Kürtlerin Gündeminde Ayrı Devlet Yok Yazdır E-posta
Cumartesi, 04 Ağustos 2007

http://www.kalbimsin.net/hikayeler/bir_guvercin/guvercin.gif

Kürt Sorunu, Türkiye’nin çok boyutlu sorunlarının başında geliyor. Bu yüzden de bu sorunu sadece etnik temeller üzerine oturtmaya çalışmak hem çözüm üretmeyi zorlaştırıyor hem de ülke için büyük tehlikeler arz ediyor. Her ikisi de bu ülkenin vatandaşı olan Türkler ve Kürtler açısından bakıldığında aslında tarafların kendi gelecekleri üzerine tutum, davranış ve beklentilerinin birbirinden farklı olmadığını ve hatta birçok açıdan birbirine benzediğini söylemek mümkün. Özellikle de 22 Temmuz seçiminin sonuçlarını değerlendirdiğimiz zaman görüyoruz ki her iki taraf da demokrasi ve istikrar çerçevesinde ve tek devlet çatısı altında yaşamak isteğindeler. AK Parti’nin Doğu ve Güneydoğu’da kazandığı zafere bakarak bile Kürtler açısından sosyal ve ekonomik gelişmenin öncelikli ihtiyaç olarak görüldüğünü anlamak zor değil.

 

Her ne kadar bir grup sesi çok fazla çıkan Türk ve Kürt azınlık, Kürtlerin ayrı bir devlet düşüyle yatıp kalktıkları varsayımıyla hareket etse ve söylemlerini buna dayandırsa da Kürt vatandaşlar açısından bakıldığında, gündemde böyle bir konunun yer almadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Seçimlerin Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı illerde AKP için % 50- %60 arası bir sonuçla bitmesini bunun en kuvvetli delili sayabiliriz. Hatırlanacağı gibi iktidar partisi sürekli olarak “tek devlet-tek toprak-tek millet” vurgusu yaparken, Zana’nın seçimler öncesinde eyalet sistemine yönelik düşüncelerinin bağımsız adaylara desteği arttıracağı düşünülmüştü. Ancak, sonuçlar açıklandığında herkes gördü ki bu ülkenin % 50’ye yakın seçmeni gibi Kürt kökenli vatandaşlar da istikrar, demokrasi, daha iyi yaşam koşulları (bu konu için sadece bölgede sağlık konusundaki iyileştirmelere bile bakmak yeterlidir)gibi temel değerleri, ayrı devlet ya da eyalet sistemi gibi suni gündemlere tercih etmişlerdir.

 

Elbette her bireyin, ne kadar aykırı olsa da fikirlerini ifade edeceği bir ortam oluşturulmalı ve ifade özgürlüğü önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Ancak, Kürtleri temsil ettiğini iddia eden kesimin yani DTP’li bağımsız adayların bu sonuçları ve Kürtlerin asıl beklentilerini doğru okumaları ve bu beklentilere yönelik politikalar oluşturmalarını beklemek de biz Kürtlerin bir hakkı olsa gerek. Kürt Sorununda, temel problemin etnisiteye dayandığı öne sürülse de, bunun çok boyutlu bir sorun olduğu görülmeli ve gerginlikten uzak, uzlaşmaya ve Kürtlerin asıl gündemlerine yönelik tutum ve davranışlar içerisine girilmelidir. Sorunu açıklamak için nasıl tek başına etnisite faktörünü kullanamıyorsak, bunun çözümünün de etnisite temelli olamayacağını görmemiz gerekiyor. Bağımsız adaylar her ne kadar meclise girmeyi başarmışlarsa da “tek millet-tek devlet” ilkesini slogan edinen AK Parti karşısında başarısızlığa uğramış ve beklenenin altında bir oy oranı elde etmiştir. Böyle bir sonucu bağımsızların göz ardı etmemesinin biz Kürt kökenli vatandaşlarca beklendiğinin görülmesi şarttır.

 

Seçim sonuçlarına bakıldığında bu ülkenin doğusu kadar batısının da gerginliğe prim vermediğini görüyoruz. Ulusalcı söylemdeki dışlayıcılık ve içine kapanmacılığın aksine, Türk vatandaşlar da tercihlerini ülkeyi böleceği iddia edilen, gerçekte ise insanlık tarihinin en büyük medeniyet projelerinden biri olan AB’den yana koymuşlar ve demokrasinin birlikteliği zedelemediğini aksine kuvvetlendirdiği mesajını vermiş, kavgacıların değil birlikteliği, beraberliği, kalkınmayı ve demokrasiyi savunanların yanındaki yerlerini almışlardır. Katil başbakan sloganına değil, demokratik ve istikrarlı Türkiye hedefine oy vermişlerdir. Demokrasinin bu ülkeyi böleceği varsayımını, Kürtler ve Türkler aynı çatı altında sorunları çözmeyi vaat eden bir partiyi ikinci defa üstelik de daha fazla teveccühle iktidar yaparak yerle bir etmiştir.

 

Marifet iltifata tabidir derler büyüklerimiz ancak kimi zaman iltifat marifetle yürür. AKP, daha fazla demokrasi ve istikrar diyerek halkın tercihi olmuştur ve derin Kürtler diyebileceğimiz bir çoğunluk olan bizlerin defalarca söyleyip de duyuramadığımız gerçeğin tercümanlığını yapmıştır: Kimse heveslenmesin. Kürtlerin gündeminde ayrı devlet yok, sadece ama sadece sosyal ve ekonomik gelişme, istikrar ve demokrasi var.

 

* ERCAN ERENSAYIN

3H HAREKETİ İZMİR ÜYESİ,

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER LİSANS

Son Güncelleme ( Cumartesi, 17 Kasım 2007 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans