| Giyim ve Modernite Algısı |
|
|
| Yazar Ümit Çalık | |
| Pazartesi, 28 Aralık 2009 | |
|
Günümüze baktığımızda, üzerinden bir asıra yakın süre geçmesine karşın halkın giyim tarzı “probleminin” rejim tarafından hala çözülemediğini görmekteyiz. Hala toplumun azımsanmayacak bir kısmı cumhuriyetin kanun çıkararak halka emrettiği giyim tarzının dışında bir giyim tarzı benimsemiştir. Çarşaf veya türban gibi giysiler halkın azımsanmayacak bir kısmı tarafından kullanılmaktadır. Yine cumhuriyet rejimini kuran kadrolar tarafından halka kullanması emredilen şapka halk arasında yaygın bir biçimde kullanım imkanı bulamamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında uğrunda birçok kişinin idam edildiği şapka ve kılık kıyafet devrimi bugün sessizce rafa kaldırılmıştır. Halkın giyimine yönelik tartışmalarsa daha çok kamusal alanda devletin emrettiği giyim tarzının uygulanıp uygulanmamasına indirgenmiştir. Yine giyim konusuna dönersek; aslında birçok konuda olduğu gibi bu konuda da modernite algısının saydam olduğunu görürüz. Modernitenin içi her zaman dünya üzerinde hakim olan kültür tarafından belirlenmektedir. Neyin modern neyin çağ dışı olduğu hakim kültür referans alınarak tanımlanmaktadır. Zaten cumhuriyet projesine baktığımızda da cumhuriyetin kurulduğu günden bugüne dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren Batı medeniyetinin çağdaşlaşma ölçüsü/hedefi olarak referans alındığı görülür. Bu çerçeveden duruma baktığımızda günümüzde hakim kültür olan Batı kültürünü benimsemiş bireyler çağdaşlaşma projesinin savunucuları tarafından çağdaş olarak nitelendirilirken, batı kültürünü benimsememiş, konumuzda batılı normlarda bir dış görünüme sahip olmayan, bireyler ise çağ dışı, gerici olarak nitelendirilmektedir. Bu noktada modernite algısıyla ilgili şu soru oldukça kritiktir; ya günümüzde hakim kültür batı kültürü olmasaydı da doğu kültürü olsa durum ne olacaktı? Kuşkusuzki bahsettiğimiz şartlar içerisinde mini eteklerin, kot pantolonların yerini İslam ülkelerinde yaygın olan kıyafetler (çarşaf, baş örtüsü gibi) ya da bazı Asya ülkelerinin geleneksel kıyafetleri (kimono gibi) alacaktı. Peki bu şartlar altında ülkemizdeki çağdaşlaşma projesinin taraftarları hangi giyim tarzının savunucu olacaklardı? Bahsettiğimiz durumda modernitenin referansı batı yerine doğu olduğuna göre; ülkemizdeki çağdaşlaşma projesinin savunucuları bu sefer de bugün tam karşısında durdukları çarşaf ve baş örtüsünün ateşli savunucuları durumuna geleceklerdi. Çünkü bu kesime göre devlet çağın gerektirdiği kültür anlayışına sahip olmayan halkına dönemin baskın kültürünü aşılamalı, benimsetmelidir. Bu yolla çağ dışı kalmış halk dünyada egemen olan kültürü, sanatıyla, yaşam tarzıyla, giyimiyle benimseyerek çağdaş hala gelecektir. Halbuki bahsettiğimiz gibi modernite değişken bir kavramdır ve el değiştirebilmektedir. Bugün batının içini doldurduğu modernitenin gelecekte doğunun eline geçmeyeceğinin garantisini kimse veremez. Modernitenin el değiştirmesiyle birlikteyse halka modern yaşam tarzını benimsetmeyi kendine misyon edinmiş çevrelerin, trajikomik bir şekilde bir önceki dönemde şiddetle karşısında durdukları, hatta engellemek uğruna devletin gücünü kullanarak masum insanları öldürdükleri yaşam tarzının en önde gelen savunucuları olmalarını bekleyebiliriz. Tüm bunların dışında konuya bireysel çerçeveden baktığımızda, ülkemizdeki durum gerçekten vahimdir. Ülkenin kuruluşundan beri halkın giyimini, gündelik yaşamını, adetlerini küçük gören, aşağılayan bir kesim tarafından, halkın tercihleri devlet eliyle zor kullanılarak değiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu durum bireysel özgürlükler açısından son derece utanç vericidir. Sözde halkı çağdaşlaştırma iddiasında olan bu kesim, günümüzde ülkelerin ilerlemişlik seviyelerinin halkının benimsediği giyim tarzından çok farklı kriterlerle ölçüldüğünü farkına varamayacak durumdadır ne yazıkki. Bireylerin giyim tarzlarının toplumların ilerlemişlik düzeylerine yönelik bir gösterge olmamasına karşın bireysel özgürlükler son derece önemli bir ilerlemişlik göstergesidir ve bizim ülkemizde bireyler daha giyim tarzlarını belirlerken bile devlet tarafından baskı görmektedirler. Sonuç olarak istediği giyim tarzını belirlemek bir bireyin en doğal hakkıdır. Devletin bireylerin ne giyip ne giyemeyeceğine karar vermesi söz konusu olamaz. Ayrıca konunun modernlik/geri kalmışlık çerçevesinde ele alınması son derece yanlıştır. Bireylerin giyim tarzlarıyla ülkelerin ilerlemişlik derecelerinin hiçbir ilişkisi yoktur. Zaten modernite içeriği dünyadaki dengelere göre değişim gösterebilen bir kavramdır. Bugün modenite adına belirli seçimleri halka dayatmaya çalışan kesimler, gelecekte içeriği değişen modernite ile daha önce savunucusu oldukları tercihlerin karşısında durmak zorunda kalabilirler. Aslolan bireylerin giyim tarzlarını özgürce belirleyebilmeleridir. |
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 27 Aralık 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


