Bir Sosyaliste Mektup (2) Yazdır E-posta
Yazar Emin Türksoy   
Pazartesi, 11 Haziran 2007

Can Bey,

İlk olarak yazılarınız içinde “Sosyalizm ve İnsanlık” başlıklı yazınızı okumuştum. Nedeni, kafamda “kölelik ve insanlık” diye okumamdan kaynaklanıyordu. Devlet organizasyonun insan doğasına ters olduğuna inanan bir liberal olarak liberalofis.org’da ilk yazımda da söylediğim gibi kolektivist sistemler (sosyalizm gibi) köleliği gelin ederek insanları güvey girmeye zorlar. Sosyalizmin askeri bir kışla(emir komuta zinciri) hayatından da farkı yoktur.

 

“Sosyalist sistemlerin açık başarısızlığı ve akıl almaz vahşeti, ideoloji tercihini bir bilgi ve tecrübe meselesi değil, bir iman meselesi hâline getiren aydınların kafa gözünü de kalp gözünü de açmaya yetmedi” (YAYLA,2005)

 

Yazıda, “En basitinden, bu kişilerin yazdıkları kitaplarda ve makalelerde ne sömürgeciliğin ne de ırkçılığın kınandığı görülür”. Irkçılığın veya başka birşeyin uğursuz olduklarını tek tek söylemeyen yazarları sizin yazınıza göre destekliyor şeklinde mi anlamalıyız? Siz hiç ırkçı liberal gördünüz mü veya sömürgeciliği savunan bir liberal. Liberalizmde kendine hak gördüğünü başkasına da hak görme prensibi varken, ayrıca evrensel değer olarak sunduğu insan hakları zaten öteki din, dil, ırk, renk, cinsiyet ayrımı yapılmaması gerektiğini savunurken liberalizmin ırkçılığı savunduğu anlamı çıkmıyor. Emperyalizmi kolayca kapitalizme yıkmak ne kadar ucuz bir yol. Sovyet Rusya’nın sosyalizmi yayma adına yaptığı katliamları inceleyelim isterseniz. Savaşlar incelendiğinde nedeni ideolojik amaçlar veya güç sahibi olmuş koltuk sahibi devlet liderlerinin koltuk koruma adına yaptığı icraatler olarak ortaya çıkar. Savaşları devletler yapar. Bir bakkal asla savaş istemez, çünkü işleri azalır... Yazıda, ”Nazizmin de temelleri kapitalizme dayanmaktadır”,  “1923 yılında “Birahane Darbesi” olarak adlandırılan başarısız bir darbe girişiminde bulunduktan sonra tutuklanıp mahkemeye çıkartılan Hitler, burada şunları. Nazı Almanya’sında Reischbank başkanı ve ekonomi bakanı olan Walter Funk, savaştan sonra kurulan Nürnberg mahkemesinde şunları anlatıyor: ‘.. Führer gerek benim ve gerekse ona tanıştırdığım belli başlı sanayicilerle yaptığı konuşmalarda, kendisinin devlet ekonomisi ve planlı ekonomi denen şeyin düşmanı olduğunu, özgür teşebbüs ile rekabeti en yüksek üretim düzeyine varabilmek için zorunlu saydığını sık sık ve tekrar tekrar belirtmişti.’. Görüldüğü üzere Hitler’in sosyalizm ile en ufak bir ilgisi dahi yoktur ve liberaller tarafından desteklenmektedir.” Bu yazdıklarınız kaleminizden kasıtlı olarak çıktıysa, adınıza çok üzüldüm. Hani vardır ya ayağı taşa takılsa “kahrolsun kapitalizm”...Nazizmin temelleri kapitalizme dayanmaktadır iddianız hiçbir destekleyici olmadığı için havada kalmış. Gerekçelendirme olarak mahkemede canını kurtarmaya çalışan bir adamın dedikleri sayılamaz herhalde. Hitler dönemini anlatan filmleri izlediğimde halk yönetim için “nasyonel sosyalizm” adlandırmasını yapıyordu. Yönetime bakıldığı zaman, yönetimin tek elde toplandığı ve sonsuz güç verilen bir devlet sistemi, muhalefetin varlık göstermesine izin verilmemesi, üretim araçlarının tek elde toplandığı sistem, çok tanıdık geldi değil mi?. Fark olarak sosyalizmden Inter-nasyonel değil, nasyonel bir sosyalizm uygulaması görülüyor. Aralarında bu kadar ortak nokta varken aralarındaki ilişki ancak kardeş kavgasıdır. Anlamadığım bir şey var, sınırlı devlet, sadece adalet ve güvenliği sağlayan devleti savunan liberalizm nasıl olur da eli kolu her tarafa uzanan bir dikdatörü desteklemektedir. Bunu nasıl çıkardınız? Üstelik bir felsefenin(maksizmin) ortadan kaldırılmasını ve yönetimin tekelde toplanmasını isteyen bir adamın “liberaller tarafından desteklenmektedir” ifadesi, sosyalizmle kardeş olan nazizmin iğrençliği sosyalizme de yansımasın amacıyla kullanıldığı açıkça gösteriyor. Bunlara ek olarak, Hitler bir Stalin aşığıdır. Yaptıkları katliamlar ve yönetme biçimleri açısından Hitler ve Stalin’in çok ortak yönü vardır.

 

Yazıda, “Nitekim Hayek ‘Şahsen ben, liberal bir diktatörü, liberalizmin olmadığı bir demokrasiye tercih ederim,’ diyerek diktatörleri desteklediğini bir röportajında ifade etmiş”. Hayek’in demokrasiye bakışını biliyorum. O demokrasi yoluyla insanların haklarının çiğnenmesine karşıdır. Hayek, mesela 3 kişi biraraya gelse, 2 kişi diğer 3. kişiyi demokratik bir şekilde camdan atamayacağı gibi demokrasi yoluyla bireyin haklarının çiğnenmesinden korkmaktadır. Hayek, liberalizmsiz demokrasinin iktidarı özgürlük lehine sınırlama gücünü kaybederek diktatörlüğe dönüşeceğini de söyler. Yani, her şart altında hayat, hürriyet ve mülkiyet haklarının sağlanmasını istiyoruz. Dikdatörleri desteklediğini çıkarmanız, kusura bakmayın ama sizin art niyetinizden kaynaklanıyor. 2 şık söylüyor ve tercihini de. Buradan çıkardığınız sonuç “dikdatörleri desteklemek”se insana pes dedirtiyor. Modern “plancı”lardan biri olan Saint Simon, kendi planlarına itaat etmeyenlerin “hayvan” gibi muamele göreceğini açık açık söylemiştir. Bu cümleden olumlu bir anlam çıkarsa belirtin, merak ediyorum.

 

 Anlaşılacağı üzere, bu liberaller de aslında piyasa ekonomisinin kendi başına oluşan ve işleyen bir sistem olmadığını, piyasa ekonomisini kurmak için insanları bastırmak gerektiğini biliyorlardı”. Hayrola! Demeden geçemiyor insan. Serbest piyasayı şiddetle savunan, serbest piyasa için sınırlı devlet ve hukukun üstünlüğünü savunan, dünyanın çeşiti okullarında ders olarak okutulan kitapların sahibi liberallerin bu dediklerinizi savunmasının mantığı var mı? Böyle bir sonuca art niyetli kanaatlere sahip olmanızdan ve argümanlarının zayıflığını örtmeye çalıştığınızdan yaptığınızı düşünüyorum. İdeoloji uğruna insanlara şiddet uygulamayı tarih Marksist yönetimlerde görmüştür. Sosyalizm kurucuları özgürlük üstündeki niyetlerini Saint Simon örneğindeki gibi gizlemeyerek düşünce hürriyetini tüm kötülüklerin kaynağı olduğunu söylerler.

 

Yazıda, “Bütün bunlar, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde, bize liberalizmin özünde şiddetin ve tahakkümün yer aldığını bir kez daha gösteriyor”. Bu cümle artık beni zıvanadan çıkarıyor. Biraz bakalım dilerseniz sosyalizmin dünyaya nelere neden olduğuna... Tarihteki en büyük despotizmi yaratan Lenin, proleterya dikdatörlüğü “hiçbir şeyle, hiçbir yasayla sınırlı olmayan, yani mutlak suretle kurala tabi olamayan, doğrudan baskıyla iktidardır”. Üretim cihazlarının bekçisi devlet denetlenmesi imkânsız bir canavar yaratır. Bürokrasi zamanla nomenklatura adıyla anılan ayrı bir sınıfı oluşturur ve kendi çıkarlarına yönetimi kullanır. Bu şekilde, en temel ideali eşitlik olan bir sistem tarihin en katı ve en vahşi eşitsizliğini yapmıştır. Sistemin başarısızlığı idam mekanizmasını, insanlara şiddet kullanılmasını, insanların yargılamaksızın ve hemen “infaz”ı örneklemiş ve Hitler’lerin yolu açılmıştır. 1929’dan itibaren Stalin köylülerin kesin tasfiyesini yapmamış mıdır? Milyonlarca insanı hapsettiren Lenin değil midir? Muhalefetin olmadığı, sansürcülüğün ünlü olduğu serbest seyahat hakkının olmadığı, terbiye edici eğitim sisteminin olduğu, korku ve mutsuzluğun bolca bulunduğu adres...Yazarken fenalık geldi, devam etmeyeceğim modern kölelikçilerin “faaliyetlerine”.

 

“Acaba tarihte insanların kitleler hâlinde sokaklara dökülüp liberalizm, kapitalizm veya piyasa ekonomisi lehine ayaklandıkları bir dönem olmuş mudur?”. Sovyet yönetimi altında yaşamış insanları tanımanızı ve gözlerindeki sovyetlere karşı olan kinlerini görmeniz lazım. Sosyalizm için okuduğunuz akademik kitapların yanısıra romanlara yönelmenizi tavsiye ederim. Ancak Rusya’dan kaçmadan! romanını yazabilen bilmiyorum... İnsanların kapitalizmi istiyoruz diye bağırmaları için onu bir kere kaybedip kıymetini anlamaları lazım. Kapitalizm istiyorum, gibi bir eylemi kapitalizmin olmadığı sosyalist devletlerde görebiliriz. Fakat bir sorun var. İktidara muhalefet etmesine izin verilmeyen köleleri, sosyalizmin köleleri özgür müdür ki “kapitalizm istiyorum” eylemi yapabilsin. Sonsuz güç verdiğiniz devlet kendine muhalefet ettirir mi? Düşmanı olduğunuz kapitalizm, şu an bu yazının okunmasını sağlıyor ve kendine muhalefet protestolara, eylemlere de müdahale etmiyor. Kendisine düşman yapan ve sizin sevdiğiniz antikapitalist kitaplara da kapitalist sistemin sunduğu imkânlar sayesinde ulaşıyorsunuz... Farkında mısınız?

 

İktidarın sınırlı olması ve yönetilenlere hesap vermesi, insan haklarına saygı göstermesi, önceden belirlenmiş kurallar çerçevesinde işlemesi, parçalanması ve bir kontrol ve denge sistemine yerleştirilmesi peşinden koşulması gereken, insanlığa yararlı idealler ve pratiklerse, gidilmesi gereken adres, liberalizmdir”.(YAYLA,2005)

Son Güncelleme ( Cumartesi, 17 Kasım 2007 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans