| Değişmez Madde Sahtekârlığı |
|
|
| Yazar Ömer Kaya | |
| Çarşamba, 07 Nisan 2010 | |
|
Yukarıda bilim ekseninde yaptığım incelemeyi anayasa tartışmalarına da entegre edebiliriz. Bir anayasada değişmez madde olması demek o ülkede halen bir takım hastalıkların aşılamamış olması sonucunu veriyor. Ülkemizdeki devletin resmi ideolojisi değişmezler arasına alınarak bir nevi kutsanmış ve hikmetinden sual sorulmaz hale getirilmiştir. Bu ideolojiye dokunanlar yanıyor. Bunun en yakın örneği Atilla yayla hocanın başı gelen olmalı. Bir menfaat çarkına dönüşen değişmez madde zihniyeti ülkenin demokratikleşmesi önündeki en büyük engelden biridir. Halen bireye karşı devletin kutsallaştırması etrafımıza baktığımızda ne derece sakil bir durum olduğunu açıkça gösteriyor. Bu menfaat çarkı meşru saydığı vatandaş tipinin(Laik-Müslüman-Türk-Sünni) dışındaki alternatifleri yok sayıyor bir bakıma tüm insanları bir tezgâhtan geçiriyor. Yıllar geçtikçe bu makbul olmayan vatandaşlara yapılan zulümler hesabının sorulması vaktini de yaklaştırıyor tıpkı şu zamanlar gibi.Anayasaların özellikle bir ideolojiye dayandırması gerekmez. İnsan hakları ve demokrasiye saygılı bir eksen pek ala iyi bir başlangıç olabilir(Burada da akla demokrasinin bir rejim olup olmadığı sorusu gelebilir. Bu uzunca bir tartışma konusu olduğundan başka bir yazıya erteliyorum).İnsan haklarını ve demokrasiyi kendisine eksen kabul etmek ve çevremizdeki uygulamalardan yola çıkarak çağın anlayışına uygun çözümler dile getirmek gerekiyor. Dikkat edin bunlara bile değişmez madde demiyorum çünkü bir kavramın değişmez olması zamanla o kavramın içini boşaltıyor. Yani insan haklarını sözde yazdırıp da ona ters düşen uygulamalar yapmak manasız olacaktır. Ülkemizde halen yeni bir anayasa konusundaki “gönülsüz tavırlar” aslında bir samimiyet göstergesi.Aslında bu gönülsüz tavırların bir sebebi de şimdiye kadar elde ettikleri imtiyazların kaybolacak olmasıdır.Bu telaş bu yüzdendir.Son yıllardaki tehlike pompalama gayreti de bu yüzdendir.Kendi kirli menfaatlerini değişmez yaptırarak 2010 yılında halen insanları ötekileştirmeye çalışmak artık sırıtıyor. Tamamen sivil eksende bir yepyeni anayasa bu ülkeye farz olmuştur fakat bunu farz olduğu için değil kendi insanımıza daha yakışır bir yaşam için yapmalıyız. Sırf baskı uğruna yapılan değişimin havada kalacağı ortadadır. İleriye atılan her adım elbetteki önemlidir bu yüzden kısmi de olsa anayasa değişikliği faydalı olabilir fakat bu yeni bir anayasa gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Anayasamızı yapan darbeciler öyle ustaca kurgulamışlar ki insan hakları ve demokrasi ekseninde ne değişiklik yaparsanız yapın ya mevcut anayasaya takılıyor ya da vesayet kurumlarına. Bu yüzden parça değişikliklerin çok da bir manası olmuyor çünkü genele ruhu yansımıyor. Aslında bu değişim bir faydalı tasfiyenin müjdecisidir.Artık makbul vatandaş olamadıkları için dışlanan halklar da “vatandaş” kategorisine girecektir.Bilindiği gibi ülkemizde devletin istediği tiptekiler “vatandaş”,diğerleri de “halk” oluyor.Her nedense halkın yönetime her katılım hareketlerinde birilerini tehlikenin farkına varmamızı söylüyorlar.Evet tehlikenin farkındayız ama bu tehlike bizim için değil vesayeti değişmez yapan kafalarına ait bir tehlike algısıdır. Bu ülkenin insanını “vatandaş” kategorisine sokan her cesur adam desteklenmelidir çünkü zulum karşında susmak da bir zalimliktir. |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 07 Nisan 2010 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


Yorumlar
Hadi bişey daha söliim: Newton kuramı ''yetersiz'' demek ne derece doğru olur emin değilim; zira onu açıklamaya niyetlenmemiş olduğu şeyleri açıklayamadığı için sorumlu tutmak bana sorunlu gözüküyor.
Anayasaya konması gereken değişmez maddelerin bini geçmesi gerektiğini, ''anayasal iktisadın'' lüzumluluğunu uzun uzun yazıp çizen libertarian camianın içinde misin, dışında mısın hala anlayabilmiş değilim vallahi :)
Yıldıray çok güzel anlatmıştı: Libertarianism'in hakçılığı devlet mekanizmasına o kadar küçük bir alan bırakıyor ki, geriye kalan alandan bahsederken ''siyaset'' demek bile zorlaşıyor.
Zaten şu 5 yıldır kendisine libertarian diyenler nasıl olup da AKP'yi destekledi hep, hala aklım almıyor.
Bide, başta kurduğun analoji ''category error'' içeriyor, doğru bir analoji değil.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.