Sermayenin Sırrı Yazdır E-posta
Yazar Hernando de Soto *   
Perşembe, 16 Nisan 2009

Batı nasıl zengin oldu da, biz böyle geri kaldık diye merak mı ediyorsunuz? Bu makale dizisi tam size göre..

Çeviren: Ercan Erensayın


http://static.ideefixe.com/images/178/178916_2.jpg

Sermayenin doğuşu neden böylesine bir sır olmuştur? Ve neden dünyanın zengin ulusları diğer uluslara, sermaye oluşumu için formel (formal) bir mülkiyet sisteminin ne kadar elzem olduğunu açıklamamıştır?

Orta Doğu’nun, eski Sovyetler Birliği’nin ya da Latin Amerika’nın çoğu yolunda yürüyün ve birçok şey göreceksiniz: barınak olarak kullanılan evler; sürülen, ekilen ve biçilen toprak parçaları; alınıp satılan ticaret eşyaları. Gelişmekte olan ve eski komünist ülkelerde varlıklar, öncelikli olarak acil fiziksel amaçlara hizmet ederler. Buna rağmen Batı’da aynı varlıklar, fiziksel dünyanın dışında sermaye olarak paralel bir hayata rehberlik ederler. Bu varlıklar, diğer şahısların menfaatlerini (örneğin, bir ipotek için “karşılıklı teminat”) muhafaza etmek ya da diğer kredi türlerini ve kamu hizmetlerinin arzını temin etmek yoluyla daha fazla üretimi gerçekleştirmek için kullanılırlar.

Neden dünyanın başka yerlerindeki bina ve topraklar da bu paralel hayata rehberlik edemezler? Özgürlük ve Demokrasi Enstitüsü’ndeki  (Institute of Liberty and Democracy) meslektaşlarım ve benim 9,3 trilyon dolar olarak hesapladığımız/tahmin ettiğimiz, gelişmekte olan ve eski komünist ülkelerin muazzam varlıkları neden “doğal” durumlarının dışında bir değer üretemezler? Benim cevabım: ölü sermaye ortaya çıkar çünkü fiziksel bir varlığı üretken sermayeye dönüştürmenin- örneğin, bir girişimi finanse etmek amacıyla borç almak için evinizi kullanmanın- çok karmaşık bir süreç gerektirdiğini unutmuşuz. Bu, Albert Einstein’ın bize öğrettiği ki bununla tek bir tuğlanı atomik bir patlama biçiminde büyük bir enerjiyi serbest bırakılabileceği sürece benzemez. Karşılaştırma yaparsak sermaye, fakirlerin dairelerinde biriktirdiği trilyonlarca tuğladan potansiyel enerjiyi keşfetmesi ve bırakmasının sonucudur.   

Geçmişten ipuçları

Sermayenin sırrını çözmek için, sözcüğün kök anlamına geri dönmek zorundayız. Ortaçağ Latincesinde “sermaye” kelimesinin insanların kendi tedarik ettikleri temel et, süt, yenilen ürünler, yün ve yakacağın ardından daima önemli zenginlik kaynaklarından olmuş olan sığır başı (head of cattle) ya da diğer çiftlik hayvanlarını ifade ettiği görülmektedir. Bu nedenle “sermaye” terimi aynı anda iki iş birden yapmaya başlamıştır: artı değer (surplus value) üretme potansiyellerinin yanı sıra varlıkların (çiftlik hayvanlarının) fiziksel boyutuna sahip olmak. Çiftlik avlusundan bakıldığında bu, yalnızca “sermaye”yi bir ülkenin artan miktarda üretimini ve artan verimliliğini başlatan varlıkların (bu bahsettiğimiz) parçası olarak tanımlayan, iktisadın mucitlerinin bürolarına giden kısa bir adımdı.

Adam Smith ve daha sonra Karl Marx gibi büyük klasik iktisatçılar, sermayenin piyasa ekonomisinin lokomotif gücü olduğuna inandılar. Milletlerin Zenginliği’nde Smith, çözmeye çalıştığımız sırrın tam kalbinde bir noktanın üzerinde durdu: Birikmiş varlıkların aktif sermaye olması ve ilave üretimi başlatabilmesi için, “en azından zorlukların geride kalmasından sonra bir süre daha devam eden” bazı özel konuların içinde saptanmış ve gerçekleşmiş olmaları gereklidir. “Geçmişte olduğu gibi, o (sermaye)  istihdam edilmek için stoklanmış ve biriktirilmiş, gerekirse başka amaçlar için kullanılacak kesin emek miktarıdır.” Smith’den aldığım şudur ki sermaye varlıkların biriktirilmiş stokları değildir fakat yeni üretim planlaması için sahip oldukları potansiyeldir. Bu potansiyel, elbette, soyuttur. Onu –Einstein’ın tuğlasındaki potansiyel nükleer enerji gibi- serbest bırakmadan önce, işleme tabi tutmak ve somut bir forma bağlamak gereklidir.

Sermayenin bu temel anlamı tarihin içinde kayıptır. Sermaye, şimdi büründüğü şekillerden yalnızca biri olan parayla karıştırılıyor. Daima zor bir kavramı, temel anlamından çok somut görünümünde hatırlamak daha kolaydır. Zihin “sermaye”den ziyade “para”nın etrafında daha kolay dolanır. Fakat paranın nihayetinde sermayeyi belirleyen şey olduğunu varsaymak yanlıştır. Para, bize şeyleri alma ve satma olanağı vererek dolaşımı kolaylaştırır fakat bizatihi ilave üretimin başlatıcısı değildir.

Mevcutlardaki potansiyel enerji

Potansiyel varlıkları belirleyen ve böylece ilave üretimi belirleyen nedir? Basit bir evi değerinden ayıran ve onu sermaye olarak gerekleştirebileceğimiz bir yola olanak veren nedir?

Enerji karşılaştırmamızı kullanarak bir cevap bulmaya başlayabiliriz. Bir dağ gölünü düşünün. Bu gölü acil fiziksel içeriği ile düşünebiliriz ve kano sporu yapmak ve balık avlamak gibi öncelikli kullanımları görebiliriz. Fakat aynı gölü, bir hidroelektrik alanı aracılığıyla, gölün bir su birimi olan doğal halinin ötesinde ilave bir değer olarak, onun elektrik enerjisi üretme kapasitesine odaklanacak bir mühendis gibi düşündüğümüzde, gölün yüksek mevkiince yaratılan potansiyeli hemen görürüz. Mühendis için zorluk, bu potansiyeli ilave iş yapmak için kullanabileceği bir şekle dönüştürmesine ve onu (şekli) kurmasına olanak verecek süreci nasıl yaratacağını bulmaktır.

Sermaye, enerji gibi, hareketsiz bir değerdir. Onu hayata geçirmemiz, olabilecekleri kadar onları aktif olarak düşünerek, varlıklarımıza bakmanın ötesine gitmemizi gerektirir. Bu, bir varlığın ekonomik potansiyelini ilave üretimi başlatmak amacıyla kullanılabileceği bir şekle sokma sürecini gerektirir.

Sudaki potansiyel enerjiyi elektriğe dönüştüren süreç iyi bilinmesine rağmen; varlıkları, daha çok üretim amacıyla harekete geçirmek için gerekli süreç bilinmemektedir. Bu böyledir çünkü anahtar süreç bilinçli/kasıtlı olarak sermaye yaratmak için değil, mülkiyet sahipliğini korumanın sıradan amacı için başlatılmıştır. Batılı uluslar, mülkiyet sistemleri ilerledikçe, daha evvel üretmedikleri kadar sermayeyi bir süreç içinde toplayan bir dizi mekanizmayı geliştirdiler.

 

Sonraki Dizi: Batı'nın Gizli Dönüşüm Süreci

 


* Hernando de Soto

Özgürlük ve Demokrasi Enstitüsü (Institute of Liberty and Democracy) Başkanı

Son Güncelleme ( Çarşamba, 15 Nisan 2009 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans