Övünmek Gibi Olmasın, Ben Liboş'um Yazdır E-posta
Yazar Kürşat Çetinkoz   
Cuma, 18 Mayıs 2007

Geçtiğimiz Cuma Liberal Ofis ve Genç Siviller Taksim’de “Demokrasi, Vicdan ve Hukuk” aradık. Ama bir şey daha gördüm: Sadece memlekette değil pek çok “demokratta” da vicdan kalmamış…

Amarat takma adıyla tanınan Liberal camiada sevilen arkadaşlarımızdan biri ekşi sözlükte eylemle ilgili başlığın altına bir yazı eklemiş eylem de bizim de varlığımızdan bahsetmiş. Eyleme katılmayı düşenen ve bunu gören bazı demokrat arkadaşlar hemen telefonlarla e-maillerle Genç Siviller’e ulaşmış ve sormuşlar: “Siz de mi Liboş oldunuz?”

Ben şu anda yurtdışında master yapıyorum. Avrupa Birliği İnsan hakları ve Demokrasi, Federalizm ve Uluslararası ilişkiler üzerine uzmanlaşıyorum. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden hocalardan ders alıyorum. Birçok ülkede seminere katıldım, siyasi yelpazenin her köşesinden insanla sohbet ettim. Bir kere bile “Liberal” kelimesini hakeret olarak algıladıklarını görmedim. Dahası solcusundan sağcısına eğer birinin demokratlığını, aydınlığını, entelektüelliğini övmek isterlerse “çok liberal bir kişidir.” dediklerini gördüm.

Peki Türkiye’de ne görüyoruz: “Liboşlar varsa biz yokuz!” diyen, demokratik protestoya gelmeyen genç aydınlar. “Liberaller” bile demekten acizler!

Demekki lugatta Liberal’in Türk olanına Liboş deniyor, densin… Peki bakalım son cumhurbaşkanlığı seçimi meselesinde bu sağ ve sol ve normal Liboşlar ( Bana kalsa Liberal liberaldir sağı solu olmaz) neler yapmış. Delikanlı sağcı ve solcular neler yapmış…

Liboş Sol cenahta Murat Belge şöyle bir analizini yapıyor:

Onun için bizim laiklik kavgası da katışıksız bir ideolojik örneği değil, ardında ciddi ’sınıfsal’ gerilimler yatıyor. “Senin karının başı bağlı. Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanının karısının başı bağlı olamaz.” Bu cümleler yalnız başlar ve örtüleriyle ilgili sözler değil. Bunun arkasında, “Sen kim oluyorsun? Nereden çıktın da buralara geldin? Bu gayri-medeni âdetlerinle şimdi bir de oraya mı çıkacaksın?” (doğal olarak, bize ait olan ‘orası’) anlayışı da yatıyor.

Liboş sağ cenahta Taha Akyol yine şunu söylüyor

Resmi ideoloji ve sivil Kemalist kesim de görmelidir ki modernleşme kaçınılmaz olarak toplumsal çeşitlilik yaratır. Vergi veren, şehit düşen ‘farklı vatandaşlar’ da onlar gibi seçme, seçilme ve kamu görevlerine girme haklarına sahiptir! Kitlelere “sakıncalı vatandaşlar” işlemi yapmak ülkeyi böler! Milli birlik ve üniter devlet gibi hayati temel değerlerimizi güçlendirmenin yolu “hoşgörü” ve “birlikte yaşama” ruhunu güçlendirmektir.

Liberal LDP Genel başkanı Cem Toker şöyle diyor:

Demokrasinin bir diğer ilkesi “kuvvetler ayrımı” iken yasamayı ve yürütmenin her iki bölümünü de yüzde 34 oy alan tek partiye teslim edip, halk adına bu gücü denetleyecek hiçbir kurum bırakmayan sisteme demokrasi denir mi?

“Sandığa gidilsin” deniyor. Mevcut seçim sistemiyle sandığa gidip kimi sectiğimizi bilmeden pusuladaki balığa, kuşa, ampüle mühürü basınca ülkeye demokrasi mi gelecek? Mevcut seçim sistemiyle temsilde adalet mi sağlanacak?

Türkiye’de inanç, düşünce, düşünnceyi ifade, mülkiyet, sözleşme, gibi temel hak ve özgürlüklerde iyileştirmeler beklenirken, sadece asker konuştuğunda ve türban söz konusu olduğunda “demokrasi” kelimesini hatırlayanlar inandırıcı bir şekilde demokrat mıdırlar?

Peki “ilkeli” sağcı ve solcular ne yaptılar?

*İktidarın verdiği rahatlıkla Cumhur’un başkanını kendi kendilerine seçmeye kalktılar;
*Girmeleri gereken genel kurula girmediler;
*Cumhurbaşkanı adayı bile çıkaramadılar çıkanı eşinin başı örtülü diye dışladılar;
*Anayasa Hukukuna kökten aykırı bir kararı baskıyla Anayasa Mahkemesinden çıkartırdılar;
*DP ekolündeniz deyip DP’ye ekolüne yapılan saldırıya destek verdiler. Üstüne DP’yi bi daha kurdular;
*Hür iradesiyle oylamaya giren vekillerini ihraç ettiler, dışladılar;
*Oraya buraya Alkol yasağı koyarken unuttukları demokratlıklarını hakları engellenince tekrar hatırladılar;
*Hiç biri ama hiç biri sistemin tıkanmasının en önemli nedeni seçim sistemini eleştirmedi, değişmesini önermedi, sadece sonuçlarıyla ilgilendiler…

Liboş deyince insanın aklına ilkesiz, kıvıran yanar döner bir kişilik geliyor.

Elinizi 4 mayıs 2007 Cuma günü aradığınız vicdanınıza koyun ve söyleyin kim kıvırıyor? Kim ilkesiz? Kim yanar döner? Kim demokrat?

Eğer; o gün, o eyleme siz de liboşlar var diye gelmediyseniz Sayın Gül’ün eşinin başı örtülü diye e-muhtıra veren generalden farkınız nedir?

 

 
Son Güncelleme ( Perşembe, 17 Ocak 2008 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans