3H Yayın

Liberalem - 2010 Kış

 Sample Image

3H Hareketi’nin 2010 kış sayılı Liberalem dergisini indirmek için resme tıklayınız..

 

Mail Group

Mail Grubumuza Üye Olun...

3H Hareketini daha yakından tanımak ve

3H Çalışmalarında aktif rol oynamak için...

Mail grubumuza üye olabilirsiniz...

  Click here to join 3hhareketi

 Üye olmak için Tıklayınız

 

FaceTube

3H @ Facebook & Youtube

Bizi Websitemiz Dışında da Takip Edebilmek Mümkün...

Facebook Grubumuza Üye Olmak İçin Tıklayınız...

 Sample Image

Youtube Kanalımız için Tıklayınız... 

 Sample Image

 

Son Yorumlar

Kürtler Seçimde Ne Mesaj Verdi? Yazdır E-posta
Yazar Mahmut Kaya   
Perşembe, 02 Nisan 2009

Sample Image

TRT Şeş açılımı, Botaş kuyularında faili meçhul cinayetleri aydınlatma girişimi, seçime az kala yapılan yardımların hiçbiri AKP’nin DTP’ nin elindeki belediyeleri almaya yetmedi.  DTP, AKP’nin elindeki Van ve Siirt’i, MHP’deki Iğdır’ı aldı. MHP’nin elindeki Iğdır’ ın DTP ye geçmesi bence ayrıca analiz edilmesi gereken bir denek. Çünkü, bu neticeler, DTP “kimlik siyaseti” yapıyor diyenler için önemli bir cevaptır diye düşünüyorum. Buradaki halkın çoğunluğunu Azeri vatandaşlarımız oluşturuyor, bu da gösteriyor ki DTP farklı kimliklere de seslenebiliyormuş.  

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın partisine verdiği “Mutlaka alın” talimatı Diyarbakır’da ters tepti. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in seçim bölgesi Van ile Başbakan Erdoğan’ın ilk milletvekili seçildiği Siirt’de AKP başkanlığı DTP’ye kaptırdı. 

Diyarbakır’da 2004 yerel seçimlerine yüzde 58.3 oy alan Osman Baydemir, “Hizmet siyaseti değil, kimlik siyaseti yapıyor” eleştirilerine karşın o oranını yüzde 65’in üzerine taşıyarak deyim yerindeyse DTP’ nin oy patlaması yapmasını sağladı. Erdoğan DTP’nin “Diyarbakır kalemizdir” söylemini, “Bunların demokrasi anlayışları saltanattan farksız. Kendi partilerinde saltanat sürdükleri yetmezmiş gibi, şehirlerimizi de payitaht gibi görüyorlar” diye eleştirmişti. Her ne kadar kale söylemini hoş bulmasam da Baydemir’ in deyimi ile kalenin yıkılmadığını görüyoruz.  DTP’ lilerin seçim sonuçları kısmen belli olduktan sonra yaptıkları açıklamalarına baktığımızda, AKP’nin Kürt politikasının yenildiği konusunda partililer hemfikirdi. 2004 de söylediği Kürt sorunu benim sorunumdur söyleminin halk üzerinde çok büyük etkisi olmuş bu da AKP’ nin seçimlerde DTP ye büyük fark atmasını sağlamıştı. Bunun gerisinin gelmemesi üzerine halk 2009 da AKP yi cezalandırmıştır diyebiliriz. Bir DTP’li, “Halk makarna siyasetine dur dedi" dedi. Kürtler, bu seçimi referanduma dönüştürerek ”birlik duygusuyla hareket etti”  söylemi güneydoğudaki seçimleri özetliyor diye düşünüyorum. 

Diyarbakır’da DTP’nin zaferi büyükşehir belediyesi ile de sınırlı olmadı. Örneğin DTP geleneğinin yıllardır alamadığı Kulp ilçesini AKP’nin elinden almayı başardı. AKP adayı Kutbettin Arzu’nun seçimleri kaybetmek dışında aldığı diğer büyük darbe de ailesinin yaşadığı ilçe olan Çınar’da DTP’nin zaferini ilan etmesiydi. DTP Diyarbakır’ın 17 ilçesinden 13’ünü de kazanarak AKP’yi bölgeden sildi. AKP sadece Hazro ilçesini aldı.

Van ve Siirt’te de DTP
DTP 2004 seçimlerinde belediye başkanlığını aldığı Diyarbakır, Batman, Tunceli, Hakkâri ve Şırnak’ı korurken, Van’da Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Bekir Kaya, en yakın rakibi AKP’ye yüzde 15’e oranda fark attı. Bakan Çelik’ in bizzat yürüttüğü seçim yarışında gülen tarafın DTP olduğunu gördük. Yüzde on beş gibi bir farkın atılması, üstelik buraya önemsenir derecede hizmetin gittiğini bizzat orada yaşayan arkadaşımdan bilmem dolayısıyla sorunun “hizmet”  götürüp götürmemekle alakalı olmadığını bir kez daha görme imkanım oldu. Durum mevcut hükümetin resmi ideolojinin söylem ve yaptıklarının dışında bir politika geliştirmesi gerektiğini gösteriyor. Siirt’te ise eski DEP milletvekillerinden Selim Sadak’ı aday göstererek seçim yarışına hayli iddialı giren DTP, kıran kırana bir yarışla bu ili de AKP’nin elinden almayı başardı. Siirt’in DTP’ ye kaptırılması, AKP açısından sadece Başbakan Erdoğan’ın ilk milletvekili seçildiği il olması yönünden değil, aynı zamanda Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın memleketi olması itibarıyla da önemli. DTP il sayısını beşten sekize, ilçe sayısını 32’den 58’e çıkardı.
 

Buzdolabı, kanepe, çamaşır makinası da işe yaramadı

Tunceli’de 2004 seçimlerinde yüzde 19.82 oy oranına ulaşan AKP’ye, yapılan yardımların katkısı son derece sınırlı oldu. YSK tarafından geç de olsa yasaklanan eşya ve nakdi yardım dağıtımının AKP oylarına katkısı ancak yüzde 2 düzeyinde. DTP ve bağımsızların toplam oyu ise yüzde 70’i aştı. DTP adayı Edibe Şahin kazandı. Tüm bunları göz önüne aldığımızda yanlış aday seçimi, ekonomik kriz, iktidar partisinin yıpranma payının güneydoğudaki oy kaybına neden olmadığını bunun sebebinin farklı şeylerde aranması gerektiği kanaatindeyim. Gerek sivil anayasayanın yapılmaması, demokratik açılımların yeterli olmaması, yapılanlarında beklenen başka açılımlarla desteklenmemesi, AB reformlarının sekteye uğraması, son zamanlardaki başbakanın söylemleri, AKP ye güneydoğu da hiç beklemediği oranda oy kaybettirdi.  Türkiye nin birçok yerinde olduğu gibi güneydoğudan da hükümete bir uyarı vardı. Tüm bu realiteler ortadayken siyasal iktidarın bunlardan bir ders çıkarıp politikaların da köklü bir revizyona gitmelidir. Güneydoğudaki sonucu tekrar tekrar okuyup yeni politikalar geliştirmelidir.

Peki ufukta durumunda bir değişikliğe gidileceği görülüyor mu? Bence hayır. Mevcut durumunu sürdüreceği görülüyor.  Cemil Çiçek'in "Türkiye'nin belirli bir bölgesinde DTP'den başka parti kalmadı. Iğdır'ı da aldılar, yani Ermenistan sınırındalar. AKP o bölgede sadece Mardin'i kazandı. Tamam, Ankara'yı aldık diye sevinebiliriz, CHP de İzmir'i aldık diye övünebilir. Ama bu kutlamanın Türkiye'nin güvenlik açısından sorunlu bölgesine yardımı olmaz. Oraya ayrıca dikkatle bir bakmak gerekir" demeci,  AKP'nin soruna bakışını bence net bir şekilde özetliyor.

Birbirimizi kandırmanın hiç gereği yok 60 tane hükümet gelmiş geçmiş hiç biri bir arpa boyu yol alamamış. Bundan sonrada AKP den bu sorunun çözümüne yönelik adım atmasını beklemek yanlış olacaktır. MHP ye kaptırdığı oyların nedenini yanlış algılayacak ve bir süre bu sorunla uğraşmayı bırakacaktır. Daha somut adımların atılmayacaktır. Hatta daha da ileri gidersek Kürdistan bölgesel yönetimi ile de artık mesafeli temaslarda bulunacaktır.  

Dtp açısından bakarsak; Dtp seçimleri bir var oluş ve yok oluş olarak nitelendiriyordu ve bu şekilde hazırlandılar. Aslında yapmak istediklerini de başardılar. Türkiye nin 4.partisi olarak kendisini göstermiş durumda. Kürt sorunun çözümü konusunda atılacak adımlar da kendilerini dışlamanın yanlışlığını her yerde dile getireceklerdir. Önümüzdeki günlerde Erbil’de yapılması beklenen Kürt konferansında çok güçlü bir DTP masaya mecburen oturtulacak. Masaya oturur oturmaz da çözüm için kendi düşündüklerini daha rahat söyleyecekler. Başta silah bırakılması için genel aftan söz edecekler. Kısacası psikolojik üstünlük güneydoğu da dtp nin eline geçmiştir diyebiliriz.

AKP’nin son oluşan siyasi tabloda böylesine ateşten bir gömleği tek başına giyemeyeceği belli oldu. Bir AKP açılımı olan kürtçe televizyon yayını TRT şeş’in bile MHP’nin oy oranını yükseltebildiğini düşünürsek PKK’yı konuşmaya Öcalan ve Karayılan gibi isimlere affı konuşarak başlaması çok zor. Zor bile değil imkansız.  O zaman geriye iki seçenek kalıyor. Eğer AKP hükümeti Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere askerleri, siyasi partileri ve Sivil Toplum kuruluşlarını aynı masada buluşturmayı ve bir konsensus oluşturmayı başarabilirse ne ala... Yoksa iş yine ABD’ye düşecek. Ama orada da işler pek yolunda değil. Türkiye gibi anti-Amerikanizmin dünyanın ilk saralarında yer aldığı bir ülkeye bir ABD planı dikte ettirmek hiç kolay değil.  Güneydoğu’da Kürt kimliğinden kaynaklanan sorunları göz ardı etmek yerine, bir çıkmaz sokak olan havuç ve sopa politikalarının milliyetçi dalgalarına kapılmak yerine, Kürtlerin yıllar yılı yaşadıkları acıları yüreğinde hissederek, Kürt sorununu demokrasi, hukuk ve insan hakları çerçevesinde çözmek için çalışılsaydı, DTP acaba bu seçimdeki kadar başarılı olabilir miydi? Düşünmekte yarar var. 

Bu seçimlerde dikkatimi çeken diğer bir nokta ise; eğer siyasette demokratik mekanizmaları harekete geçirirseniz, suyun kendi mecrasında akmasına izin verirseniz sürecin ne kadar güzel işlediğini görürsünüz. Siyaset müdahaleyi kabul etmez, bırakın mekanizma kendi işlesin(27 Nisan bildirisi vb).

Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Nisan 2009 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

3H'nin Menüsü

Ziyaretçilerimiz

Bugün365
Dün520

(C) macroajans
design by macroajans