Kapitalizm ve Eğitim (2) Yazdır E-posta
Yazar Çeviren: Ekin Can Genç   
Cumartesi, 13 Haziran 2009

Eğitim hakkı var mıdır?http://www.iowa-student-loan.net/student-loan.jpg

“Eğitim hakkı” diye bir şey yoktur; çünkü hiç bir "hak", diğer insanları para ödemeye zorlayamaz, başkasının "sözde" bir hakkı uğruna kimsenin birikimine el konulamaz ve hatta o kişi köleleştirelemez . Tek başına bu sebep bile, devlet okullarının korunması veya reforme edilmesi yerine doğrudan kaldırılması için yeterlidir. Çünkü bu durum, birey (insan) haklarının ihlalidir.

Eğitime parası yetmeyenlere ne olacak?

Gücü yetmeyenler vergi indirimlerinin kullanımı yoluyla genişletilecek özel hayır kurumlarına başvurabilecekler. Okul kredisi de nasıl uygulandığına bağlı olan başka bir “karma ekonomi” seçeneğidir. Aynı zamanda, kapitalizmde devlet okulu olmayacağından dolayı daha fazla özel okul ortaya çıkacak ve bu da daha fazla rekabete neden olacaktır. Rekabet de eğitim masraflarında bir düşüşe neden olacaktır.

Tüm özel okullar, özel oldukları için daha iyi değil midir?

Bir okulun özel olması onu illa da entelektüel manada bir devlet okulundan daha iyi kılmaz, yani bir özel okul devlet okulundan daha kötü de olabilir. Ne de olsa, devlet okulları birkaç asırlık bir geleneğe sahip iken, özel okullar ancak son 50 yılda ön plana çıkabildi. Ayrıca unutulmasın ki, devlet okulları elini istedikleri an kamu hazinesine daldırabilir; ama özel okullar için bu mümkün değildir. Eğer ahlak kavramından biraz haberimiz varsa; bir okulun, bir başkasının emeğini ve birikimini gasp etmeden, kendi olanaklarıyla bir eğitim sunmasından daha "adil" bir durum olmadığını kabul etmemiz gerekmektedir.

Kapitalizmde özel bir okulun kalitesi kendiliğinden gelecektir; çünkü, eğer okul yeterince iyi değilse, düzenli bir gelire ve dolayısıyla sürdürülebilir bir ekonomik kaynağa sahip olamayacaktır. Aynı şey devlet okulları için söylenemez; çünkü bir bakıma devlet okulları kötüleştikçe, devletten daha fazla para alırlar.

Devlet destekli okula sahip olmak demek devletin eğitim içeriğini denetleyecek olması demektir. Vergi mükelleflerinden devletçe alınan para sınırlı olmadığından, bu paranın bir şekilde paylaştırılması gerekir. Fonların paylaştırılması yoluyla da devlet, içeriği kontrol eder ve sözgelimi “İçeriğinizi beğenmedik; o yüzden bizden üç kuruş alamazsınız.” der.

Kısa vadeli çözümler nelerdir?

Kısa vadede, eğitim için yapılacak vergi indirimleri politik çözümdür. (Detaylar için bkz. Ayn Rand’ın VOICE OF REASON’ındaki bu konu üzerine olan makalesi). Bu, vergileriyle devlet okullarına para veren insanlara, özel okul  için kullanabilecekleri bir vergi indirimi sağlayacaktır. Bireyler veya ticari kuruluşlar parayı başka birinin eğitimi için bile kullanabilir ve sonra da bir vergi indirimi elde edebilirler. Daha da önemlisi, vergi indirimleri mali kontrolü bürokratlardan tekrar bireylere geçirecektir. Bu da, özel okullar gibi devlet okullarını da para için piyasada rekabet etmeye zorlayacaktır.

Devlet eğitiminin sonuçları nelerdir?

Devlet “eğitimiyle” ilgili korkunç raporlara bakacak olursak, mantıklı bir bireyin kendi isteğiyle “ücretsiz” olmasa böyle bir eğitim için para vereceğini düşünmek pek doğru olmayabilir. İnsan hayatında, eğitimin durumu kadar büyük bir fiyasko vermiş başka bir devlet icadı daha var mıdır? Gerçekle baş edemeyen gençlerin uyuşturucu bağımlılığı (tabii, bunun gibi ciddi konularla yüzleşme gibi bir arzuları da yok), öğrenci suçları ve zorbalıkları (devlet de aynısını yaptıktan sonra, başkalarına karşı güç kullanmanın yanlış olduğunu anlayamıyorlar), binlercesinin fonksiyonel okuma yazmadan bihaber oluşu (daha da önemlisi, bunu okuyamıyorlar), ve hepsinden önemlisi prensipli düşünme acizlikleri (ki böylece haklarının prensibi ihlal edildiği zaman farkında bile olamayacaklar), devlet destekli eğitimin bir sonucu. Tüm bunlar, devletin her faaliyetinde var olan yıkım gücünün üretim gücüne yani eğitime uygulanmasının sonucudur.

Devlet eğitimi hedefini (mantığında yatan hedefini) gerçekleştirmiş midir?

Hakikaten, ücretsiz “devlet” eğitimi hedefini kusursuz bir şekilde gerçekleştirmiştir. Yani, özgürlüğü için mücadele verebilecek potansiyel hür düşünür bir çocuğu, devlet tarafından köleleştirilmeyi talep eden soyut muhakemeden aciz bir yetişkine çevirmeyi gayet iyi başarmıştır. Devlet eğitimi aslında öyle bir güzel iş çıkarmıştır ki, birçok insan devlet eğitiminin olmadığı bir toplum bile hayal edemez hale gelmiştir.

Birçok ebeveyn çocuklarını kendi isteğiyle devlet okullarına teslim ediyor ve bazıları devletin çocuklarını almasını talep edecek kadar ileri gidiyor. Bu resmen, toplama kamplarında çocukların beyinleri yıkansın diye üste para vermek gibi birşey.

İnsanlığı ölmemiş herhangi bir kimse gerçekten çocuklar ve ebeveynler için endişeleniyorsa, çocukların zihinlerini ve bedenlerini zorunlu devlet “eğitimi” denen insanlık dışı zulmün tahribatından kurtarmak için elinden geleni yapmalıdır.

Son Güncelleme ( Cuma, 12 Haziran 2009 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Sonraki >
design by macroajans