| Medya Savaşları |
|
|
| Yazar Sarp Dirican | |
| Salı, 01 Nisan 2008 | |
|
İki kanada ayrılan medya maalesef Doğan Medya Grubu ve diğerleri diye ikiye ayrıldı ... 28 Şubatın kartelci zihniyeti bir anlamda evrimini tamamladı. Savaşın en yoğun yaşandığı cephenin bir yakası ulusalcılardan oluşuyor diğer yakası liberallerden... Ulusalcıların çoğunlukta bulunduğu gazetelerden Hürriyet , Milliyet , Radikal , Vatan , liberallerin çoğunlukta olduğu diğer büyük gazete Sabah'ı salvo atışlarıyla yörüngesinden çıkarmaya , argümanlarıyla değiştirmeye , dönüştürmeye çalışıyor ... Hepsi bir ağızdan AKP rejimi değiştiriyor siz de işin içindesiniz veya alet oluyorsunuz diyorlar . Değişmesin diye sözde BÜYÜK bir mücadele veriyorlar. Fakat iş gerçek demokratlık ayrımına geldiğinde yan yollara sapabiliyorlar , bu çeteler kötü bir şey "ama"larla başlayan cümleler bittiği anda sade bir yurttaş olarak kendinizi o çetelere yakın hissediveriyorsunuz . Mesela ergenekon meselesi açıldığında sonuna kadar gidilsin diyorlar. Ama soruşturma kapsamında eldeki delillere dayanılarak gözaltına alınanların ardından ciddi yaygara kopartıyorlar. Yaygara kopartmayan veya önce bir anlayalım diyenler ise her türlü hakarete maruz bırakılıyor... Danıştay saldırısı ve cumhuriyet gazetesine bomba atan şahsın , ergenekon çetesinin içinde olduğu için tutuklanan birisiyle aynı fotoğraf karesinde olması habercilik olayı değil onlar için, ama akmerkezde namaz kılan bir adamı görüntülemek CİDDİ bir gazetecilik olayıdır ... Gelelim ana meselemize ... Ergenekon çetesi önce başka amaçlarla kurulmuş , AKP geldikten sonra iktidarı yıkmaya odaklanmış adları her türlü pis işe karışmış ve hepsinden önemlisi 2009'da orduya bir darbe yaptırtmayı planlamış ve içinde bulunanlar sebebiyle bu ülkenin bir çok saygın kurumuna zarar vermiş bir çete ... Bu laik vatansever çetenin içindeki birisiyle , LAİK cumhuriyetin kalesi saydığınız yerlere saldıranın bir ilişkisinin saptanması nedir ki ? Aslında şöyle diyorlar : " - Yahu boşversene sade vatandaş gel sen bak bak sana ne göstereceğim? Bak görüyor musun şu şu şu haberi, AKP şeriat getiriyor ona oy vermeyin..." İşin tuhafı tek bir kafa, istisnalar dışında tek sesli , tek gövdeli bir yayın organı. Doğan Medya Grubunun adeta bir "HYDE PARK" olduğunu iddia eden Aydın Bey'in , özellikle bu gazetelerin manşetlerini , yaptığı haberlerini ve satır arası mesajlarını tekrar tekrar okumasını tavsiye ederim. Bu Hyde Park'ın zaman içinde nasıl Robinson Crusoe'nun adasına dönüştüğünü herhalde görecektir... Mesela AKP, AB ile ilişkileri düzgün tuttuğu ve iyi götürdüğü zaman AB'yi tehdit olarak sunan bu kafa ; AKP, AB işini savsaklamaya başlayınca vah AB gitti AB diyerek bu seferde AKP'nin Türkiyeyi AB yolunda yürütmek istemediğini , medeniyetler birliğine girme düşüncesinin sadece askeri vesayetten kurtulmak için by-pass yolu olduğunu iddia ederek çok inandıklarını ifade ettikleri AB gibi büyük bir projeye hangi gözlüklerle baktıklarını çok açık göstermiş oldular... Olası bir askeri darbeye sözde hayır diyen bu kafalar yarın askeri darbe olsa hemen kolluk kuvvetleriyle kolkola yürüyüp "efendim darbe oldu ama şundan bundan oldu " diyerek darbeyi halka anlatma görevini üstleneceklerdir. Ne de olsa darbeyi yapanlar laik ve vatansever insanlar ... İşte demokrasiyle arası bu denli uzak olan bu tip kafalar iş demokratlığa geldiği zaman en büyük demokrasi aşığı olduklarını iddia ederler. 27 Mayısı tekrar tekrar kutlarlar , 28 Şubata selam çakarlar , 12 Martın haklı olarak yüzüne tükürürler gerçi 9 Mart olsa hemen onun sebeplerini açıklamaya çalışırlardı o da ayrı mesele... Bu kafalar son günlerde Taraf , Sabah , Yeni Şafak ve Star gazetelerini kendilerine düşman bellediler... Elbette herkesin her yaptığı doğru olamaz. Ama çıpanın AB olması gerektiğini savunan ve bir an önce o gündeme dönülmeli , AB yolunda yürümeyi bıraktınız diyerek bu anlamda sürekli hükümeti eleştiren bu yayın organlarına haksızlık edilmemeli ... Bu arada Sabah'ı eleştiren bazı gazetelere ayrı bir parantez açalım, eski Sabahçılar , eskiden yıkmaya çalıştıkları Sabahın eskisi gibi olmadığını iddia ettiler. Eski Sabahçılar , Sabahın , eski günlere dönmesini istemezlerse sevinirim . Hatta bence "açtırma kutuyu söyletme kötüyü" sözünden hareketle bu cümleyi ağızlarına bile almamalılar. Son olarak şunu ifade edeyim koskoca medya dünyası elbette tek ses , tek yürek , tek vücut olamaz, bunu çok iyi bilen tüm gazeteci abilerimize ablalarımıza , sokakta herhangi bir gerginlik olmadığını hatırlatmak isterim. Fakat işlerin bu hale gelmesinde ve AB rotasından sapılmasında AKP ve CHP ne kadar kabahatliyse sizlerin de "bu maçı alcez başka yolu yok" diyerek ayrı ayrı takımlara bölünerek ve kendi aranızda savaşarak memlekete zararınızın dokunduğunu hatırlatmak isterim ... Sıra polyanna tarafımda : rica ediyorum artık birbirinize vurmayı bırakın ... Hep beraber elele demokratik cumhuriyetimizi AB'ye sokmaya çalışalım ... |
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 24 Mayıs 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Medya, yıllardır farklı görüşte yer alanların birbirlerini ince ince ti'ye aldıkları hafif hafif takıldıkları yumuşak yumuşak şakalaştıkları bir ortamın içindeydi (darbe dönemleri hariç). Geçmiş zaman eki kullanıyorum çünkü o tatlı tatlı nasreddin hoca misali dokundurmalar yerini yok etmeye çalışmaya , çifter çifter toplarla karşı tarafın surlarını yıkmaya çalışmalarla bambaşka bir boyuta geçti...Gül memeler değil bu dom dom kurşunu...