Anayasa Mahkemesi’nin skandal kararından sonra, ağır ağır yaklaşan darbeyi halka normal bir şeymiş gibi göstermeyi kendine misyon edinen bazı kesimler, şu kelamı ağızlarından eksik etmez oldu. “ Bu sürece gelinmesinde AKP’nin de çok büyük payı var ... “ Malum çevrelere göre, AKP’nin suçu, ülkenin gündemini türban meselesi ile germek imiş.. AKP’nin sonucunu bile bile, bu yasa değişikliğinde ısrar etmesi imiş.. Bu tablo, aklıma şu örneği getiriyor: Bir bayan, mini eteğin 85 yıldır uğramadığı Çarşamba mahallesinde mini etekle dolaşıyor. Bayanı gören Çarşamba mahalle kadısı bayana tecavüz ediyor. Oradan geçen kaypak şahitler de, “ O bayan da mini etek giymeseydi, bu tecavüz olmazdı” diyor.. Peki ama sormazlar mı adama; “Tecavüzcünün hiç mi suçu yok” diye?
AKP, sivil anayasayı ister getirir, ister getirmez. Siyasi iktidar, bireysel özgürlükleri tehdit etmediği sürece, oluşturacağı politikaların önceliklerini, hem kendi içindeki üst karar mekanizmasına hem de tabanında atan nabza göre belirler. AKP, hiç bir zaman demokrat bir parti olma iddiasında olmadı. Sadece siyasi ortam o kadar berbat bir halde idi ki, liberal demokrat entelijansiya, Türkiye’de artık yapılması şart olan özgürlükçü siyasi ve sosyal reformların gerçekleştirilmesi için AKP’ye demokratlık misyonunu yükledi. AKP, gel zaman git zaman, AB’ye entegrasyon sürecinde ve bazı yasa değişikliklerinde bu misyonu layıkıyla üstlendi. 301, Sivil Anayasa, Kürt Meselesi gibi olaylarda ise, ana arteri olan muhafazakar çizgisini korudu. Böyle karmaşık bir sentez içerisinde elbet yapacağı bir çok yanlış da olacaktı. Yanlış yapmak, meşru zeminini kaybetmediği ve birey temel hak ve özgürlüklerini gaspetmediği sürece, AKP’nin en doğal hakkıdır. Siyasi iktidarlar, mutlaki güç değillerdir. Birileri gelir, iyi şeyler yapar, bunun yanında hata da yapar. Ne zamanki hataları, fayadalarından daha çok hissedilir kamuoyunda, o zaman seçimler geldiğinde, iktidar el değiştirir. Yeni iktidar, bu hatalardan ders çıkarıp, faydalı şeyler ortaya koymaya çalışır. Ve bu böyle sürüp gider. Demokrasinin gereği budur. (Her ne kadar tasvir ettiğim demokrasi modeli, benim idealimde yatan liberal demokrasi modeline uymasa da, bunu bile bulamadığımız için ülkede, böylesine basit bir anlatım yolunu tercih etmek zorunda kalıyor insan ister istemez..) Amma velakin, hiç bir kurum ya da kuruluş, bir partinin meşru siyasi hatalarını ya da yanlışlıklarını, kendi haddini aşan bir pozisyon ile düzeltmeye kalkamaz. Bir başka ifadeyle, AKP’nin sivil anayasa yerine sadece türban değişikliğine gitmesi, siyasi iktidarın siyasi bir tercihidir. Bu tercihi doğru bulabiliriz, yanlış bulabiliriz.. Bu durumdan memnun değilsek, alternatif iktidar arayışlarına gitmemiz bizim en doğal hakkımız. Ama bunu yapmanın yolu, anayasada kendisine verilen yetkinin dışına çıkarak kuvvetler ayrılığı ilkesini hiçe sayan bir yargı kurumunun müdahalesi olmamalıdır.. Anayasa Mahkemesi’nin yaptığı düpedüz yasamaya tecavüzdür. Ve tecavüzcülerin cezalandırılması gerektiği yerde, mini etek giydiği için tecavüze uğrayan AKP’nin üstüne gitmek, düpedüz art niyetlilik ya da akli sapıklıktır. |
|
|
Türban
Yazan:: KEMALİST (Misafir) Tarih: 18-12-2008 16:41