Büyük Buhranı Kim Daha İyi Açıklar? Yazdır E-posta
Yazar Murray N. Rothbard   
Pazartesi, 06 Nisan 2009

"Keynesyenizm" mi, Avusturya Ekolü mü?http://weblogs.cltv.com/news/local/chicago/the%20great%20depression%202.gif

Keynesyenizmin otuzlu yılların Büyük Buhranının, uzunluğu ve sertliği ve özellikle geniş çaplı işsizliğin sürekliliği ile yegane olan buhranın, şiddeti altında doğduğunu ve geniş takipçilerini esir aldığını anımsatmak yerinde olacaktır. Keynesyenizme popülerlik kazandıran otuzlu yılların olaylarına bir açıklama getirme çabasıydı. Keynesyenler güvenle, çözümlemelerini çok kısa bir zaman dilimine sınırlandıran varsayımları olan ve tümden basit toplamlara bağımlı hatalı bir model kullanarak, hükümet harcamalarını çare olarak buyurdular.

Buhranın önemini açıklamakta Keynesyenler birbirinden ayrılırlar."Ilımlılar" bunun basitçe, konjonktür dalgalanmalarının bildik turlarında gezen sert bir buhran olduğunu savunurlar. "Radikal" Keynesyenler, Harvard'lı Profesör Hansen öncülüğünde, otuzlu yılların, Birleşik Devletlerde "yüz yıllık (uzun dönem) durgunluk" çağının habercisi olduğunu iddia ettiler. Amerikan ekonomisinin artık kemale erdiğini iddia ettiler, yatırım ve genişleme imkânı iyice sona ermişti, yani yatırım harcamalarının oranının sürekli olarak düşük seviyede, tam istihdamın hiç sağlanamayacağı bir seviyede kalacağı beklenebilirdi.

Bu durumun çaresi, Keynes-Hansencilere göre,  büyük çaplı projelerle sürekli hükümet harcamaları yapmak; sürekli olarak tüketimi artırmak ve tasarrufları kısıtlamak için yüksek artan oranlı gelir vergileri koymaktır.

Hansen'in durgunluk tezinin Keynesyen modelden ileri giden yönü, yatırım oranlarının belirleyicilerini açıklama çabasıdır. Yatırım, "yatırım fırsatlarının büyüklüğü" ile belirlendiği varsayılır ki, sırasıyla, (1) teknolojik gelişmeler,(2) nüfus artış oranı, ve (3) yeni arazilerin açılması ile belirlenir. Hansenciler modern dünyada özel yatırım fırsatlarının sisli bir resmini çizmeye devam ederler.

Otuzlu yıllar nüfus artış oranındaki azalma ile Amerika tarihinde bir ilkti, ve kalkındıracak başka topraklar yoktu- "sınırlar" artık kapanmıştır. Sonuçta, diğer iki faktörde istenmeyen değişiklikleri tamamlamak üzere, geçmiştekinden daha fazla olması gereken yatırım fırsatlarını sağlamak için sadece teknolojik ilerlemeye güvenebiliriz. Teknolojik gelişmeye gelince, bu da oldukça düşüyor. Sonunda, demiryolları çoktan inşa edilmiş ve otomobil endüstrisi olgunluğa ermiştir. Küçük ilerlemeler olsa da bu, muhtemelen "gerici tekelciler" tarafından gizlenmiştir.

Şimdi Hansen’in yatırımın belirleyicileri varsayımlarını inceleyelim. Gelişme için yeni arazilerin eksik olduğu varsayımı üzerindeki perde-"sınırlar"ı unutarak-kolayca giderilebilir. Sınırlar, Amerikanın gelişme ve zenginleşmesinin hissedilir etkisi olmadan 1890'da ortadan kaybolsun; açıktır ki şimdi sorun kaynağı olamaz. Bu, 1890'dan beri, Amerikanın eski bölgelerinde kişi başına yatırım, şimdiki sınır bölgelerinden daha fazla olmuştur.

Nüfus artışında bir düşüşün yatırımları nasıl ters bir şekilde etkilediğini görmek zordur. Nüfus artışı yatırım fırsatlarının bağımsız bir kaynağını oluşturmaz. Nüfus artışında yaşanan bir düşüşün yatırımları ters bir şekilde ancak şu şartlarda etkiler;

            1. Mevcut tüketicilerin istekleri tamamen karşılanmıştır. Bu durumda, nüfus artışı tüketici taleplerinin tek kaynağı olacaktır. Açıkça bu durum yaşanmaz; çünkü sınırsız sayıda tatmin edilmemiş istek vardır.

            2. Nüfusta azalma tüketici taleplerinde azalmaya neden olacaklardır. Bunun neden böyle olması gerektiğine dair ortada bir sebep yoktur. Aileler parayı çocukları için diğer harcama kalemlerinde kullanmayacaklar mıdır?

Hansen, özellikle otuzlu yıllarda inşaat sektöründe yaşanan felaket düşüşlerin, yeni mesken taleplerini azaltan nüfus artışındaki düşüşten kaynaklandığını iddia eder. Yine de bu bağlantıdaki ilgili faktör, aile sayısının artış oranıdır ki o da otuzlu yıllarda düşmemiştir. Ayrıca, 1911'den beri Manhattan toplam nüfusta bir düşüş yaşadı (sadece artış oranında değil ), zaten 1920'lerdede Manhattan tarihindeki en büyük mesken inşaatı patlaması yaşamıştı.

Nihayetinde, eğer sorunumuz nüfuz azlığı ise, neden kimse işsizliğe çare olarak göçleri desteklemeyi önermiyor? Bu, nüfus artış oranında bir artış ile aynı etkiye sahip olacaktır. Hansen'in bile bu çözümü önermemiş olması "nüfus artışı" argümanının saçmalığına son bir göstergedir.

Üçüncü faktör, teknolojik gelişme, kesinlikle önemli bir faktördür; bu serbest bir ekonominin temel dinamik biridir. Teknolojik ilerleme, kesinlikle arzulanan bir faktördür. Endüstrilerin yeni teknolojilerinin araştırma ve geliştirme için yaptıkları benzersiz miktarlarda harcamalarla, şimdi eskisinden daha hızlı bir oranda işliyor. Yeni endüstriler ufukta göründüler. Kesinlikle teknolojik ilerleme için Umutsuzluktan çok umutlu olmak için tüm sebepler hazırdır.

Kemale ermiş ekonomi tehlikesi için şimdilik bu kadarı yeterli. Yatırımın varsayılan üç belirleyicisini gördük, sadece biri yatırımla ilgilidir, ve ihtimali çok olumludur. Hansen'in kemale ermiş ekonomi tezi, ekonomik gerçeklerin en az diğer Keynesyen açıklamaları kadar değersizdir.

Böylece, iktisadi düşünce tarihinin en başarılı ve en zararlı oyunun-Keynesyenizmin- geniş analizini yaptık. Keynesyen düşüncenin tamamı çarpıtmalar, yanlışlıklar ve hiç de gerçekçi olmayan varsayımlarla bezenmiştir. Keynesyen programın zararlı politik etkileri ise yalnızca özet geçildi. Bunlar çok çok açıktır: Devlet yöneticileri "artan" vergiler yoluyla doğrudan bir soyunla, bireylerle mücadele ederek yeni para yaratmak ve harcamakla, yatırımları yönetmekle, tüketimi "etkilemekle" meşgul olurlar-Devlet her konuda güçlü, birey çaresiz ve esaret altındadır. Bunların tümü "serbest girişimi kurtarma"nın diğer adıdır. (Bir Keynesyen sosyalist olduğunu nadiren kabul eder.) Bu, tamamen yanlış bir teoriyi uygulamamız için bizden ödememiz istenen bedeldir.

Büyük Buhranın açıklanmasındaki problem yine de devam etmektedir. Bu, eksiksiz ve dikkatlice soruşturulması gereken bir problemdir, bu bağlamda, sadece özet olarak, böyle bir araştırmanın vaat umut veren noktalarını gösterebiliriz. İşte bazı gerçekler: otuzlu yıllar boyunca yeni yatırımlar hızla kesildi(özellikle inşaat sektöründe); tüketici harcamaları arttı; gümrük tarifeleri rekor seviyedeydi; ürün fiyatları düştü; ücret oranları düştü (özellikle inşaat sektöründe). Gelir vergileri hızla arttı ve daha da artan oranlı vergiler kondu; özellikle de sermaye malları endüstrisinde grevler ve sendika üyeliği fazlasıyla arttı. Aynı zamanda federal bürokraside yüksek bir büyüme, sıkıcı derece "sosyal meşrulaştırma" ve New Deal hükümetinin aşırı derecede düşmanca iş dünyası karşıtı çabaları vardı.

Bu gerçekler Buhranın, aniden kemale ermiş bir ekonominin sonucu olduğunu değil, New Deal'in politikalarının bir soncu olduğu gösterir. Bir serbest piyasa ekonomisi zorlayıcı bir polis gücünün sabit saldırıları altında başarılı bir şekilde işleyemez. Yatırıma bazı mistik "fırsatlar"a göre karar verilmez. Kar olasılığına ve bu karları sürdürme olasılığına bağlıdır, yatırımlar. Kar olasılığı, maliyetlerin  beklenen fiyatlara nazaran düşük olmasına bağlıdır; karlarını sürdürme olasılığı ise mümkün olan en az vergilendirme oranına bağlıdır.

New Deal'in etkileri ücret oranlarını (fiyatlar düşükken ve düşmeye devam ederken bile) artırmaya öncülük eden ve "make-work", slowdown, seniority rules vb. yoluyla, verimliliği azaltan tekelci bir sendika hareketi inşa ederek, şiddetli bir şekilde maliyetleri artırdı. Mülkiyet güvenliği, New Deal hükümetinin sürekli saldırıları tarafından tehlikeye atılmıştı, özellikle de ihtiyaç duyulan tasarruf akışını kurutan ve tasarrufları verimli bir şekilde yatırım için kullanmaktan caydıran vergiler yoluyla. Bu tasarruflar, yatırım yapmak yerine, her türlü boondogling projelerini finanse etmek için hükümet bonosu satın alma yolunu seçmiştir.

Ekonomik gelişme, bu yüzden, ahlak ve adalet temel prensiplerinin yanı sıra, aynı gerekli politik amaca neden olmuştur: özel mülkiyetin bireysel özgürlüğün olmadığı ve ekonomik gelişme ve zenginliğin kalmadığı her türlü baskıya karşı kendi güvenliğini yeniden inşa etmek

Son Güncelleme ( Pazartesi, 06 Nisan 2009 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans