DTP'nin Halleri Yazdır E-posta
Perşembe, 15 Kasım 2007

Oy vermediğiniz bir partinin sizi temsil ettiğini iddia etmesi korkunç bir şeydir…http://www.evrensel.net/fotolar/20070903/51.jpg

Daha korkuncu ise sizin adınıza sizin hiç de istemeyeceğiniz taleplerde bulunmalarıdır…

DTP ile Kürtlerin durumu da maalesef böyledir. DTP, bilerek ya da bilmeyerek Kürtler adına bir dizi önyargının sorumlusu olmuştur. Evet, baktığınız zaman DTP, özgürlükçü, barış yanlısı ve Kürtlerin iyiliğini isteyen bir partidir. Ama bir de madalyonun öteki yüzüne bakmak gerekiyor, yani baskıcı, şiddet yanlısı ve Kürtlere bu topraklarda yaşamayı zorlaştıran bir partiye bakmak gerekiyor.

Peki, DTP bunlardan hangisidir derseniz, aslında her ikisidir diye cevaplanabilir bu soru. DTP aslında hem demokratik-çoğulcu yapıyı şiddet dışı unsurlarla kurmak isteyen, hem de bunun tam karşısında şiddetle var olmak için çabalayan, iki ayrı Kürt grubunun da partisidir. Peki, DTP’ de hangisi daha baskın ve etkili derseniz, bu da partinin şahinleridir ne yazık ki.


DTP, her defasında Kürtlerin partisi olduğu ve bu kesimi temsil ettiği iddiasıyla karşımıza çıkmaktadır. İlk bakışta oylarının neredeyse tamamını Kürtlerden alan bir partinin bundan yola çıkarak çeşitli taleplerde bulunması normal algılanabilir. Ancak eğer bu parti tek başına Kürtlerin büyük çoğunluğunun oyunu almak yerine, üniter devlet yapısını savunan bir parti karşısında büyük oy kayıpları yaşamış, oransal olarak bakıldığında ise aslında bir azınlık olarak görülebilecek oyu almışsa, o partiye orada dur demek şarttır.

Orada dur, diyoruz çünkü bizler yani Kürtler oy vermediğimiz bu partinin bizleri temsil ettiğini iddia etmesinden fena halde rahatsızız. Bu partinin, kendisine oy vermediğimiz halde federasyon talebinde bulunması ve bunu da tüm Kürtlerin ortak temennisi olarak göstermesi, biz Kürtler açısından korkunç bir durumdur.

Fikir özgürlüğü açısından bırakın federasyonu, DTP’nin ayrı bir devleti savunmasında hiçbir sıkıntı yoktur ve hatta bu özgürlüğünü savunmak kendisine demokrat diyen tüm bireylerin yükümlülüğüdür. Ancak bu özgürlüğünü kullanırken kendisi gibi düşünmeyen Kürtleri de dikkate almak zorundadır. Zorundadır çünkü AKP’nin 22 Temmuz seçimlerinde Kürt vatandaşlardan aldığı teveccüh bile tek başına federasyon talebinin gereksizliğini ortaya koymaktadır.

DTP, sadece federasyon gibi taleplerle ortama germekle kalmıyor, şiddeti kullanan, şiddetle var olan terör örgütüyle arasına mesafe bırakmaktan çekinmiyor. Elbette, ahkâm kesip DTP’den, PKK’ya silah bırakma çağrısında bulunmak değil istediğim, ancak DTP’nin de yaptığı açıklamaların etkilerini hesaba katması, hem siyaseten bir gereklilik hem de Kürtleri PKK ile eşdeğer göstermeme adına bir yükümlülüktür.

DTP ne kadar hayalini kurarsa kursun, partinin politikalarının asıl belirleyicisi olan Marksist-Sosyalist grubun ekonomik, sosyal ve kültürel konulara bakışını muhafazakâr yaşam tarzına sahip Kürtlere anlatamayacağından, Kürtleri kazanamayacaktır. Aksine DTP içinde gittikçe ağırlık kazanan bu grubun Kürt oylarının kaybedilmesinde ve partinin şiddete karşı net bir tavır sergileyememesinde başrol oynadığı da açıktır.

Burada DTP’nin söylemlerinde şiddeti savunmadığından yola çıkılarak bir karşı görüş belirtilebilir. Ancak şiddetin karşısında olmak için susmanız değil, aksine sesinizi gür bir şekilde çıkarıp daha fazla insanın ölmemesi için çabalamanız gerekmektedir. Ancak bu şekilde önyargıları kırmış olursunuz. Bu bir yükümlülüktür, zira Kürtlerin PKK ile eş değer tutulmasının en önemli faktörlerinden biri DTP’nin söz konusu şiddete karşı çıkmak olduğunda kaçak güreşmesidir.

Aslına bakılırsa ne tek başına DTP, ne de AKP, Kürtlerin temsilcisidir. Kürtlerin de çoğulcu bir yaşam tarzına sahip olduğunun, farklı inanç, ideoloji ve beklentilerin Kürtler için de söz konusu olduğunu vurgulamak lazımdır. DTP’nin yapması gereken federatif bir yapıyı sunmaktan önce Kürt haklarını, bireysel hak ve özgürlükler bağlamında savunmak, daha fazla demokrasi ve çoğulculuk için bir mücadele vermektir.

Tek başına federasyon talebinin tüm sorunları çözemeyeceği ve hatta bunun ileride daha büyük sorunlara neden olacağı açıktır. Böyle bir yapının var olması demokrasinin işlemesi için bir zorunluluk olmadığı ve Kürtlerin de zaten böyle keskin talepleri olmadığı anlaşılmalıdır. Eğer, Kürtler oylarını çoğunluk olarak AKP’ye vermişlerse bunun sorunların üniter yapı içinde de çözüleceğine olan inançlarından kaynaklandığını da görmek gerekiyor. Belki de savunulması gereken federatif bir yapıdan ziyade, âdem-i merkeziyetçi bir mekanizma olmalıdır.

DTP’nin yapması gereken bu sivri ve incitici üslubu bir tarafa bırakmak, daha ince, siyaseten daha makbul bir tercihi benimsetmektir. Bunu da Kürtlere daha fazla zarar vermemek adına yapmalıdır. Yoksa bir Kürt olarak, ne Kürtlerin DTP’ye yöneleceğini ne de muhafazakâr Kürtlerin asla benimseyemeyeceği sosyalist ve şiddet eksenli politika belirleyicilerinin partideki ağırlığını yitireceğini düşünüyorum.

Bu bakımdan belki de Kürtlerin ihtiyacı olanın siyasal taleplerde bulunan bir partiden çok kişi özgürlüğünü savunan sivil toplum örgütleridir. Kürtler, yaşadıkları sorunları ancak bireysel özgürlüklere yapacakları vurgu ile aşacaklardır ve görülen o ki DTP, bu aşamada aşılması gereken ilk engeldir Kürtler için.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 17 Kasım 2007 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans