Devlet-Piyasa İkileminde Nobelli Bir Ekonomist: Paul Krugman * Yazdır E-posta
Yazar Bahadır Akın   
Pazar, 26 Nisan 2009

Bahadır Akın’dan enfes bir analiz


http://stopsocialism.files.wordpress.com/2009/03/krugman-economy-bz01-vl-vertical1.jpg Nobel ekonomi ödülünü alan iktisatçıların çoğu kamuoyunda pek tanınmazlar. 2008 yılındaki ödülün New York Times gazetesinin tanınmış köşe yazarı, üstelik de politik olarak epey aktif bir iktisatçıya verilmiş olması bu yönüyle şaşırtıcı görünebilir. 2008 Nobel ekonomi ödülünü alan Paul Krugman uzun zamandır Bush yönetimini kıyasıya eleştirmesi ve Demokratlara verdiği destekle de ünlü. Kendisinin son zamanlarda daha da popüler hale gelmesinin bir başka sebebi de, bizi teğet mi geçeceği konusunda artık pek şüphe kalmayan ünlü global finans krizini önceden kestirebilmesi. Peki, acaba Nobel ödülünü almasında kendisinin popülerliği, kriz tahminindeki başarısı ve tüm dünyada yükselen Bush karşıtlığının etkisi bulunuyor mu?

Kâğıt üzerinde hayır. Zira Nobel Ekonomi Ödülüyle ilgili olarak kamuoyuna yapılan açıklamada Paul Krugman’ın Uluslararası Ticaret Teorisi ve İktisadi Coğrafya alanına katkıları sebebiyle Nobel Ekonomi ödülüne hak kazandığı belirtiliyor. Yani, Krugman sırf bu sebeple ödülü almışsa, ödülü alan iktisatçının kamuoyunda tanınmama geleneğinin bozulmadığını ileri sürmek mümkün. Öte yandan Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk için bizim kamuoyunun –en azından bir bölümünün- ödülle Pamuk’un Türkiye aleyhine yorumlanabilecek konuşmaları arasındaki ilişkiye dair fikirlerinin Krugman için de geçerli düşünülürse, ödül verilirken Krugman’ın teorik katkıları yanında tüm dünyada nefret uyandıran Bush politikalarına hararetle karşı çıkmasının muhtemel etkisi de bir spekülasyon olarak aklımızın kenarında tutulabilir. Bu hatırlatmanın ardından kısaca Krugman’ın teorik katkısına değinip kendisinin ABD tarzı bir liberal, yani kendi ifadesiyle ılımlı solcu, sosyal demokrat görüşte bir iktisatçı olması üzerinde durabiliriz.  

Uluslararası Ticaret ve Ekonomik Coğrafya

Economist  dergisi (1)  ve Nobel ödülü duyurusundaki (2)  genel açıklamalara göre kısaca özetlenirse, uluslararası ticaretle ilgili en bilinen teori 19. yüzyılın başlarında ünlü iktisatçı David Ricardo’ya ait mukayeseli üstünlükler teorisidir. Bu yaklaşıma göre ülkeler arasında üretim teknolojilerine bağlı olarak ortaya çıkan farklılıklar karşılıklı ticaretten tüm ülkelerin yarar sağlanmasına sebep olmaktadır. 20. yüzyılın başlarında ise İsveçli iki iktisatçı Eli Heckscher ve Bertil Ohlin dış ticaretin temel gerekçesinin ülkelerin sahip oldukları üretim faktörleri arasındaki farklılıklar olduğunu göstermiştir. Emeğin bol olduğu ülkeler tarım ürünlerini ihraç ederken, sermaye yoğun ülkeler sanayi ürünleri ihraç ederek karşılıklı ticareti sürdüreceklerdir.

Diğer taraftan bu iki teori birbirine benzer emek, sermaye ve doğal kaynak dağılımına sahip ülkeler arasında sürüp giden ticareti açıklamakta yetersiz kalır. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre Almanya’nın Fransa’ya sattığı ürünlerin yüzde 52’si zaten Fransa’nın da ürettiği ve Almanya’ya sattığı ürünlerden oluşmaktadır. Klasik yaklaşımın yetersiz kaldığı bu nokta 1978 yılındaki makalelerinde “tekelci rekabete” dikkat çeken Dixit ve Stiglitz’in modeli tarafından aydınlatılmıştır. Buna göre, ölçek ekonomileri gereği işletmeler büyüdükçe maliyetlerinin düşecek olması gerçeği, sürecin en düşük maliyetlere ulaşılana kadar piyasanın tek bir firma tarafından domine edilmesiyle sonuçlanmasını gerektirmektedir. Ancak kâğıt üzerindeki bu beklenti müşterilerin aynı malın farklı versiyonlarını tercih etmeleri sonucu pazarın rekabet eden firmalara açılmasıyla gerçekleşmemektedir.

Bu noktada modelini geliştiren Krugman, ticari sınırlamaların azaltılması halinde firmaların daha büyük pazarlara ulaşarak üretimlerini arttırmak suretiyle ölçek ekonomilerinden yararlanacaklarını ileri sürmüştür. Diğer taraftan sınırların zayıflaması rakip firmaların da aynı şekilde davranmasına sebep olacağından rekabet artacak, bazı firmalar sektör dışında kalacaktır. Yerli ve yabancı firmalar arasında rekabet süredursun, müşteriler aralarında tercih yapabilecekleri ürünlere her zaman sahip olmuş olurlar. O halde, Krugman’a göre ticaretten sağlanacak faydanın sebebi ülkelerin bir alanda uzmanlaşması değil ölçek ekonomileri, yoğun rekabet ve küreselleşmenin getirdiği imkânlardır. Genel olarak Krugman’ın katkısının Heckscher-Ohlin teorisinin önemli bir tamamlayıcısı olduğu açıktır.

İşin ekonomik coğrafya kısmı ise ölçek ekonomisine ulaşmak için büyüyen firmaların düşük nüfuslu yerlerden ziyade geniş pazarlara yakın yerlerde bir araya gelerek hem nakliye maliyetlerini düşürmeleri hem de ölçek ekonomilerine daha kolay ulaşmaları ile ilgilidir. Krugman 1979 yılındaki makalesinde birbirine çok benzeyen ama nüfusları farklı olan, birbiriyle de ticaret yapması mümkün olmayan iki ülkeden nüfusun fazla olanında firmalar daha kolay ölçek ekonomisine ulaşacağı ve ürün fiyatlarının daha düşük olacağından hareketle reel ücretlerin de bir parça yüksek olacağını ileri sürer. Bu da düşük ücretli ülkeden yüksek ücretli ülkeye doğru bir nüfus hareketine sebep olacaktır. 1991 yılında bu fikirleri yeniden gözden geçiren Krugman, ticaret mümkün olmakla birlikte nakliye maliyetleri sebebiyle yapılamıyorsa, emeğin ülkeler arasında hareket ederek yüksek refahı arayacağını belirtmiştir.

Ilımlı Solcu ve Liberal

Teorik katkıları küçümsenmese de, Krugman’ı sevenler kadar nefret edenlerin bulunması da ilgi çekici olsa gerek. Klasik anlamıyla liberaller, Krugman’ın devletçiliğine, sosyal devlet lehindeki görüşlerine, özellikle de finansal krizde devletin kabahatlerini piyasaya yıkma sebebiyle ateş püskürürken, Keynesçi görüşleriyle öne çıkan bir sosyal demokratın Nobel ödülü alması –ödül farklı bir sebeple verilmiş de olsa- sol kanatta sevinç uyandırmış gibi görünüyor. Malum, bizde liberal dendiğinde ise tam tersine devletçilikten hazzetmeyen klasik liberaller kastedilirken, liberal kelimesi ABD’de bizdeki sosyal demokrat yahut Kemal Derviş’in deyimiyle sol liberal anlamında kullanılıyor. Gerçi Krugman serbest piyasaya karşı değil ama NYT köşesindeki yüzlerce yazısından yola çıkıp bir analiz yapan “klasik” liberal Daniel B. Klein (3), Krugman’ın “herkes kadar ben de serbest piyasanın üstünlüklerini takdir ediyorum” sözünün aslında doğru olmadığını, yazdığı yüzlerce yazı içinden kira kontrolleri, küreselleşme karşıtlarını eleştirme gibi birkaç konu dışında yazdıklarının tümüyle piyasaya devlet müdahalesini meşru ve gerekli gören bir içeriğe sahip olduğunu belirtir.

Tüm bunlar bir yana, Krugman’ın insancıl bir solcu olarak göçmenlerle ilgili görüşü de eleştiriye uğrar (4): Kendisine “vasıfsız göçmenlerin sayısının azaltılması ve yasadışı göç üzerinde daha fazla kontroller getirilmesi” fikrinin liberallikle bağdaşıp bağdaşmadığını soran gazeteciye cevabı  bu problemin çözülemeyeceği ancak yönetilebileceği şeklinde olmuştur. Sosyal demokrat, ılımlı solcu bir liberal olarak yaşadığı ikilemi ifade eden Nobelli iktisatçı atalarının tümü göçmen olan bir ülke gerçeğine rağmen, iyi bir refah devletinin, sosyal sigorta ve güvenlik programlarının sürdürülebilirliğinin göçün, özellikle de vasıfsız insanların göçünün sınırlanmasına bağlı olduğunu ifade etmiştir.

Uluslararası ticaret teorisine katkıları ve başarılı bir akademisyen olması kuşku götürmeyen Krugman’ın Nobel ödülü alan iktisatçılar içinde –yaygın tabirle- en renkli isimlerden biri olduğu da herhalde inkâr edilemeyecektir. Bakalım sonuna kadar gönüllü destekçisi olduğu Demokrat yönetimde bu ele avuca sığmaz iktisatçıya da aktif bir görev düşecek mi, yoksa ilk Clinton döneminde olduğu gibi başına buyrukluğu sebebiyle kendisine ihtiyatlı mı yaklaşılacak? Bunu zamanla göreceğiz.

Notlar:

[1] Bold Strokes, The Economist, Oct 16th 2008, http://www.economist.com/finance/displaystory.cfm?story_id=12429411

[2] 2008 Nobel Ekonomi Ödülü kamuoyu açıklaması.

[3] Daniel B. Klein with Harika Anna Bartlett, “Left Out: A Critique of Paul Krugman Based on a Comprehensive Account of His New York Times Columns, 1997 through 2006″, Econ Journal Watch 5:1, 109-133.

[4] The Conscience of a Liberal: New York Times Columnist Paul Krugman on Healthcare, Tax Cuts, Social Security, the Mortgage Crisis and Alan Greenspan, Democracy Now, http://www.democracynow.org/2007/10/17/the_conscience_of_a_liberal_new

 

* 7 Şubat 2009, Star Gazetesinde yayınlanmıştır

Son Güncelleme ( Cumartesi, 25 Nisan 2009 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans