| Demokratik Açılımlar için Vergi Reformu Şart |
|
|
| Yazar Mustafa Arslan | |
| Cumartesi, 24 Ekim 2009 | |
|
Vergi İdare ‘Demokratik açılım/lar’ın başarıya ulaşmasının temel koşullarından biri başkalarını karıştırmadan ve soruna müdahil etmeden kendi irademiz ile sorunu çözmek ise diğeri de ekonomik maliyetini kendi özkaynaklarımız ile karşılamaktır. ‘Demokratik açılım/lar’ın nihai amacına ulaşması için bazı kamu idarelerinde reformların yapılması zorunludur. Bu kurumların başında ise en önemli ve en sağlıklı kamu kaynağı türü olan doğrudan vergileri toplayan Vergi İdaresi gelmektedir. Her ne kadar hükümet başka gelir kaynakları örneğin asli ve sürekli olmayan olağandışı gelir kaynakları niteliğindeki mülk satışları, özelleştirme gelirleri, iç ve dış borçlanma gibi kaynaklarla da bu ‘açılım/lar’ı finanse edebilirse de bu kaynaklar hiçbir zaman doğrudan vergilerin sağladığı faydaların yerini tutamazlar. Bu kaynakların, siyaseten kısa vadelerde maliyetleri düşüktürler ve kolay erişilebilir olduklarından hükümetlerce kolayca tercih edilebilir popülist kullanıma açık bir yapıları vardır. Ayrıca doğrudan vergiler kadar toplumsal muhalefete de yol açmazlar. Ancak toplumsal maliyetleri ve negatif etkileri doğrudan vergilerle karşılaştırılamayacak kadar çoktur. Özellikle son yıllarda kamu gelirleri içinde dış borçlar önemli bir yer tutmaktadır. Bu durumda ‘açılım/lar’ın finansmanının bu borçlarla yapılması ihtimali vardır. Ancak bu beraberinde ciddi sorunlar da getirebilecektir. En başta ‘açılım/lar’ artık bizim irademizin ürünü değil, borç verenlerin iradelerini dayattıkları bir niteliğe bürünebilecektir. O zaman da ‘açılım/lar’ın toplumsal bünyeye uyma sorunu ile karşılaşacağını söylemeye hacet yoktur. Dolayısıyla hükümetin, ‘açılım/lar’ı finanse edeceğim derken ‘açılım/lar’ın finansman yönteminde yaptığı bir hata nedeniyle nihai amaçla ters düşen bir durumla karşı karşıya kalabilmesi söz konusu olabilecektir. Böyle bir risk vardır. Çünkü asli ve sürekli olmayan olağandışı gelir kaynaklarının münferit kullanımdan ziyade, sürekli kullanılmaları halinde demokratik gelişmeleri engelleyici ekonomik fren işlevi gördükleri, toplumun demokratik özgüveninin tesisini sekteye uğratıcı bir nitelikleri oldukları bilinen bir gerçektir. Oysa doğrudan vergiler ‘açılım/lar’ın nihai hedefi ile gayet uyum gösteren sonuçlar doğuran vergilerdir. Fakat bizim Vergi İdaremiz ‘Demokratik açılım/lar’ı bırakın en temel kamu hizmetlerinin finansmanını bile sağlamaktan çok uzaktır, doğrudan vergilerin denetimini yapmaktan ve toplamaktan yorgun, atalet içinde ve sorun yüklüdür. Hatta bazı mahfillerde ‘mizahi’ bir konu unsuru olarak devlet içinde neredeyse ‘gereksiz bir idari örgüt’ gibi değerlendirilmeye bile başlanmış durumdadır. Bunun nedenlerinin başında Vergi İdaremizin yapısal özellikleri gelmektedir. Vergi İdaremiz; geçen yüzyılın ortalarında, dönemin siyasal ihtiyaçlarına göre, katı bürokratik Alman devlet geleneğinin imtiyazlı, klan tarzı oligarşik, totaliter-otoriter yapısının bir benzeri olarak organize edilmiştir. Altyapısı tamamıyla ithal olan bu yapının, üstyapısı da ona uygun şekillenmiştir ve doğaldır ki yerli; Osmanlı’dan intikal eden tarihi miras üzerine kurulu, arkaik Enderun düşüncesi ve pre-kapitalist bir anlayışla, asalet ve unvan, ağalık ve efendilik şuuru değerlerle örülmüş bir feodal zihniyetten mürekkep ortaçağlaşmış kültürel zihniyet ve formlar ile harmanlanmış, sosyo-kültürel öğelerden oluşmuştur. Zamanla da üstyapısal niteliklerinin dayatması sonucu üçüncü dünya ülkelerine özgü vesayetçi ve imtiyazlı bir bürokratik yapıya dönüşmüştür. Vergi İdaremizin, ‘demokratik açılım/lar’ın finansmanını karşılayacak niteliklerden yoksun olduğu ortadadır. Ve bu, ‘açılım/lar’ın önündeki en önemli altyapısal ekonomik engellerden birini oluşturmaktadır. Eğer ‘demokratik açılım/lar’da başarı sağlamak gibi bir iyiniyetli hedefimiz varsa Vergi İdaresi’nde de bir an önce reform yapmamız bir zorunluluktur. Aksi halde ‘Demokratik açılım/lar’ın finansman ayağı sakat kalacak ya da sorunlu olacaktır ve bu durumda da ‘açılım/lar’a elveda demek durumunda kalabiliriz |
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 23 Ekim 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

