Parasız Eğitim Yalanı Yazdır E-posta

Yazan: Alper Akalın, Tarih: 24-09-2007 02:36

Yayınlama yeri : Yazarlar, Alper AKALIN

[ Üniversiteler açıldı… 3H olarak eğitim konusunun üzerine gitmeye devam ediyoruz… Ben yozlaşmış Türk eğitim sisteminin sosyal boyutundan çok ekonomik boyutuyla ilgileniyorum… Daha önceden Siyasal.Org sitesinde kaleme aldığım “Parasız Eğitim Yalanı” başlıklı yazımı güncelleyerek, 3H gündemine yeniden taşıyorum… ]


İstanbul’da 1.5 milyona yakın öğrenci yaşaması, öbür taraftan, Anadolu’ya baktığımızda, 200-300 km yakınında üniversite olmayan yerleşim birimlerinde yaşayan yüzbinlerce öğrenci. ülkemizde yaşanan sosyal adaletsizliğin ne derece uç bir boyutta olduğunu apaçık gösteriyor. Devlet, kaynaklarını adaletsiz bir şekilde dağıttığı sürece, kişilere fırsat eşitliği yaratması beklenen en büyük aygıt olan sosyal devlet’in aslında fırsat eşitsizliğini daha da büyüten bir canavar olduğunu farketmek çok da zor olmayacaktır. Zaten ülkemizdeki eğitim sistemi ve olanakların adaletsiz dağılımı da bu çarpıklığa verilebilecek en güzel örnektir ve çözüm kesinlikle devleti bu konuda daha yetkisiz kılmaktan geçmektedir.

Şahsi düşünceme göre, parasız eğitim gibi bir şey yoktur. Devlet’in verdiği her hizmet şu veya bu şekilde bizim cebimizden çıkmaktadır ve sandığımız gibi bu maliyet çok da ucuz değildir. Devlet’in eğitim hizmeti için küçük bir araştırma yapacak olursak, Türkiye bütçesinin toplam %11’inin toplam ekonomi büyüklüğümüzün %5’inin de  eğitime gittiğini görmekteyiz.(1) Bütçe gelirlerinin %90’ının vergi gelirlerinden oluştuğunu düşünürsek, basit bir hesapla ödediğimiz vergilerin %10’u eğitimimize ayrılmakta.( (% 11) * (0,9)= (%10) ) Düşünün, aldığınız her mala aslında 10 lira vergi öderken, siz devletten alacağınız eğitim için 11 lira vergi ödemektesiniz. Aslında bu sizin alımgücünüzün %3,5 ( Türkiyede toplam vergi yükü= %35-->  (%35) * (0.1) = (%3.5) ) dolayında arasında azalması demektir ki, bir kişinin gelirine her dönem %4’üne kadar el konulması  büyük bir kesintidir ve o kişinin geçimine ciddi bir yük teşkil etmektedir.

Biz devletin eğitiminden ne kadar memnun olmasak da, eğitimden doğan ek maliyet, dolaylı vergiler yoluyla bizden çıkarılmaktadır ve aslında bir şekilde devletin bize getirmiş olduğu bu yük bizden zorla tahsil edilmektedir. Kaldı ki devletten eğitim almak istemeyen insanların da gelirlerinde bir şekilde bu tarz kesintiye gidilmesi, devlet’in gelir gaspında bulunduğunun apaçık bir kanıtıdır.


Öte yandan, gelirlerimizden kesilen bu ödenekler ile, kaliteli bir devlet eğitimi verilse, yapılan bu zoraki kesintileri “ülke iyiliği” adına hoş görmek mümkün olabilir. Ama ne yazık ki, ülke eğitim sistemimizin içinde bulunduğu içler acısı durum, bizlerin cebinden çıkan paralara acımamıza daha da fazla neden olacak bir durum teşkil etmektedir. Dünya genelinde ilk 500’e giremeyen üniversitelerimziden tutun da,  verilen berbat lise eğitiminin yeterli olmadığı saçma universite sınav sistemi ve dersanelerde israf edilen milyar dolarlık kaynaklar, yozlaşmış eğitim sistemimizin aslında hiç bir halta yaramadığının en büyük ispatları olarak gözükmektedir.

Üniversitelere biraz daha odaklandığımızda, neden bu kurumlarımızın dünya sıralamalarına girmediklerini kolaylıkla anlayabiliriz. Okula uğramadan sadece sınavlara girerek bu okullardan mezun olan öğrencilerin ya da  bir dönemde 10’a yakın bütünleme ya da ikmal sınavına girerek sınıf atlayabilen üniversite mezunlarının varlığı ne yazık ki, bizim eğitimde bir arpa boyu kadar ilerleyememizin nedenlerini anlamamız için yeterli gözükmektedir. Okula gitmeden ya da 10 dersi bir sınavda vererek okuldan mezun olmak, sadece diploma ustunde mezun olmaktır. Sonradan, nice universite mezunumuz işssiz dolaşıyor gibi haberleri duyunca ülke ekonomimize kızmaktayız ama sanırım kızılması gareken esas nokta, universitelerimizin öğrencilere yeteri kadar kabiliyet veya beceri kazandırmaktan aciz eğitim program ya da olanaklarına sahip olmalarıdır.

Amma velakin, yukarda bahsettiğimiz niteliksiz eğitimden geçen her öğrencinin devlete olan maliyeti, Devlet Planlama Teşkilatı’na göre (2) , 3000 dolardır. Yani bir öğrencimizin okula gitmeyerek yapmış olduğu her tembellik, bizlerin cebinden ekstradan 3000 dolar çıkmasına sebep olmaktadır.

Eğitim sistemimizin çarpıklığını gözlemleyebildiğimiz bir diğer hadise ise, dersanelere öğrenci velileri tarafından ayrılan bütçelerdir. Dershane sektörü’nün büyüklüğü şu an Türkiye’de  9 milyar doları bulmuştur(3).  Bu rakamın , kayıtdışı yapılan özel dersler ile birlikte 15 milyar doları bulduğu tahmin edilmektedir. Her sene üniversite sınavına 1.5 milyon insanın girdiğini hesap edersek, kişi başına düşen toplam dershane masrafı 10.000 dolardır ki, eğitim sistemimizdeki bu çarpkıklık, karşı karşıya kaldığımız bir başka masrafa işaret etmektedir.

Gördüğünüz gibi, devlet eğitiminin yol açtığı kalitesizlik ve yozlaşma, nihayetinde bizlere 3000 dolar dolaylı ( kamu bütçesi yoluyla) ve 10.000 dolar da doğrudan yapılan harcamalar ile (dershanelere yapılan harcamalar yoluyla) senelik 13.000 dolara mal olmaktadır. Yani sanıldığı gibi, devlet, ayrıntılarını düşünmediğimiz en kaba hesapla, bize bedava verildiğini sandığımız eğitimi 13.000 dolara mal etmektedir.

Bu rakam, Türkiye’de bir özel üniversiteye verilecek olan paranın çok daha üstünde olan bir mebladır. Türkiye’de özel üniversitelerden alınan ÖTV gibi vergilerin kaldırılması ve özel üniversitelerin daha çok açılarak teşvik edilmesi ve nihayetinde rekabete zorlanması, eğitim maliyetlerini düşürecek ve Türkiye’de şu an aylık 5000 ile 10000 dolar arasında değişen senelik eğitim ücretleri daha da azalarak, daha çok insanın bu kurumları tercih etmesine vesile olacaktır

Aslında,  Türkiye’de %5 olan  eğitim harcamalarının GSMH’ye oranı, dünyadaki diğer ülkelere baktığınızda yüksek bir oran olarak gözükmemektedir. Esas sorun, özel eğitim harcamalarının GSMH’ye olan oranındaki düşüklüktür. Özel eğitim  harcamalarının toplam ekonomideki payı %0.5’i bile geçememektedir ki bu oran OECD ülkeleri arasındaki en düşük rakamalrdan bir tanesidir. (4) Özel eğitim kurumlarının devlet içindeki payı mutlaka arttırılmalıdır ve devlet’in eline yüzüne bulaştırdığı bu misyon bir an evvel  özel kurumların eline devredilmelidir.

Yukarda bahsedilen sebeplerden de görüldüğü üzere, İstanbul’da ve, zaten yeterince kaliteli eğitim de veremeyen, bütün büyük şehirlerdeki bütün devlet üniversiteleri özelleşmeli ve o üniversitelerden kesilen kaynaklar, insanların 11 yıllık temel eğitim ihtiyacına ve Anadolu’da özel girişimin teşebbüs etmeyeceği yerlere üniversite açmaya ayrılmalıdır. Böylelikle, hem kişilerin 18 yaşına kadar daha kaliteli bir eğitim hizmeti almaları sağlanarak, şimdikinden daha etkili bir fırsat eşitliği yaratılmış olunacak hem de Türkiye’de sadece belli yere kümelenen olanaklar, anadolunun en ücra köşesine de uğrama şansı bularak, ülkedeki sosyo-ekonomik adaletsizliğin önüne geçilecektir. Ayrıca anadoluyu eğitim açısından İstanbul’a göre daha cazip kılmak, öğrencilerin İstanbul’da pahalı bir eğitim yerine, şimdikinden çok daha kaliteli devlet okullarında daha ucuza eğitim için tercihlerini anadoludan yana kullanmalarına vesile olacaktır.

 Referanslar:

(1) Eğitim Sen, 2007 Bütçesi, Halkın ve Eğitimin Sorunlarını Çözmekten Çok Uzaktır!

(2) Devlet Planlama Teşkilatı, Temel  Ekonomik ve Sosyal Göstergeler Bölüm 8

(3) Türk.Internet.Com Eğitim Portalı

(4) OECD, Türkiye için Istatisiki Bilgileri

   

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
  Güvenlik sorusu,İki Sayının Toplamını Yazınız
MF9          N       
P 7    H    8F    CQD
5 S   RQ9    3       
Q A    1     W    2T7
QA5         AKB      
   
   

Gönderilen yeni yorum yok



mXcomment 1.0.5 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Son Güncelleme ( Cumartesi, 17 Kasım 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
design by macroajans