| Çelişkili bir Ekonomi Yazısı; Türkiye için bu Siyasi Kriz Ekonomik Fırsat mı? |
|
|
| Yazar Alper Akalın | |
| Perşembe, 27 Mart 2008 | |
|
Ama bence yapılması gereken de budur... Bu ülke 80 yıldır, aynı Ama unutulmamalıdır ki; demokrasi ve refah, (çoğu otoriter, refahın yerine laiklik koyarak da yapar aynı tanımı) beraber yürüyen iki olgudur. Demokrasiyi tam anlamıyla sindirememiş ülkelerin, ekonomik zenginliğe ulaşması pek zordur. Bu durum, tam tersi koşul için de geçerlidir (2) . Yani, yeterli ekonomik refaha sahip olamayan toplumların, özgürlükçü bir demokrasi anlayışını ülke içinde tesis etmeleri neredeyse imkansızdır. Bu yüzden, ülkede ne yaşanırsa yaşansın, ekonomi daima öncelikli olarak konuşulmalı ve tartışılmalıdır... Gel gelelim, bahsettiğim siyasi kriz ortamında, ekonomimiz nasıl ilerlemekte; sanırım, bu soruya yanıt aramakta fayda var. Bir ülkedeki mal ve hizmetlerin üretimindeki iyileşme, doğrudan o ekonomideki kronik sorunların çözümüne yardımcı olacağı, bilinen bir gerçek. Bu gerçeği, Türkiye’ye bağlayalım; ülkede işsizlik ve cari açık gibi baş gösteren iki kronik sorunun akibeti, büyük ölçüde, sanayici kesimin karşılaşacağı gelişmelerle parelellik gösterir. Olumlu açıdan yaklaşırsak, sanayici daha çok ürettiği ve dolayısıyla kar ettiği sürece, istihdam artacak, ülkeye daha çok döviz girecektir... Son dönemde, yerli sanayici kesim tarafından dile getirilen sıkıntı, üretimin artmasının yanında karlılığın aynı derecede artamamasıdır (3). Karlılığın düşmesinin en büyük nedeni, son on yılda yaşanan global rekabet. Türkiye artık bütün dünyaya açık bir pazar. Bu durumda, yerli üreticinin, karlılığını arttırabilmesi için, dış ülke pazarlarından pay alması ve yurtdışına açılması bir gereklilik olarak gözüküyor... Zira, yerli pazarda artan rekabet, yerli üreticiyi fiyat kırmaya itiyor; bu da doğal olarak, karlılığı düşürüyor... Yaşanan siyasi çıkmazı buraya bağlamak gerekirse; son yerli kriz ve dünyada yaşanan finansal kredi krizi, bizim borsaları düşürdü, dövizi zıplattı. Bazı felaket tellaları ise, kötü senaryolar yazmaya başladı bile... Bence, bahsedilen gelişmeler çerçevesinde dövizin değerinde yaşanan bu yükseliş (4), sanayici açısından iyiye işaret. Yüksek faiz politikası yüzünden, suni olarak aşırı değerli seyreden YTL, belki bu mini kriz vasıtasıyla, daha gerçekçi bir değere ulaşırsa, yerli üretici de, dış pazarda rekabet gücünü arttırabilir. Sanayicinin karlılıkta yaşayacağı iyileşme ve ihracattaki artış, kısa vadede, cari açık ve işsizlik verilerinde belirli bir iyileşmeye neden olabilir diye düşünüyorum... Yazının ana fikri ile tezat bir sonuca ulaşsam da; ülkenin şu sıralar demokrasiden uzaklaşması, aslında sanayici için o kadar da kötü sayılmaz. Tabi, bu kısa vadeli bir bakış açısıdır. Lütfen bu argumanımı, uzun vadeye yaymayınız.... 1- Bu tabiri ilk Yıldıray Ogur’dan duydum, çok hoşuma gitti itiraf edeyim 2- Heritage Foundation Research, Economic Freedom Underpins Human Rights and Democratic Governance, 18 March 2008 3- Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Koçer'den hükümete eleştiri, Kenthaber, Nisan 2004 Kimse kızmasın, tekstilde rakamlar iyi! Ama kâr edemiyoruz, Zaman, 26 Mart 2008 4- Internet Haber, 26 Mart 2008
|
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 28 Mart 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

