Davacıyım Hâkim Bey! Yazdır E-posta
Yazar Öner Bulut   
Pazar, 19 Temmuz 2009

Sample Image 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun üçüncü maddesine ikinci fıkra olarak, “barış zamanında, asker olmayan kişilerin Askeri Ceza Kanununda veya diğer kanunlarda yer alan askerî mahkemelerin yargı yetkisine tabi bir suçu tek başına veya asker kişilerle iştirâk halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adlî yargı mahkemeleri tarafından yapılır” hükmünü ekleyen 5918 sayılı Kanun, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından, 1982 Anayasası’nın 145. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, iptal istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü.

 

CHP’nin bu tasarrufuna artık kimsecikler şaşırmıyordur sanırım! Zira CHP, 23. dönem yasama yılı içerisinde, 33. kez mahkeme kapısına gidiyor ve “davacıyım hâkim bey!” diyor.

***

Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bilgisi dâhilinde olduğu üzere, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 29 Ekim 1923 günü kurulmuştur. Aşağı yukarı üç ay kadar sonra, 86 yaşını tamamlayıp, 87. yaşından gün alacak olan Cumhuriyet(imiz), elleri toprak kokan, ayakları nasırlı Anadolu halkı tarafından falan kurulmamıştır.

 

Bu, kendi kendimize söylediğimiz büyük, pembe bir yalandır.

Hadi itiraf edelim artık!

Cumhuriyet(imiz)in esas kurucuları, o dönemin kalburüstü şahıslarını ve asker kişilerini bünyesinde barındıran İttihat ve Terakki zümresidir.

86 sene evvel dönemin elitlerince kurulmuş olan Cumhuriyet(imiz)in, bugün için iyeliğini ve hamiliğini yapma görevi de, elbette ki Ulu Önderimizin partisindedir!

İşte bu nedenledir ki, CHP’nin, ‘askere sivil yargı yolunu açan (yanlış tanımlama)’ kanun maddesinin iptalini istemesi yadırganmamalı!

 

Hayır, bunun dışında ne bekleniyor ki CHP’den?!

Elini kolunu bağlayıp, ‘dinci’, ‘emperyalist’, ‘Amerikan uşağı’ AKP’nin, Cumhuriyet(imiz)in temellerine dinamit koyuşunu izlemesi mi?!!

Saflık yapmayalım, kendimizi kandırmayalım lütfen!

 

***

 

Devletin kurucuları ve ebedi sahiplerince 20’li ve 30’lu yıllarda tesis edilmiş olan müesses nizama çelme takacak düzenlemeler içeren diğer bütün kanunlar gibi, bu kanunun da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi kuvvetle muhtemeldir! Çünkü 1930 yapımı Askeri Ceza Kanunu(muz) ve darbe yapımı Anayasa(mız) aleyhine sonuçlar doğurması ihtimali olan bu ‘yetersiz’ ve ‘sivilimsi’ düzenleme dahi, söz konusu müesses nizamı tehdit etmektedir.

 

***

 

Biraz evvel, CHP tarafından iptali istenen söz konusu düzenleme için kamuoyunda yapılan tanımlamanın yanlış olduğunu ifade etmiştim.

 

‘Askere sivil yargı yolunu açan kanun’ tanımlaması yanlıştır!

Çünkü düzenlemeye dikkatli bakıldığında, hükmün uygulanabilmesi için suçun asli failinin asker kişi olmaması gerekmektedir (barış zamanında, asker olmayan kişilerin…).

Feri faillerin, iştirak halinde işledikleri suçlardan ötürü, asli faillerin tâbi olduğu kurallara tâbi olması, Ceza Hukukunun tabiatı gereğidir zaten.

 

Fakat kendi gölgesinden dahi korkar hale gelen mevcut hükümet, askerler kızmasın, incinmesin diye, bu hükmün devamında, bakın ne yapıyor (altı çizili yere dikkat!): veya asker kişilerle iştirâk halinde işlemesi durumunda asker olmayan kişilerin soruşturmaları Cumhuriyet savcıları, kovuşturmaları adlî yargı mahkemeleri tarafından yapılır.

 

Söz konusu bu düzenleme, ‘asker olmayan kişiler’ şartını, sadece suçun asli failinin tespiti açısından koymamıştır. Bu şart, suç işlendikten sonraki soruşturma ve kovuşturma safhaları için de korunarak, Ceza Hukuku’nun tabiatı ihlal edilmiş, ‘yargıda çift başlılık’ hali korunmuştur. Şöyle ki; asli faili sivil olan, yani sivil şahıslar tarafından işlenen bir suçun işlenişine, asker kişiler iştirak halinde katılmış olsalar bile, sivil kişiler adli yargıda yargılanırken, aynı suçtan ötürü asker kişiler askeri yargıda yargılanacak.

 

Demek ki bu hüküm, askere sivil yargı yolunu açmamaktadır. Korkulanın aksine asli faili de, feri faili de asker kişi olan tüm askeri suçlar için, Askeri Mahkemelerin mevcut yetki ve görevleri aynen korunmaktadır. Bu hüküm, sadece ve sadece, asker kişilerin askerken işledikleri suçlardan ötürü, emekli olduktan sonra sivil mahkemeler önünde yargılanmalarını sağlayabilecektir.

 

Hepsi bu.

Bu nedenle, bir kısım Kemalist-solcular tarafından koparılan büyük yaygaranın nedenini kavramakta oldukça zorlanıyorum.

 

***

 

Peki, bu hüküm, Anayasa’nın 145. maddesine aykırı mı?

 

Kanaatimce aykırı görülmemelidir. Çünkü CMK’ye yapılan ekleme, asker kişilerin işlemiş oldukları suçların soruşturma ve kovuşturmasını askeri mahkemelerin elinden almamaktadır. Bunun ötesinde, Anayasa’nın 145. maddesinin 2. fıkrası, asker olmayan kişilerin, askeri mahkemelerde yargılanabilmesi için, ‘özel kanunlarda belirtilen askeri suçların varlığı’ şartını aramaktadır. CMK, tüm ceza yargılamasının usul hükümlerini düzenleyen bir kanun olduğuna göre, bu kanuna eklenen hüküm, Anayasa’nın 145. maddesinin 2. fıkrasına da aykırı olmaz.

 

Fakat Anayasa’nın 145. maddesinin ‘kötü yazılmış’ 2. fıkrasının lafzı, bu hükmün iptalinin kılıfını çok güzel bir şekilde hazırlayabilir. Çünkü md. 145/2, “askerî mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askerî suçları ile kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen askerî mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla görevlidirler” demek suretiyle, Türkçe anlam bilgisi açısında oldukça problemli bir hüküm koymuş olsa da, bu hükümle, asker olmayan kişilerin de askeri mahkemelerde yargılanabileceğini belirtmektedir.

 

Anayasa Mahkememiz, bilindiği gibi, işine geldiği durumlarda anayasa maddesinin lafzını hükmüne esas alır; işine gelmediği durumlar da ise lafzı çöpe atarak, anayasa maddesini işine geldiği gibi yorumlar (Bkz. Anayasa’nın 10 ve 42. maddelerinde yapılan değişikliği esastan incelemesi ve iptal etmesi). Bu nedenle söz konusu Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi ise, bu hüküm, anayasaya aykırı olabilir de, olmayabilir de.

 

Bekleyelim ve görelim… Kısmet artık… Mevla’m görelim neyler, neylerse güzel eyler…

Hukuk sistemimizin geldi son nokta da budur, maalesef… Acı, ama gerçek…
Son Güncelleme ( Pazar, 19 Temmuz 2009 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans