| Kadından Belediye Başkanı mı Olur? |
|
|
| Yazar Burak Başkan | |
| Çarşamba, 01 Nisan 2009 | |
|
29 Mart yerel seçimlerinin tamamlanması ile, kadınları ön plana aldığını iddia eden tüm partilerin yine göstermelik birkaç aday dışında erkek egemen bir aday listesi çıkardığına ve yerel seçimlerin yine erkekler arası bir yarıştan ibaret olduğuna şahit olduk. Seçim sürecinde kadın adayların tüm adaylar içindeki oranına baktığımızda gerçekten çok vahim bir tablo ile karşı karşıyayız, çünkü Türkiye’de genel nüfusa oranı ile temsil oranı arasında bu kadar devasa bir fark olan başka bir dezavantajlı grup ne yazık ki mevcut değil. Seçim sonuçlarına göz attığımızda ise yalnızca Tunceli ve Aydın illerinin belediye başkanının kadın olduğunu görmekteyiz.
Kadınlara belediyelerde seçme ve seçilme hakkı 1930’da, muhtar ve köy heyetine seçilme hakkı 1933’te ve nihayet milletvekili seçme ve seçilme hakkı 5 Aralık 1934’te verilmiştir. Geçen onca yıla rağmen Türkiye yalnızca dört ilde kadın belediye başkanı görmüştür. 2004 yerel seçimlerinde toplam 3225 belediye başkanlığından yalnızca 18’i kadınlara ait olmuştur. Yani kadınların oranı yalnızca % 0,6 olarak gerçekleşmiştir. Yine 2004 yerel seçimlerinde 34477 belediye meclis üyesinden yalnızca 817’si kadındır. Buradaki oran da %2,3’tür. Dünya Ekonomik Forumu 2008 Raporu’na göre Türkiye, toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından sondan 7. sıradadır. Bu kötü sonuç, tüm parti genel başkanlarının özeleştiri yapmasını zorunlu kılmaktadır. Seçim dönemleri dışında kadın haklarını savunurken mangalda kül bırakmayan partilerin tamamı, iş seçim döneminde aday belirlemeye gelince sınıfta kalmaktadır.
Diğer bir deyişle, birçok kadın yerel yönetimlerle, merkezden çok daha doğrusal ve yakın bir ilişki içerisindedir. Kadının yaşadığı bölgenin sosyal hayatındaki rolünü, büyük oranda sınırları içinde yaşamını sürdürdüğü yerel yönetim ve bu yönetime bağlı olarak da yerel siyaset anlayışı belirlemektedir.
Uçan Süpürge Derneği’nden Sevim Kılınç’ın 02 Mart 2009’da Adıyamanlı kadınlarla yaptığı mülakatta, ismi Hamide olan bir kadının şu sözleri, az önce bahsettiğimiz yerel yönetimlerin kadınlar için önemini çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hamide “Biz kadınları kapalı alanlara mahkum ediyorlar. Evde oturan kadınları kimse düşünmüyor. Kadınlar resmen dört duvar arasında çürütülüyor. Sosyal hayattan kopuk yaşıyoruz, yaptığımız işler üretimden sayılmıyor. Evde oturan kadınlara yönelik çeşitli konularda eğitimler, iş imkanı yaratacak, gelir getirecek mesleki kurslar açılmalı. Eğer belediye ev kadınlarına yönelik çalışmalar yapacaksa bunları mahalle içlerinde gerçekleştirmeli. İnanın ki birçok kadının cebinde minibüs parası yok. Kenar mahallelerde oturan kadınlar merkezdeki kurslara katılamıyor. Kadınlara klasik ev kadınlığından uzak eğitimler verilmeli.” sözleriyle, kadınların yerel yönetimlerden neler beklediğini çok güzel ortaya koymaktadır. Erkek egemen bir toplumda, sosyalleşmesi kocasının rızasına bağlı olan kadın için, yerel yönetimler bir anlamda bu zorunluluktan kurtulmak için önemli bir fırsattır. Ancak ülkemizde yerel yönetimler de erkek egemen bir yapıda olduğundan dolayı, kadınların sosyalleşme süreci, şehir hayatına katılımı, ekonomik ilişkilerdeki ağırlığı büyük bir sekteye uğramaktadır. |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 01 Nisan 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


