| Afrika Neden Fakir? |
|
|
| Yazar Soner Hoca | |
| Pazar, 02 Ağustos 2009 | |
|
Şu aralar 3H’den Kürşat Afrika'da çalışıyor. Yaklaşık 3 ay oldu ve Afrika’nın Bakanlıklarından, bankalarına; gümrüklerinden mahkemelerine çok değişik konuda gözlem yapma şansı oldu. Geçenlerde kendisi bize mail grubunda bir soru sordu: "Afrika'nın geri kalmasını neye bağlıyorsunuz?" Kendisi bu soruya detaylı bir yazı dizisiyle cevap verecek ama Soner Hoca çok güzel bir cevap vardi, onu hemen yayınlayalım dedik.
Özelleştirme yapmadığı için mi? Hayır... Yeterli dış sermaye çekmediği için mi? Hayır... Daha az girişimci olduğu için mi? Hayır... İnsanları batılılardan daha aptal olduğu için mi? Hayır... Daha pek çok şey sıralayabiliriz ama bunlar Afrika'nın gerçekte neden fakir kalmadığını anlatmaz.. Yüzeysel kalırlar... Afrika kıtası, sadece kitaplarda yazan liberal reformları batılı ülkeler kadar uygulamadığı için fakir değildir. Afrika'nın tüm liberal reformları yeterince uygulamaması anlaşılabilir... Ama bir tanesi hariç... De Soto'nun müthiş bir araştırmayla vurguladığı gibi : MÜLKİYET HAKLARI De Soto bunu SERMAYENİN SIRRI' nda (The Mystery Of Capital) ustalıkla izah etmiş ve isabetle Nobel Ödülü'ne layık görülmüştür.. De Soto'ya göre 3. dünya ülkelerinin fakir kalmasının en önemli nedeni (hatta belkide tek nedeni) mülkiyet haklarını tanımama ve ona saygı göstermemesidir. Aslında fakir ülkelerdeki insanlarda en az batılı ülkelerdeki insanlar kadar girişimci ve zekidirler. Ama ne oturdukları evin sahibidirler (mesela toprak kamunundur ve evin tapusu yoktur), ne de yasal bir şirket kurmak için önlerinde basit bir yol vardır. Eğer oturduğunuz ev size ait değilse, bunu teminat gösterip bankadan kredi alamazsınız. Kredi bulamazsanız kolay kolay iş kuramazsınız. İş yoksa yoksulluk vardır. Afrika'nın toprak mülkiyetinin büyük çoğunluğu kamunundur ve mülkiyet hakları tanınmamıştır. Bir ülkenin toprak bütünlüğünün ne kadarı özel kesimin elindeyse o ülke o oranda daha çok büyümektedir çünkü mülkiyet hakları tanınmış olmakta ve bir değer yaratma potansiyeline sahip olmaktadır. Batılı ülkeler bu anlamda gayet iyi bir orana sahiptir ve gelişmelerinin ana motoru budur. De Soto ve meslektaşları, fakirlerin kayıt altına geçmemiş malvarlıklarının toplamını 9 trilyon dolar olarak hesaplamışlardır. Fakat bunlar hukuki sistemde tanınmadığı ve kayıt edilmediği için 'atıl' durumdadır ve bunların sahiplerine karşılıksız borç (kredi) verilmez. De Soto, bu servetin tanınmasını ve fakirleri mini-kapitalistlere dönüştürmeyi önerir. Gerisi kendiliğinden gelecektir... Gelişmiş ülkelerin bunları geçmişte nasıl yaptıklarını tarihsel örneklerle (örneğin 19. yy Amerika'sında meclisin ve yargıtayın yoksullara tanınan emlak haklarına gönderme yapar) ispat eder. Sadece bu da değil... Bu haklar tanındıktan sonra iş kurma ve emlak edinme süreçlerininde önündeki engellerin, bürokrasilerin kaldırılması gerekiyor. Örneğin Kürşat Etiyopya'da bir şirket sahibi olmanın kaç aşamadan geçtiğini hesaplarsa beni daha iyi anlar... Veya bir ev tapusu almanın... Ayrıca bu ülkelerdeki yağmalarda ekonomik süreci baltalamaktadır. Kenya'lı bir çiftçinin ekip biçtiği topraklar askerler, haydutlar tarafından yağmalanabilmektedir... Kısacası zenginlik Siz en iyisi gidin, bugün bir kitapçıdan SERMAYENİN SIRRI ' nı alın. De Soto ve dünyanın en önemli kitapları arasında gördüğüm SERMAYENİN SIRRI hakkında daha geniş yazmayı umuyorum.. |
|
| Son Güncelleme ( Pazar, 02 Ağustos 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


