3H Yayın

Liberalem - 2010 Kış

 Sample Image

3H Hareketi’nin 2010 kış sayılı Liberalem dergisini indirmek için resme tıklayınız..

 

Mail Group

Mail Grubumuza Üye Olun...

3H Hareketini daha yakından tanımak ve

3H Çalışmalarında aktif rol oynamak için...

Mail grubumuza üye olabilirsiniz...

  Click here to join 3hhareketi

 Üye olmak için Tıklayınız

 

FaceTube

3H @ Facebook & Youtube

Bizi Websitemiz Dışında da Takip Edebilmek Mümkün...

Facebook Grubumuza Üye Olmak İçin Tıklayınız...

 Sample Image

Youtube Kanalımız için Tıklayınız... 

 Sample Image

 

Son Yorumlar

Liberallerin Kemalizme İmtihanı Yazdır E-posta
Yazar Atilla Yayla   
Salı, 11 Mayıs 2010

http://www.ilknokta.com/urun/K/9789756201268.jpg Birkaç yıl öncesine kadar, bu ülkede, liberal olmak neredeyse ayıplanmaktaydı. Bu yüzden, birçok kimse, liberal olduğunu açıkça beyan edememekte, bazen dikkatlice gizlemekteydi.

Şükürler olsun ki bu utanç verici durum ortadan kalktı. Liberal düşüncenin itibarı yükseldi. Artık fikirlerde meczup denebilecek fanatikler dışında kimse liberalliği sapkınlık ve hainlik olarak görmemekte. Birkaç yıl öncesine kadar liberallere doludizgin saldıran kimi akademisyen ve gazeteciler de kavramı olumlu bağlamlarda kullanmakta. Liberallerden çıkan fikirleri beğenmedikleri zaman bile "liberal olduğunu iddia eden", "sözde liberal" gibi ifadelerle o fikirlerin sahipleriyle liberal düşünceyi güya birbirinden ayrıştırmaya çalışmakta.

Bunun çok hayırlı bir gelişme olduğu açık. Zira, medeniyet dediğimiz şeyin en önemli kurucu unsuru liberal düşünce. Uygarlığa katkı bakımından liberal teorinin evrensel rakipleri sosyalizm, nasyonal sosyalizm, faşizmden de; Türkiye açısından bakıldığında, lokal rakipleri nasyonalizm, Kemalizm ve İslamcılıktan da başarılı olduğu açık bir gerçek. O kadar ki, liberalizmin bazı temel tezleri artık meta değerler hâline geldi ve rakipleri tarafından bile insanlığın ortak değerleri olarak savunulmakta.

İnsan hakları, sınırlı siyasi iktidar, temsil mekanizmalarıyla dışa vurulan açık rızaya dayalı yönetim, anayasal demokrasi, kuvvetler ayrılığı, hukukun hâkimiyeti... Bütün bunlar liberal düşüncede doğmuş, gelişmiş veya en etkili formülünü bulmuş kavram ve kurumlar. Popüler siyasi kültürün orta malları hâline gelmiş olmaları bunların kökünün nerede yattığı gerçeğini değiştiremez. Bilenler bu kavram ve kurumları hangi yaklaşımların reddettiğini ve hangi yaklaşımın dünyanın çılgınlık -sosyalizm ve faşizm- dönemlerinde bile inatla savunduğunu biliyor.

Liberalizmin yaygın siyasal kültürde onurlu yerini alması, ülkemizde liberallere düşen görevin tamamlandığını ve artık herkesin liberal ilkelere dayanan bir siyasal-ekonomik düzenin tesis edilmesi için can attığını göstermiyor. Zira, teorik ilkeleri aynı nitelikte hayatı okumak için kullanmak zor oluyor. Baskın kolektivist kültür sol ve sağ versiyonlarıyla liberal ilkeleri bir ölçüde de olsa benimseyen bazı kimseleri imkânsız bir eklektizme itebiliyor. His ve heyecanlar, kolektif aidiyet duyguları, modern devletin manipülasyonları liberal ilkeleri çarpıtmaya yol açabiliyor. Bundan dolayı, liberallerin önünde önemli bir görev var: Liberal düşüncenin çarpıtılmasını engellemek.

Liberal düşüncenin günümüz Türkiye'sinde karşı karşıya kaldığı en önemli problem liberalizm-Kemalizm ilişkisinden doğuyor. Kemalizm, zayıf içeriğine rağmen, sisteme asıl rengini veren olgudur ve her nasılsa iliştiği her şeyi çarpıtmaktadır. Onun en büyük kurbanı, şüphe yok ki, sosyalistler ve sosyal-demokratlardır. Türkiye'de Avrupaî anlamda bir sosyal demokrat siyasal hareket yoksa, bunun ana sebebi, sosyal demokratların 1930'ların ruhunun esiri olması ve Kemalizm'den kopamamasıdır. Aynı şey, daha küçük ölçekte, liberallerin başına da gelmiştir. 1950'lerin başları, 1940'ların sonunda doğan küçük fakat umut verici liberal düşünce hareketinin Kemalizm'e eklemlenerek yok olmasına şahitlik etmiştir. Aynı tehlike şimdi de vardır. Bazı kişi ve kesimler sınırları Kemalizm'le çizilmiş bir liberalizmin ülkede kabul görmesi için çabalamaktadır. Bunun gerçekleşmesi liberal düşüncenin yok olmasıyla eş anlamlıdır. Kemalizm'den liberalizm çıkmaz. Liberal olan Kemalist, Kemalist olan liberal olamaz. Liberal bir düzen, kendini ıslah etmiş, liberal ilkelerin sınırları içinde kalan bir Kemalizm'e yaşama ortamı sunar; ama Kemalizm liberalizm için aynı şeyi yapmaz. Bu yüzden, liberalim diyen herkes Kemalizm'le şahsi hesabını görmek ve gerçekten liberal olmak istiyorsa Kemalizm'i reddetmek zorundadır.

GERÇEKTEN LİBERAL OLMAK İSTENİYORSA

Kemalistler on yıllarca kendilerini Batı'nın medeni parçasının bu topraklardaki yansıması olarak takdim etmeyi başarmışlardır. Zamanla buna kendileri de inanır olmuştur. Bu yüzden onlar gibi olmayanlara tepeden bakan, kendilerininki dışındaki hayat tarzlarını küçümseyen ve bastırmak isteyen bir zümreye dönüşmüşlerdir. Kemalistlerin Batı'nın medeni yüzüyle değil, otoriteryenizmiyle, toplum mühendisliğiyle, kolonyalizmiyle bir ilişkisi vardır. Kemalizm'in bir kolonyalizm türü olduğunu söylemek mümkündür. Yalnız, Batı kolonyalizmi ile Kemalizm arasında önemli bir fark vardır. İlki, yabancı toprakları kolonyal ülkenin insan gücüyle işgal edip yerli halk üzerinde tahakküm kurmaya dayanmıştır. İkincisinde ise kendini özel bir misyonla görevlendiren bir azınlık halkın geri kalan kısmına yine ondan temin ettiği silah ve insan gücüyle tahakküm etmektedir. Onun bu özelliği doğrudan kolonyalizm kadar açık şekilde görünmesini ve teşhis edilmesini zorlaştırmaktadır.

Kemalistlerin toplumu kontrol etme tekniğinin özü, kendilerinin değişik toplum kesimlerine yönelik insan hakları ihlalleri ve zulümlerinin sorumlusu olarak diğer toplum kesimlerini göstermek ve onları koruma gerekçesiyle sadakat ve itaat sağlamaktır. Bu teknik yakın zamanlara kadar başarıyla işlemiştir; ama artık aksamaktadır. Gelecekte daha da aksayacak ve eninde sonunda işlemez hale gelecektir. Kemalistlerin liberalleri etkileme taktiği ise liberalizmi bir hayat tarzı olarak sunup kendilerinin hayat tarzı ile aynılaştırmalarıyla başlamaktadır. Daha sonra toplumda gerilim tırmandırılmakta ve iki ana grubun oluşması sağlanmaktadır. Gerilimin tarafları olarak "batılı", "medeni" ve "modern" kesimlerle "dindar", "geri", "muhafazakâr" halk kesimleri takdim edilmektedir. Böylece bazı liberaller hayat tarzlarını koruma endişesine itilmekte ve birçok liberalin hayat tarzı Kemalistlerinkine benzediği için liberaller Kemalizm tarafından yutulmaktadır.

Kemalistlerin 1950'lerde işe yarayan bu taktiği bugün tutmamaktadır. Liberallerin ağırlıklı kesimi liberalizmi bir hayat tarzı olarak değil, farklı ve rekabet içindeki hayat tarzlarının barış ve ahenk içinde bir arada yaşayabileceği çerçevenin teorisi olarak görmektedir. Liberallerin bu tavrı Kemalistlerin açığa düşmesine ve gerçek pozisyonlarının bütün dünyada anlaşılmasına sebep olmaktadır. Artık başta AB'de olmak üzere dünyanın bütün demokratik çevreleri Kemalizm'in otoriteryenizmin teorisi Kemalistlerin ise otoriteryen tahakkümcüler olduğunu görmektedir. Kemalistlerin kılık kıyafet ve yeme içme dışında demokratik Batı'yla bir ortaklığı ve benzerliği yoktur. Onlar Batı'yı Batı yapan bütün değerleri reddetmektedir. Ortadoğu otoriteryenizm ve fanatizmini Batı sosuyla servis etmeye çalışmaktadır. Liberallerin Kemalizm'e teslim olmaması bunun görülmesini ve anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır. Kemalistlerin liberallerden nefret etmesinin sebebi budur.

Bir kere daha vurgulamak isterim ki Kemalizm bir otoriteryen Ortadoğu ideolojisi, liberalizm evrensel uygarlık, barış ve refahın anahtarı olan bir düşünce sistemidir. Birbirleriyle asla uzlaşamazlar. Bu yüzden, hem Kemalizm'e bağlı kalıp hem liberal olduğunu iddia edenler şizofrenik bir ideolojik kimlik içinde çırpınmaktadır. Gerçekten liberal olmak istiyorlarsa yapmaları gereken ilk şey Kemalizm'i reddetmektir.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 10 Mayıs 2010 )
 

Yorumlar  

 
0 #5 RE: Liberallerin Kemalizme İmtihanımahir 2010-05-23 17:00
katı devleçilik anlayışı cumhuriyetin ilk yıllarına hakim görünümünde.1942'deki Varlık vergisi gayrimüslim işadamlarının mallarını haraç mezat sattırmak zorunda bırakmıştı. Kemalizmin olumlu yönleri tartışılabilir ve mutabık olunabilir ama bu liberalizmle yakındır gibi bir ifade olursa kuramsal bir çatışma yaşanması elzemdir...
Alıntı
 
 
0 #4 benzerlikVakur Cankurtaran 2010-05-23 16:28
bence kemalizm içinde taşıdığı tüm otoriter yönlere rağmen sonuçta bir batılılaşma ve modernleşme projesidir. ilk olarak cumhuriyetler dünya üzerinde liberal projeler olarak meydana gelmiştir. hayat tarzı olarak da toplumun osmanlı zamanındaki feodal görüntüsü ve kültürü cumhuriyet döneminde daha burjuvalaşmış ve şehirlileşmişti r. bunun bir parça özgürleşme ile birlikte hayata geçtiğini düşünüyorum. ayrıca kemalizm teorik düzeyde pozitivizme vurgu yapar. pozitivizm ise aydınlanma projesinin en önemli parçalarından birisidir. aklın ve bilimin özellikle dinsel baskıdan kurtulmasını sağlamıştır. hukukî alanda şerî hukuk terkedilmiş ve pozitif hukuka geçilmiştir. ayrıca ekonomik ve siyasal alanda özel mülkiyet ve vatandaşlık gibi kavramların temel bulması da bildiğim kadarıyla gene cumhuriyetin ilk dönemine rastlar. bu bakımdan liberalizmin kemalizme muhafazakârlıkt an daha yakın olduğunu düşünüyorum.
Alıntı
 
 
-1 #3 RE: Liberallerin Kemalizme İmtihanımahir 2010-05-10 23:30
Şöyle bir hataya düşmemek gerekir.Yazının özellikle de ilk bölümünde liberalizme bir kutsiyet bir mükemmellik,zam an ve mekan üstü bir ideoloji özelliği atfedilmiş. Bu hatalıdır. Çünkü liberalizmin özlem duyduğu kavramlar ya da uzak hedefindeki ilkeler insanlığın ortak özlemidir. Liberalizm bu yola liberalizmle ulaşılabileceği ni savunan bir doktrinden öte birşey olamaz.Aksi halde 'bİrgün İslam gerçek anlamda yaşanırsa herkes mutlu olacaktır' tezide yanlışlanamaz. Liberalizmi tek gerçek olarak algılamak ve bunu insanlığa dikte etmek hiç de liberal bir tutum değildir :) Ne yani, Mevlana kardeşliği, hoşgörüyü ilke edinmiş bir insandı peki liberal miydi? Düşeceğimiz hata liberal olanlar ve olmayanlar şeklinde olur bunun sonucunda. Hem liberalizmde herşeyin mükemmel gittiğini nasıl iddaa edebiliriz ki? 2 önceki makaleyi okuyanlar bilecektir(Topl anma Özgürlüğü, 1 Mayıs ve Kamusal Alanların Trajedisi
Yazar Efe Baştürk ) kızılca kıyamet kopmuş ve liberaller de bir uzlaşıya varamamıştı. Liberalizm ekonomik alandaki yansıması kapitalizm anlamında topluma ciddi problemleri de beraberinde getirmektedir ve bu tez günümüzde doğrulanmaktadı r. Şimdi bazıları kalkıp da ama gerçek anlamda bir liberalizm öyle olmayacaktır demesin düşeceği hata sosyalistlerin, gerçek anlamda bir sosyalizm ve arkasından kominizm insanlığı toptan mutluluğa götürecektir iddasından başka birşey olmayacaktır. Son olarak Kemalizm evet liberalizmle aynı yolda yürümez,iyi anlamda Kemalizmle ilişkilendirile mez.Benim savımda Kemalizm iyi anlamda liberalizmle yol ilişkilendirile meyeceği gibi kötü anlamda da ilişkilendirile mez.
Alıntı
 
 
-1 #2 RE: Liberallerin Kemalizme İmtihanımahir 2010-05-10 22:05
Bu arada epey bir anlatım bozukluğu yapmışım kusuruma bakmayın artık :)
Alıntı
 
 
-2 #1 RE: Liberallerin Kemalizme İmtihanımahir 2010-05-10 22:00
Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethetti ya da gaspetti yada istila etti ne derseniz diyin. Şimdi hangimiz İstanbul'un bizim olmasından muzdarip? Ama mantıksal olarak sana ait olmayan bir kenti başka bir ülkeden gaspederek almış atalarımız. Mustafa Kemal direnişi başlatmış bir konutan eldeki malzemeyle en iyisini yapmış. Cumhuriyetten sonrada birçok devrime imza atmış. Örneğin harf devriminden hangimiz muzdaripiz. Ya da kadına seçilme hakkı 1934 de verilmiş oysa fransızlar bunu 1946'da gerçekleştirmiş . Şuan eleştiriyoruz harf devrimi yüzyıllarca toplumla bağı olan bir alfabe bir günde yasaklanmış.Ama hangimiz arap alfabesini şuan kullanmak isterdik?? Şimdi bunları yazıyorum diye sakın ola kemalizmi savunuyorum sanmasın kimse! Kastettiğim şu; zaman geriye dönük akmaz yani kemalizm bu ülkenin en büyük tabusu olabilir katılıyorum. Öyle ki bu ülkede tanrıya küfretmek hapis cezası olmazken Mustafa Kemal'e etmek aforoz edilmek anlamı taşır. Musta Kemal'i liberalizmle ilişkilendirmey e kalkışırsak o zaman onun kişiliğini faşizme kadar götürebiliz. Ohalde Mustafa Kemal'e farklı bir paradigmadan bakmalıyız. O bir değerdir. Türkiye Cumhıriyeti'nin kurucusudur. Doğruları da yanlışları da mevcuttur. Bunlar da tartışılmalıdır . Ama o bir liberal değildi gibi giriş cümleleriyle durumu analiz etmeye kalkarsak bu 'elma mı armuttan iyidir yoksa armuttu elmadan iyidir' tartışması' tezahür edebilir. Sonucunda da eğer c vitaminine ihtiyacın varsa elma yemelisin eğer kum dökmek istiyorsan armut iyidir ikilmei doğar. Buda o zamanlarda liberal olsaydı bunları başarabilirmiyd i sorusunu akla getirir. Çünkü 'ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum' demek ben size liberalizmi emradiyorumdan çok farklı şartlar altında gerçekleşmiştir . Konunun biraz dışına çıktığımın farkındayım. Lakin sorunun kökeninin de buralarda yattığını düşünüyorum!
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

3H'nin Menüsü

Ziyaretçilerimiz

Bugün178
Dün485

(C) macroajans
design by macroajans