| YÖK'ün Katsayı Kararı Yargıya Giderse |
|
|
| Yazar Öner Bulut | |
| Perşembe, 30 Temmuz 2009 | |
|
Öner Bulut'un Radikal ve Yenişafak'ta da yayımlanan yazısı haklı çıktı, Danıştay katsayı hususunda ideolojik kararın alasını verdi. 2009 Ağustosta bunu öngören Öner'in makalesini şimdi yeniden yayınlıyoruz. 28 Şubat darbesinin ürünü olarak, on seneyi aşkın bir süredir uygulanan ve her sene ÖSS döneminde, meslek lisesi mezunu on binlerce gencin hayallerini yıkan katsayı farklılığı, geçen hafta YÖK Genel Kurulu’nda alınan karar ile kaldırıldı. YÖK’ün aldığı bu karar, ilköğretimden mezun gençlerin, henüz on beş yaşındayken ve çoğu zaman ebeveyn baskısı ile aldıkları kararla tüm geleceklerini mahvetmemeleri ve böylelikle kendi gelecek hayallerini kendi iradeleriyle gerçekleştirebilmeleri açılarından oldukça müspettir. Fakat önümüzdeki günleri düşündükçe, YÖK’ün aldığı bu kararın, yargı denetimi engelini aşarak, uygulama şansı bulup bulamayacağı noktasında, ÖSS’ye girecek meslek liseli gençler adına endişelenmiyor da değilim. Zira yüksek yargı organlarınca her yorumu adeta doktriner görüş olarak benimsenen, her dediği neredeyse hüküm haline gelen Yargıtay Eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, son olarak, YÖK’ün aldığı kararın Danıştay tarafından iptal edilebileceğini söyledi! İşte bu nedenle endişeleniyor ve ilerisi için temkinli yorumlar yapmak gerektiğini düşünüyorum. Basın-yayın organlarının verdiği heyecanlı haberlerle, şu an için mutluluk bulutlarının üzerinde gezinen meslek lisesi mezunu ve mezun adayı gençlerin hayal kırıklığına uğramaması adına… Mevzuat ne diyor? YÖK, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 6. maddesine göre, tüm yüksek öğretimi düzenleyen ve yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerine yön veren, bu kanunla kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, bir kuruluştur. Yani YÖK, nihayetinde bir kamu kuruluşudur ve tüm kamu kurum ve kuruluşları gibi, YÖK’ün de tüm eylem ve işlemleri anayasal bir kural olarak yargısal denetime tabidir. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 4575 sayılı Kanun ile değişik 24. maddesine göre, kamu kuruluşları tarafından çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemler, Danıştay tarafından ilk derece mahkemesi olarak denetlenebilmektedir. Yani YÖK tarafından alınan ülke çapı uygulama alanı bulacak kararlar ve çıkarılan diğer düzenleyici işlemler, ilk derece mahkemesi olarak, doğrudan Danıştay tarafından hukuka uygunluk denetimine tabi tutulabilmektedir. Kararın akıbeti ne olacak? Bundan sonraki süreçte YÖK tarafından alınan ‘ağırlıklı ortaöğretim başarı puanının ÖSS’ye giren tüm öğrenciler için eşitlenmesine dair karar’ veya bu karara dayanarak yapılacak her türlü idari düzenleme, kuvvetle muhtemel, Resmi Gazete’de yayınlandıktan hemen sonra açılacak bir davayla idari yargı denetimine girecektir. Danıştay’ın, buna benzer bir hususta üç sene evvel açılan bir dava neticesinde vermiş olduğu kararını emsal alacağını düşünerek, YÖK’ün katsayı zulmünü bitiren malum kararının iptal edilemeyeceği yorumunu getirebilmek, oldukça iyi niyetli ve safiyane bir yaklaşımın sonucunda mümkün olabilir. Ankara Aydınlıkevler Ticaret Meslek Lisesi mezunu bir kız öğrenci tarafından, ağırlıklı ortaöğretim başarı puanının hesabında yapılan katsayı adaletsizliğinin iptali istemiyle üç sene evvel açılan dava, Danıştay tarafından, katsayıyı belirleme hususunda münhasıran YÖK’ün yetkili olduğu gerekçesiyle reddolunmuştu. Fakat Danıştay’ın üç sene evvel almış olduğu o kararın, hukuki olmaktan ziyade, siyasi bir karar olduğunu düşünürsek ve Danıştay’ın tam tersi istikamette açılacak bir davada, kuvvetle muhtemel aynı siyasi güdü ile hareket edeceğini öngörürsek, YÖK tarafından geçen hafta alınan katsayı eşitliğine dair karar aleyhine açılacak bir iptal davasının neticesini kestirmek için müneccim olmaya veya fal açmaya hacet yok. Ayrıca Danıştay başta olmak üzere, yüksek yargı organları tarafından alınan birçok karardaki, amaçları ve ilkeleri yorumlama yöntemleri incelendiğinde, YÖK tarafından alınan bu kararın, Yükseköğrenim Kanunu’nun 1 ve 4. maddelerinde belirtilen amaçlara ve dolaylı yollardan Anayasa’nın 2. maddesinde ve başlangıcında belirtilen ilkelere aykırı bulunarak iptal edilmesi çok da zor olmaz. Bilindiği gibi, ne yazık ki ülkemizde yargı kararları açısından yerleşmiş ve kökleşmiş bir içtihat ve görüş birliği de yoktur. Farklı mahkemelerin, aynı konularda verdiği farklı kararlar artık vakayı adîyeden sayılmaktadır. Lakin aynı mahkemelerin, kısa aralıklarla farklı zamanlarda aldığı kararlarda dahi birbirine zıt görüşleri hükmüne esas alındığı da bilinen bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır. Anayasa Mahkemesi bile, siyasi ve ideolojik kaygılarla, aynı hukuki sorun için kökleşmiş içtihadını, on yıl gibi kısa bir süre sonra aldığı başka bir kararında terk edebiliyorsa, Danıştay’ın da üç sene evvel almış olduğu kararını, açılması muhtemel bir davada emsal olarak görmemesi halinde hukuken yapılacak pek bir şey kalmayacaktır, maalesef. Türkiye hudutları içerisinde yaşadığımızdan, bu ülkenin yargı organlarının kararları arasındaki tutarsızlıkları düşündüğümüzde, Danıştay’ın üç sene evvel vermiş olduğu kararındaki görüşünü, önümüzdeki günlerde alacağı başka bir kararda terk etmeyeceği konusunda hukuken bir garanti de verilemeyeceğine göre, seneye ÖSS’ye girecek on binlerce meslek lisesi mezun adayı genci düş kırıklığına uğratmamak için basın-yayın organlarının temkinli olmasında yarar olduğunu düşünüyorum. |
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 27 Kasım 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

