı yönlendiren temel ihtiyaçlarınızın ne kadarını kendi tercihleriniz doğrultusunda edinebiliyorsunuz? Tamam, belki caanım İsviçre çikolatası olmasa da, “laik” ya da “yeşil” çikolata markalarını az çok rekabete dayalı piyasadan ucuza temin edebiliyorsunuz. Peki, hayatınızın ilerleyişinde çok büyük yeri olan elektrik, petrol, doğal gaz, su gibi ihtiyaçları satın alırken tercih hakkınız hiç oldu mu? Yolların nerden geçeceği ve kalitesinin ne olacağını belirlemek hayal gücünüzün dışında ise en azından hâlâ hızlı trenleri kullanacağınız günlerin beklentisi içinde olmanız garip değil mi? Külüstür Şahin marka arabaların 6-7 bin YTL ediyor olmasını sadece talep-arz kanunuyla açıklayabilir misiniz? Halkın büyük bir kısmının hayat tarzına savaş açmış medya organlarının en güçlü ticari kuruluşlar olması müşteri memnuniyetinin neresinde yer alıyor acaba? Çocuğunuzun istediğiniz okulda ve sizin seçtiğiniz müfredat programına göre okutuluyor olması çok mu ütopik? Sigortanızı istediğiniz şartlara göre yapamıyor, yeni bir hastane açmak için bile bürokratların o hastanenin sizin ihtiyaçlarınız için gerekli olup olmadığına karar vermesini bekliyorsunuz.

Kabul edin, devlet resmen, üretmememiz ve refah seviyemizi yükseltmememiz için elinden geleni yapıyor ve kısmi başarıları için sevinmemizi, dört senedir elektriğe zam yapmadığı için onu takdir etmemizi istiyor. Çevrenize bakın, hastanelerde kuyruk, okullarda kötü öğretmenler, yollarda trafik, pazarlarda yüksek fiyatlar görürseniz gözünüzü kamu binalarına yöneltin. Varlığından bile habersiz olduğunuz garip isimli bir sürü “saatleri ayarlama enstitü”lerinin kararları sizin yerinize verdiklerini göreceksiniz. Üstelik, bürokratlar tüm bunları yaparken sizden daha akıllı olduklarını ve sizlerden daha “ulvi” bir görev uğruna çalıştıklarını düşünmektedirler.

Son üç yüzyıldır modern hayatta insanların yaşam kalitesini yükselten her buluş bireyler tarafından keşfedilmiş ve serbest girişimciler tarafından kitlelere mal edilmiştir. (Tabi NASA’nın Aya çıkışını saymıyorum. Armstrong’un insanlık için o büyük adımı sayesinde milyonlarca açın karnı doymuş ve birçok girişimce yatırımlarına sermaye bulmuştur!) Elektriğin icadı ve halk kitleleri tarafından yaygın kullanımı da bunun dışında bir örnek değildir. Türkiye kesinlikle bir elektrik krizinin içindedir. Elektrik üretimimizin yaz için bile yetip yetmeyeceği meçhuldür. Ama bu durum çözümsüz değil. Enerji piyasası regülasyonlarını kaldırın; girişimcilerin üretmesine kullanıcıların tercihte bulunmasına izin verin; fiyat mekanizmasının çarpıtılmasını önleyin. Elektrik zamları yerine fiyat indirimlerinde rekabeti tadın. Hiçbir açıklama yapılmadan kesilen elektriğiniz nedeniyle yarım kalan işleriniz için ya da bozulan binlerce liralık elektronik aletleriniz için daha fazla endişe etmeyin. Kim bilir belki bundan sonra daha fazla tercihte bulunmak dahi isteyebilirsiniz.

* Hurfikirler , 1 Temmuz 2008

Son Güncelleme ( Pazartesi, 14 Temmuz 2008 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans