| Yaftalamadan Düşünemeyen Muhafazakarlar |
|
|
| Yazar Alper Akalın | |
| Pazartesi, 08 Haziran 2009 | |
|
Son zamanlarda bir çok ilgili medya kuruluşu ve cemaatçi zümreye ait kanaat önderinde de rastgeldiğimiz bu otoriter tavrın herhalde en egreti yüzüne, yakın zamanda “Türkan Saylan” vakası ile şahit olduk. Şüphesiz Türkan Saylan iyi bir sivil toplum önderi, iyi bir doktor, iyi bir gönüllü ama gerçekten çok kötü bir demokrattı. Kendisinin türban ekseninde şekillendirmiş oldurduğu zihin yapısı, oldukça sert, katı ve tahammülsüzdü. “Biz asılız, biz ne dersek o olur” demekten gocunmuyordu Saylan. “Beni askere alıyorlar mı, türbanlıları da üniversitleri almıyorlar, ne var bunda” deyecek kadar naif bir devletçi zihniyete sahip, çağdaş yaşamı desteklemekten çok dayatmayı benimsemiş bir toplum önderiydi. Ve şüphesiz, sevmeyeni ve eleştireni kadar, seveni ve hayır duası edeni de çoktu. Kendisinin adınının ergenekon davası ile ilişiklendirilmesinden sonra, muhafazakar basının Türkiye’de en çok tiraj aldığını iddia eden yayın organının Saylan’a yöneltmiş olduğu kampanyalar ise, aynı gazetenin yorum sayfasında liberal özgürlükçü fikirleri savunan akademisyen ve gazeteciler ile büyük bir tezat oluşturuyordu. Saylan’ın annesinin hristiyan olmasından tutun da, türbanlıları fişlediğine, ve hatta terör örgütü pkk sempatizanlarına burs verildiğine dair hakkında bir çok iddia ortaya atıldı. Reklamlarında, “Yaftalamadan düşünün” sloganını kullanan bir gazete için, hakikaten çok paradoksal bir durum söz konusuydu. Halbuki aynı karalama kampanyalarına 28 şubattan beri maruz kalan ilgili cemaatin çok sevilip sayılan ismi Fetullah Gülen olduğunu düşündüğümüzde, bu durum, muhafazakar kesimin son yıllarda “özgürlük yanlısı” duruşunu bir kez daha sorgulamamıza neden oluyordu. Fetullah Gülen değil miydi, ABD ile işbirliği yapan? Gülen değil miydi, cemaat içinde bireylerin özgürlüğünü elinden alan? Gülen değil miydi etrafını fişleyen ve bürokrasiye sızıp ülkeyi ele geçirmeye çalışan? Bu iddiaların her biri, Saylangil zihne sahip medya organlarında yer almıyor muydu? Muhafazakar medya, kendilerine içi boş spekulasyonlarla saldıranlara neden aynı şekilde karşılık veriyordu? Yoksa ergenekon gerçekten birilerinin dediği gibi bir intikam senaryosu muydu? Bahsettiğim gazetenin bu soruya evet dedirtecek tarzda yayınlar yapmasının zararı laikçi kemalistlere değil, ülkede karanlık noktaların aydınlatılmasını isteyen liberal-demokrat gruba olacaktır. Eğer hepimiz bu ülkede derin devletten biraz nefret ediyorsak, ergenekon davasının ciddiyetine gölge düşürecek adımlardan ve karalama kampanyalarından kaçınmalıyız. Son yıllarda liberalizmin fikren yayılmasına büyük emeği olan muhafazakar medya kuruluşu ve iş adamlarının, “liberalizmi kendi totaliter düzenlerini gerçekleştirmek için bir araç olarak kullanma” ithamına maruz kalmamak için, daha hoşgörülü bir tavır takınması gerekiyor. Yaftalamadan düşünmek, sadece karşı tarafa bir tavsiye olarak değil, bir özeleştiri olarak muhafazakar kesme de iyi gelecektir. |
|
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 08 Haziran 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

