| Haşim Kılıç'tan Özgürlükçü Mesajlar 3 - ( Düşünce ve İfade Özgürlüğü) |
|
|
| Yazar Haşim Kılıç | |
| Pazartesi, 28 Nisan 2008 | |
|
" .. Irkı ve rengi ne olursa olsun, inansın inanmasın, her insanı aziz kılan, kendini ifade edebilmesi ve insan olma onurudur. Düşünceyi ifade özgürlüğünün “içinden düşün”, mantığına indirgenerek hapsedilmesi bu özgürlüğün ortadan kaldırılması ile eşdeğerdedir. Herkesin aynı şekilde düşünmeye ve inanmaya zorlandığı bir ülkede çoğulcu demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Tek doğru anlayışı etrafında toplumu şekillendirmek isteyen bir siyasi yapı, bir adım ötede siyasi vesayetçiliğin tuzağına düşecektir. Vesayetçilik, bireyin ve toplumun henüz olgunlaşmamış, iyi ve kötü ayrımını yapamayan varlıklar olarak görülmesinden kaynaklanır. Alman filozof Kant’ın ifadesiyle, tasavvur edilebilen en büyük despotizmin doğduğu yer de tam burasıdır. Bireyin siyasal yapının oluşumuna özgürce ve eşit olarakedemediği, bir azınlığın ya da çoğunluğun inançları nedeniyle siyasal katılımdan uzaklaştırıldığı yerde demokrasi olmayacağı lâiklikten de söz edilemez. Özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi olanı yani “öteki”ni kendi varlığının ve var oluşunun teminatı olarak görmeyip onu yok edilmesi gereken bir “düşman” olarak nitelediği müddetçe, çağdaş demokrasinin muhtaç olduğu hoşgörü çoğulculuğu sağlamak mümkün değildir. İşte tam da bu laik devlet gücüne yaşamsal değerde ihtiyaç duyulmaktadır. Çoğulcu ve katılımcı devlet, bir orkestra şefi gibi farklı ahenkli hale getirme becerisini gösteren, maskeli toplum ikiyüzlü birey ahlakının oluşumuna izin vermeyen devlettir. Gücünü özgürlüklerden alan demokrasinin özgürlük alanını genişlettikçe bağışıklık sistemini de güçlendireceği açıktır. Toplumu kendi içinde ayrıştıran, onu devletine karşı soğutan, insanlık onurunu işkenceye tabi tutan bir yönetim anlayışı çağdaş dünyada yer bulamayacaktır. Hukuk dışı yollardan güç alarak rejimi ya da ülkeyi kurtarma girişimlerinin ülkenin batışını hızlandırmaktan başka işe yaramayacağı bilinmelidir. Gün, ayrılıkları öne çıkarma, toplumsal ve siyasal kutuplaşmaları körükleme günü değildir. Gün, farklılıklarımızı zenginlik kabul edip bir arada, refah ve özgürlük içinde yaşamak için elimizden geleni yapma günüdür. Gün, demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti olarak çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için bir adım daha atma günüdür... " BİTTİ |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


