| Pilav Üstü Liberalizm * |
|
|
| Yazar Kerem Alkin | |
| Perşembe, 29 Mayıs 2008 | |
|
Liberal ekonominin gereklerini en fazla hayata geçirerek sağlamlaştırmış bir part Dünya petrol, altın ve emtia fiyatları rekor seviyelerde dolaşmayı sürdürürken, hisse senedi yatırımcıları cephesinde önemli bir konu, üretim maliyetlerini olumsuz yönde etkileyen bu sürecin şirket kârlarına nasıl yansıyacağı yönünde. Reel sektör için iki önemli sorun öne çıkmakta; birincisi mal ve hizmetin üretim maliyeti yükseliyor, ikincisi gerek küresel rekabet baskısı, gerekse de iç talebin zayıf seyretmesi nedeniyle, firmaların maliyetlerindeki artışı fiyata yansıtma imkanları daralıyor. Özellikle, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin büyük bir bölümünde merkez bankalarının para politikasını sıkılaştırma eğilimleri güç kazanmakta. Nitekim, ABD Merkez Bankası'nın (FED) 30 Nisan'daki son indirim kararından sonra, politika faizini sabit tutma veya enflasyon riski daha da artarsa, yükseltme eğilimi gösterebileceği ifade edilmekte. Reel sektör çözüm arıyor Söz konusu küresel enflasyon baskısı ve merkez bankalarının para politikası duruş değişikliği, reel sektör açısından hem yurtiçi talep, hem de dış talep boyutunda ihracat pozisyonları için yeni çözümleri ve bağlantıları gündeme gerektirmekte. Bu nedenle, 16 Ocak'tan bu yana dünya ekonomisinde küresel sıkıntıların arttığı bir süreçte, şirket birleşme ve satın almalarının belirli bir tempoda devam etmesini, yukarıda bahsettiğimiz koşullara bağlayabiliriz. Yani, hammadde ve enerji maliyetlerinin yükselmesi, çok uluslu şirketleri maliyetlerini azaltmak için her türlü yol ve yöntemi aramaya ve oluşturmaya yönlendirmeyi sürdürecek. Bu noktada, gerek gelişmiş, gerekse de gelişmekte olan ekonomilerde, hükümetlerin kendi reel sektörleri tarafından yerel enerji ve hammadde kaynaklarının geliştirilmesi için daha fazla teşvik vermeleri yönünde baskı altına alınacakları da ifade edilebilir. Nitekim, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, biz bu satırları kaleme alırken henüz gerçekleşmemiş olan, Diyarbakır konuşmasında, GAP'ın en kısa sürede tamamlanması ve Türk reel sektörü açısından sağlaması beklenen yerel kaynak desteğinin reel sektörün önemli bir beklentisi olduğu vurgulanmalı.
Havayolları iç hatları azaltıyorEnerji ve akaryakıtın ABD halkının günlük yaşamında neredeyse sudan daha önemli olduğu dikkate alındığında, son 3 yıldır ortalama bir Amerikan ailesinin aylık harcamaları içerisinde akaryakıt ve enerjiye harcanan paranın neredeyse yüzde 40'a yakın artmış olması, ciddi tartışmaları da beraberinde getiriyor. Mortgage krizi ABD halkının endişelerini artırmış ve tüketim eğilimini zayıflatmış olabilir. Ancak, enerjiye harcanan paranın her geçen gün artmasının da Amerikan ailelerini tüketimden soğuttuğu unutulmamalı. Nitekim, ABD Hava Ulaşım Derneği, bu yaz ABD'deki iç hat uçuşlarında yolcu sayısında azalma olmasını bekliyor. Nitekim, yakıt fiyatlarının artması ve ekonominin yavaşlamasıyla, havayolu şirketleri iç hatlara daha az sefer ayırmakta. Uçakların iç hat uçuş ve koltuk adedini azaltması da, arz-talebin altın kuralı olarak, bilet fiyatlarını arttırıyor. ABD halkının yaz tatilinde arabayla ve uçakla seyahat etmekten vazgeçmesi, ABD ekonomisi için tartışma konusu olan durgunluk endişelerini doğal olarak besleyecek. Nitekim, eski FED Başkanı Greenspan, ABD ekonomisi için durgunluk riskinin yüzde 50'yi aştığını belirtti. Artan yakıt fiyatlarıyla, bir yıl öncesine göre, Amerikan havayolu şirketlerinin yakıt masrafları yüzde 80 artmış durumda. Havayolları, doğal olarak masraflarını biletlerin fiyatını artırarak karşılıyor. Bu nedenle, Havayolu Ulaşım Derneği, gerek durgunluk, gerekse de artan bilet fiyatları nedeniyle, yaz aylarında ABD'de bilet satışlarının geçen yıla oranla 2 milyon civarında azalmasını bekliyor.
Bankalara kart darbesi Dünya ekonomisi, artan hammadde ve enerji fiyatlarıyla nasıl baş edeceğini, yükselen maliyetlerin yanı sıra, artan durgunluk endişelerini nasıl bertaraf edeceğini tartışa dursun, Türkiye'de perakende sektörünün darbe üstüne darbe yediğini gözlemliyoruz. Sigara yasağının genişletilerek uygulanmaya başlandığı 19 Mayıs'tan bu yana, kapalı mekan olarak alışveriş merkezlerini ziyaret eden müşteri sayısında ciddi azalma söz konusu. Açık mekanı olmayan alışveriş merkezlerinde (AVM) geçtiğimiz hafta sonu, adeta İstanbul'un yarısı tatile çıkmış gibi ciddi bir tenhalık söz konusuydu. AVM'lerdeki restoranlar ve kahve dükkanları, yasak başladığından bu yana yüzde 70 oranında müşteri kaybına uğradıklarından söz ediyorlar. İşte, bu esnada gündeme gelen kredi kartı faizlerine yönelik yasa tasarısı, moralleri daha da bozdu. Kredi kartı kullanma adabını bilmeyen bir grup kart sahibinin medyaya konu olan mağduriyet hikayelerinden yola çıkarak, bankaların kredi kartına uyguladıkları faizi sınırlamayı öngören yasa tasarısı, daha liberal bir Türk ekonomisi için çok önemli adımlar atmış bir Hükümet açısından uygun düşmüyor. Kısa bir hatırlatma; geçtiğimiz eylülde ABD'de konut kredisi sektöründe mortgage krizi patlak verdiğinde, kredi kartı faizleri bir ara yüzde 11,69'a kadar yükseldi ki, bu ABD halkı için hayli ağır sayılabilecek bir faiz artışı. Bankacılık sektörü, bu konuyu rekabetle çözecektir. Zaman içinde, kredi kartını kullandırmak isteyen bankalar, enflasyon ve faizlerin seyrine bağlı olarak, faizlerini müşteri çekebilmek adına mutlaka düşürecekler. Bu nedenle, bankaların kredi kartında taksitlendirmeyi kaldırmayı tercih edecekleri bu yeni düzenleme, reel sektör için, iç talebin daha da daralması anlamına gelebilir. Bu durumda, AVM yönetimleri için ciddi bir mücadele dönemi gözüküyor. * 28 Mayıs 2008, Referans |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 28 Mayıs 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


i ve ekonomi yönetiminin dahi zaman zaman popülizme kaçması bu coğrafyanın özelliği olsa gerek. Küresel ve yerel kâr endişeleri ise tırmanıyor.