Son eylemimizden sonra bir kısım vatan haini avcısının kafasına takılmış. Soros’tan ne kadar para aldığımızı sormuşlar. Bu merak edilen soruya cevap veriyorum. Soros’tan beş kuruş dahi almadık. Ancak Toplantılarımız ve seminerlerimizde kullanmak için projektöre ihtiyacımız var. Bunu bize ÇYDD, ADK, Alperen Ocakları veya Soros kim verirse versin reddetmem. Yeter ki bana; karşılığında şöyle şöyle yapın demesinler. Seminerler sunumlar yapacakmışsınız alın kullanın desinler alalım.
Bugüne kadar bize yardım etmek isteyen kimseye olmaz demedik. Yeter ki; “bize şunu yaparsanız size bu kadar yardım ederim” demesinler. Biz bunu yapacağız proje için şu kadar kaynağa ihtiyacımız var deriz isteyen bize yardım eder.
Peki biz vatan haini miyiz? Emin olun ben ve arkadaşlarım bu ülkeyi ve üstünde yaşayanları sevdiğimiz için oturup “lay lay lom” gençliği olmak yerine Türkiye’nin muhasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için projeler üretiyoruz. Mesela bu yasağı ele alalım. Şöyle bir değerlendirelim.
Bu filmi izleyince hangimiz Atatürk’ün aşağılık bir adam olduğunu düşündük? Ya da bu filmde sadece hakaret edilen Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk mü? Bu film de eşcinsel olmak da aşağılık bir şeymiş gibi gösterilmiyor mu? Atatürk şüphesiz aşağılık bir adam değildi ve yine eşcinsel de değildi. Peki, Atatürk eşcinsel olsaydı sevmeyecek miydiniz Atatürk’ü. Tiksinecek miydiniz ulu önderinizden? Başarılarına gölge mi düşecekti? Benim açımdan hiçbir şey değişmezdi.
3H Youtube Eylemi(1) Görüntüleri - Mart 2007
Şimdi yasağı ele alalım. Bu yasak kimi etkiliyor? Sadece DNS ayarlarını değiştirmemiş veya OpenDns kullanmayan Türkiye’deki kullanıcıları etkiliyor. Onlarda isteseler birkaç adımda bu siteye ulaşabilirler. Dünya’da ise bizim yasağımız bir kişinin bile siteye ulaşmasını engelleyemiyor.
Peki bu yasak sayesinde ne oluyor? Bütün Dünya basını kocaman harflerle yazıyor: TÜRKİYE YOUTUBE’U YASAKLADI. Tıpkı kitap yakan Nazi Almanya’sından bir haber aktarılırmış gibi haberler yapılıyor. Nasıl yapılmasın. Youtube’u yasaklayan ülkelere bakıyorsunuz. Çin, Kore, Fas gibi karanlık sicili olan baskıcı rejimler. “İkinci Dünya” ülkesi, baskıcı rejim yönetimi damgası yiyoruz.
Bu yapılanın bir kitap için bütün kütüphaneyi yakmaktan farkı nedir? Hakaret bence suçtur ve hakaret içeren yayın durdurulmalıdır. Acaba bu video için Youtube’ün toptan kapatılması yerine o videonun yayınının durdurulması için başka bir yol bulunamaz mıydı? Mesela mail grubu üyelerimizden Mustafa Öztürk çok güzel bir öneride bulunmuş aynen atıf yapıyorum:
“Ceza verirken eğer birisi cezalandırılacaksa Youtube cezalandırılmalı. Youtube sonuçta Google'ın sitesi, Türk bankalarının google adwords ödemelerini dondurabilir ya da buradan ceza kesebilir; veya Türk Telekom, Youtube bağlantılarını geçici olarak proxy server üzerinden yapıp reklamlarını filtreleyebilir (yani Youtube sitesi size reklam sunamıyor).”
Acaba o iğrenç videoyu yapan fanatik Yunanlı gençler dünyadaki bütün gazetelere Türkiye’yi geri kalmış bir ülke gibi göstermek için milyarlarca Avroluk reklam verseydiler bu kadar “başarılı” olabilirler miydi? Şimdi köşelerine geçmiş bizimle nasıl dalga geçiyorlardır acaba? Adamların ekmeğine yağ sürüyoruz.
Bu arada çok enteresan bir başka durum var. Bugün bizim eylemimizden sonra siteye ulaşımın engellenmesine neden olan Ankara 12 Sulh Ceza Mahkemesi 17 Ocak 2008 tarihli 2008/55 nolu kararını kaldırdı. Ama bu sefer Youtube başka yasağa takıldı Sivas 2. Sulh ceza mahkemesinin 16 Ocak 2008 tarihli 2008/11 nolu kararına.
Ne deyim elin mahkemesi Avrupa Adalet Divanı’nın kararlarını bireylerin haklarını kendi ülkesine göre geri götürüyor diye tanımazken bizimkiler kapatma yasaklama yarışına giriyor. Bunu eleştirince biz hain oluyoruz. Zaten böyle düşünen adamın kahramanı olmak istemezdim.