HÜR DUYURU
| Liberal Ofis'te Her Cuma Saat 20.00'de buluşuyoruz |
|
İletişime geçmek için;
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
adresinden bize ulaşabilirsiniz... |
Giriş
Alper AKALIN
| Oyuna Gelme Türkiye | |
| Diğer Yazıları |
Kürşat ÇETİNKOZ
| Karadeniz Fıkrası | |
| Diğer Yazıları |
Cem ÖZEN
![]() |
|
| Kuzey Irak'ın Bedeli... | |
| Diğer Yazıları |
EMİN TÜRKSOY
![]() |
|
| Şu Çılgın Faşizanlar (3) (Karşı Devrim) | |
| Diğer Yazıları |
HALİT YERLİKHAN
![]() |
|
| Democracy In the Hands of Leviathan | |
| Diğer Yazıları |
SIK KULLANILANLAR
- Bizi Hiç Sevmediniz
- Bu Ülkenin Genci Bunlarsa, Ben Emekliliğimi İstiyorum....
- Bir Sosyaliste Mektup (1)
- Liberal Düşünce Nedir, Ne Değildir?
- Demokratik (?) Toplum Partisi
- Muhtıra Teröre Zemin Hazırladı
- Atatürk'ü Özlemeyenimiz Var! *
- Ayağı Yere Basan Tek İlerici Program; Birey Özgürlüğü
- Laik Elitler Direniyor...
- Totaliter Feministlere Hitaben!
3H'NİN MENÜSÜ
| Sınır Ötesi Müdahale Gerçek Çözüm Olur mu? |
|
|
|
| Yazar Ercan Erensayın * | |
| 15 10 2007 | |
|
Sınır Ötesi, Mantık Dışı
Biraz sağduyusu olan herkes kabul edecektir ki, başka bir devletin topraklarına girmek için yapılan bu telaş hiç de bizim hayrımıza olamayacaktır. Evet, Irak’tan bizim topraklarımıza teröristler gelmekte, askerlerimizi şehit eden teröristler o topraklarda yetiştirilmekte, eğitim almakta, savaşmayı öğrenmektedir. Ancak, sınır ötesi operasyon için Türkiye’nin ne kadar hazır ve ne kadar yeterli olduğunun da sorgulanması gerekmektedir.
Türkiye, terör sorununu çözememektedir çünkü Türkiye’nin hem siyasal hem de askeri açıdan bu sorunla mücadelede ciddi anlamda bir projesi, bir stratejisi yoktur. Aksine, Türkiye de hem hükümet hem de askeriye bu sorunun çözümünü gerektirecek en gerekli adımları atmamıştır. Her iki taraf da hamaset yüklü bir yaklaşımla olaya yaklaşmaktan başka hiçbir şey yapamamıştır. Hükümetin yetersizliğini başka bir yazıya bırakarak biz askeri açıdan neden böylesine bir güvenlik sorununu 15–20 yıl içinde çözemedik, ona eğilelim.
Askerlerimiz şehit olmaktadır çünkü teröristler ve onların aldıkları eğitim ile bizim askerlerimiz ve eğitimleri arasında büyük bir uçurum vardır. Teröristler, yıllar içinde aldıkları eğitim ve dağlardaki yaşamın getirdiği dayanıklılıkla askerlerimizle çarpışmaktadır ve açıkçası yakalanan ve öldürülen terörist sayısının azlığı ile yaralan ve şehit edilen askerlerimizin fazlalığı bize ortada ciddi bir güvenlik sorunu ve hatta güvenlik ihmali olduğunu gösteriyor.
Askerlerimiz şehit olmaktadır çünkü bizler 20’li yaşlarını yaşayan, sadece üç beş aylık ve artık yetersiz olduğu anlaşılan bir eğitimden geçen ve tabir yerindeyse, henüz dağda yürümesini bilmeyen gençlerimizi, o dağlarda savaşa yolluyoruz. Kim böylesi bir orantısızlık içinde askerlerimizin şehit düşmemesini bekleyebilir ki.
Hazindir ki 20 yıldır aklı-selim bir siyasetçi ya da asker ortaya çıkmamış, kimse kalkıp da terörizmle mücadelenin ancak profesyonel birliklerle çözülebileceğini söylememiş. Eğer söylenmişse de, ben-bilirimci anlayış baskın çıkmış gözükmektedir.
Kim bugün içeride başaramadığımızı, dışarıda başarabileceğimizi iddia edebilir? Kim Irak’taki bataklığa Türkiye’nin de saplanmayacağını iddia edebilir? Savaşmak, kararlılıkla mücadele etmek gerçekten gerekli olabilir. Ancak, askeri operasyonlar geçerli ve mantıklı bir strateji gerektirir.
Bu stratejisizlik, bu yetersizlikle kendi toprağımızda bitiremediğimiz terörü neye dayanarak her gün bombalamalarla anılan, Suni, Şii, Kürt teröristlerin birbirlerini öldürdüğü bir ülkeye terörist avlamak için gitmek, Türkiye’yi sonu belirsiz bir maceraya sürüklemektir.
Keskin nişancılık dâhil, birçok yetenekle donatılmış teröristlerle mücadele etmek istiyorsak onlardan daha yetenekli, daha donanımlı, yani profesyonel askerler yetiştirmeliyiz. Bir profesyonelin, onlarca ve hatta yüzlerce zorunlu hizmetini yapan erden daha iyi mücadele edeceği açık bir gerçekken, bu yirmi yıllık anlamsız ısrara artık bir son vermeliyiz.[1]
Askeri strateji sadece nerede ve hangi metotlarla savaşacağını bilmek değil, aynı zamanda düşmana karşı kimlerle savaşacağınızı da belirleyebilmektedir. Her şeyi en ince detayına kadar hazırlamış olabiliriz, ancak eğer hala teröristlerle mücadele edecek profesyonel birlikler oluşturamamışsak, askeri anlamda 20 yılımız boş işlerle uğraşmışız demektir.
Türkiye, uluslar arası politikaya her zamanki gibi, bir kez daha, heyecanlı bir macerayla ses getirmek istiyor. Gerçekten de terörün çözümü için gerekli diğer tüm adımlar atılmadan, yapılacak böylesi bir hareket maceradan başka bir şey değildir. Üstelik Irak’ta henüz mahiyeti tam olarak anlaşılamamış bir savaşın içine dalarak, bırakın terörü kesmeyi daha fazla sorunu başımıza bela edebiliriz.
Evet, dünyanın beşinci, Avrupa’nın birinci ordusunu, Kuzey Irak’ta başarısızlık için de görebileceğimizi iddia ediyorum. Bunu da ülkemizin içinde, terör örgütü PKK ile savaşmakta gösterdiğimiz yetersizliğe bağlıyorum.
Geç kalmadan, daha dün eli kalem tutan ya da inşaatta çalışan ya da bakkal çıraklığı yapan ya da henüz yaşamın nasıl bir şey olduğunu kavrayamamış gençleri savaştırmaktan vazgeçmeliyiz. Yoksa sınır ötesi operasyon yapmışız yapmamışız hiç fark etmez. Üzülerek söylüyorum, bu yanlışlarla biz daha çok şehit verir, daha çok annenin, babanın, evladın, eşin, sevgilinin gözyaşlarına seyirci kalmış oluruz.
[1] Bu hafta gönüllü askerlik konusuna eğilmeyi düşünüyordum. Ancak, gündemin değişmesiyle beraber, sınır ötesi operasyon konusunu yazmayı uygun buldum. Buna rağmen, yazımda bahsettiğim şeylerin de dolaylı da olsa gönüllü ve profesyonel askerlikle bağlantısı görülebilir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







