| Liberalizm (5): Liberal Özgürlük Anlayışı |
|
|
| Yazar F. A. von Hayek | |
| Pazar, 31 Ocak 2010 | |
![]() 7. Liberal Özgürlük Anlayışı Sadece “Britanya” ya da evrimci liberalizm tipi belirli bir politik program geliştirdiğinden liberalizm ilkelerinin sistematik bir açıklamasına yönelik bir girişim bu tipe yoğunlaşmak zorunda kalacaktır, ve Kıta Avrupası ya da kurucu tipin görüşlerinden ancak ara sıra tezat oluşturan noktanın izahı usulüyle bahsedilecektir. Bu gerçek, ayrıca, çoğunlukla Kıta Avrupası’nda politik ve ekonomik liberalizm arasında çizilen, (liberalismo ve liberismo arasındaki ayrım olarak, bilhassa İtalyan filozof Benedetto Croce tarafından incelenen) ama Britanya tipine tatbik edilemeyen, diğer bir ayrımın reddedilmesini talep eder. Cebrî güçlerin verilişi hükümete, bütün liberallerin korumak istediği, bireysel amaçların seçimindeki özgürlüğü dahi sınırlamaktan başka bir şey yapmayan, esasen keyfî ve ayrımcı yetkileri verdiği halde, Britanya geleneği için bu ikisi birbirinden ayrılamaz, çünkü hükümetin cebrî yetkilerinin genel âdil davranış kurallarının uygulanması ile sınırlandırılması temel prensibi, hükümeti bireylerin ekonomik faaliyetlerini yönlendirme ve kontrol etme gücünden mahrum eder. Bütün amaçlara yönelik araçların kontrolü olarak, ekonomik kontrolün imkân dahilindeki bütün hürriyetlerin bir sınırlandırılmasını meydana getirmesine karşın, hukukun himayesi altında özgürlük ekonomik özgürlüğü belirtir. İşte bu bağlantıda, farklı liberalizm türlerinin bireysel özgürlük talebi ve bu talebin ima ettiği bireysel kişiliğe saygı üzerine görünüşteki mutabakat önemli bir farklılığın üstünü örter. Liberalizmin en parlak devri süresince, bu özgürlük anlayışının epeyce belirli bir anlamı vardı: bu anlayış öncelikle hür insanın keyfî zorlamaya tâbi olmadığı anlamına geldi. Fakat, toplum içinde yaşayan insan için, bu türden zorlamaya karşı korunma bütün insanlar üzerinde, onları başkalarını zorlama imkânından yoksun bırakarak, bir kısıtlamayı gerektirir. Herkes için özgürlük ancak, Immanuel Kant’ın ünlü formülü ile, eğer her bir kişinin özgürlüğü diğer herkesin eşit özgürlüğü ile bağdaştığından daha fazla genişlemediyse kazanılabilir. Bu nedenle, liberal özgürlük anlayışı, mecburen, her bir kişinin özgürlüğünü herkes için aynı özgürlüğü korumak amacıyla sınırlayan, hukukun himayesi altında bir özgürlük idi. Bu anlayış, kimi zaman tecrit edilmiş bir bireyin “doğal özgürlüğü” olarak tanımlanan şey değil ama, toplum içinde mümkün ve diğer insanların özgürlüğünü korumak için mecburî olan kurallarla sınırlandırılmış özgürlük anlamına geldi. Liberalizm, bu bakımdan, anarşizmden kesin bir şekilde ayrı tutulmalıdır. Liberalizm, eğer herkes mümkün olduğu kadar özgür olacaksa, cebir kullanımının tamamen ortadan kaldırılamayacağını, ama bireylerin veya grupların keyfî olarak diğerlerini zorlamasını önlemek için gerekli seviyeye sadece düşürülebilir olduğunu kabul eder. Bu sınırlar dahilinde kaldığı sürece, bireyin zorlanmaktan kaçınabilmesini sağlayan şey, bilinen kurallarla sınırlandırılmış bir saha içindeki hürriyet idi.Ayrıca, bu özgürlük sadece özgürlüğü korumak için tasarlanmış kurallara riayet etmeye muktedir olanlara temin edilmiş olabilir. Farklı vesayet derecelerinin çocukların ve aklî melekelerinin tamamına sahip olmayan kişilerin durumunda uygun addedilmesine karşın, sadece reşit ve aklı başında, hareketlerinden dolayı tamamiyle sorumlu oldukları farz edilenler bütünüyle bu özgürlüğe ehil addedilirler. Ve herkes için aynı özgürlüğü korumak amacıyla tasarlanmış kuralların ihlali ile, bir kişi ceza olarak, bu kurallara riayet edenlerin yararlandığı cebirden muafiyet hakkını kaybedecektir. Böylece, hareketlerinden dolayı sorumlu tutulduklarına hükmedilmiş herkese verilen bu özgürlük, aynı zamanda, bu insanları kendi akıbetlerinden de sorumlu tutar: hukukun koruması herkesi kendi amaçlarının takibinde desteklemek iken, hükümetten bireylere çabalarının belirli sonuçlarını garanti etmesi beklenemezdi. Bireyi kendi bilgisi ve kabiliyetlerini kendisince seçilen amaçların takibinde kullanmaya muktedir kılmak, bu bireyleri başkalarının refahına en büyük katkıyı yapmak için en iyi teşvik etme yöntemi olmaya ilâveten, hükümetin herkese temin edebileceği en büyük fayda olarak da addedildi. Bir bireyin, hiçbir otoritenin bilemeyeceği, kendi özel şartları ve yeteneklerince mümkün kılınan en iyi çabalarını meydana getirmenin, her bir kişinin özgürlüğünün diğer herkese sunabileceği en önemli fayda olduğu düşünülmüştü. Liberal özgürlük anlayışı çoğunlukla sadece negatif bir anlayış olarak tarif edilmektedir, ve gerçekten de öyledir. Barış ve adalet gibi, özgürlük bir kötülüğün (evil) bulunmayışına, fırsatlar açan ama belirli faydaları garanti etmeyen bir duruma işaret eder; bu koşulun farklı bireylerce takip edilen maksatlar için ihtiyaç duyulan araçların elde mevcut olma ihtimalini arttırması beklenmiş olsa dahi. Bu suretle, liberal özgürlük talebi, toplum ya da devlet belirli malları arz etmelidir iddiası değil, ama bireysel çabalar önündeki bütün insan yapımı engellerin kaldırılması talebidir. Bu anlayış, gerekli göründüğü yerde böyle bir kollektif girişime ya da en azından belirli hizmetlerin temin edilmesi için daha etkili bir yola engel olmaz, ama bunu başvurulan bir çare (expediency) ve bu suretle, hukukun çatısı altında eşit özgürlük temel ilkesi ile sınırlanmış addeder. 1870’lerde başlayan liberal doktrinin gerileyişi, belirli/özel amaçların muazzam bir çeşitliliğine ulaşma araçları üzerinde, genellikle devletin sunumunun sağladığı devlet hâkimiyeti olarak, özgürlüğün yeniden yapılan bir yorumu ile yakından bağlantılıdır. |
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 30 Ocak 2010 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


