|
Bu gözlerinden ateş çıkaran adamın hikâyesidir. Geçer köşesine gözlerinden ateş çıkaran adam ve başlar konuşmaya: Kendi gibi düşünmeyenlere kin kusarak başlar söze. Onun gibi düşünmeyenler sallandırılmalıdır Taksim'de. Onun gibi düşünmeyen iktidarlar yıkılmalı, onun istediği kişiler iktidar olana kadar seçimler yenilenmelidir. Onun desteklediği partiyi desteklemeyenler bilinçsiz, cahil, bir şey bilmezdir. Onun sevmediği iktidarlar indirilmeyi hak etmiştir mutlaka. Değişmez doğrunun değişmez belirleyicisi mutlaka odur. Hakkın, hukukun, demokrasinin, bireylerin seçme hakkının ne önemi var ki, yeter ki gözlerinden ateş çıkan adamın istediği olsun. Onun istediği gibi giyinmeyenlerin tamamı irticacı, onun düşündüğü gibi düşünmeyenlerin tamamı ulusal bir tehdittir.
Demokrasiden acayip tırsar gözlerinden ateş çıkaran adam. Çok partili döneme geçişi bir karşıdevrim olarak görür. Ona göre darbenin iyisi kötüsü de vardır. 12 Eylül'e ucu kendisine dokunduğu için karşı çıkar. 27 Mayıs'ı bir devrim, 28 Şubat'ı zaferlerin en büyüğü olarak görür. 27 Nisan elektronik muhtırası da sevindirmeye yeter onu. Askeri darbeye karşı olanları ordu düşmanı olarak göstermeye çalışır. Ötekileştirmelere karşı çıkanları satıcı, işbirlikçi ilan eder. Ağzından köpükler çıkararak etrafa hakaretler yağdıran köşe yazarları çok hoşuna gider. Onun için ilkeli yazar olmanın yolu önüne gelene ana avrat düz gitmektir. 5 yaşındaki çocukların bile inanmayacağı komplo teorilerine çok rağbet eder. Hukukun ihlali, 367 rezaleti rahatsız etmez onu. Onun hukuk devletinden anladığı, bürokratik oligarşinin çıkarlarına hizmet eden yargıdır. Uydurduğu komplo teorilerine kendi bile inanmaz, ama maksadı farklıdır: Önemli olan kendi içine kapanmış, pısırık, bütün dünyaya düşman bir ülke; Birbirlerine tahammül edemeyen insanların olduğu, ölümüne kamplaşmış bir millet... Ben neler biliyorum bir bilseniz havalarındadır. Sözde, her türlü tehdidi onun önceden sezebilme yeteneği vardır. Hayat felsefesi çok açıktır: "Çamur at, izi kalsın" Elini kaldırıp önüne gelene "Sorosçu, AB'ci, satılmış ve işbirlikçi" dörtlüsünden en münasibini söyler ve geri çekilir. Attığı çamuru kanıtlama gibi bir çabaya asla girişmez. Çünkü böyle bir duyarlılığa onun gibi haysiyet ve şeref yoksunu bir siyaset anlayışında yer yoktur. Bu dört kelimeyi yasaklasanız kuracak cümle de bulamaz zaten. İftira at geri çekil taktiğini uygular, fakat stratejisinin başarısız olduğu desteklediği adamların bir baltaya sap olamamasından rahatlıkla görülmektedir. Sözde vatansever çetelerin hukuksuzlukları, yolsuzlukları, düzenbazlıkları asla rahatsız etmez onu. Halkı cahillikle, bilinçsizlikle suçlar ama kendi her vatanseverim diyenin peşine sorgusuz sualsiz takılır. Herkesi ahlaksızca ötekileştirir, daha sonra da ötekileştirdiklerine nefretini kusar. Ötekileştirdiklerine nefretini kusarken adeta orgazm olur, gözlerinden ateş çıkar. Hobileri arasında “Ordu Göreve” yazılı pankartlarla halay çekmek, sokak sokak dolaşıp darbe çığırtkanlığı yapmak vardır. Doğduğundan beri fikirsel olarak bir adım bile ileri gidememeyi tutarlılık olarak görür. Fakat solcu bir faşizm yaratma konusundaki başarısı kimin daha tutarsız olduğunun en açık kanıtıdır. Kısacası herkesi yargılamaktan kimse kalmamıştır yanında. Ama onun en büyük besini nefrettir. Nefretle doldukça gözlerinden daha iyi ateş çıkar. Yardımcı besin olarak da iftirayı kullanır. Ne diyelim, Gözlerinden ateş çıkaran adam bizden uzak olsun! * Burak BAŞKAN Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi |