Demokrasinin Doğal Sonucu: Yozlaşma ve Yıpranma Yazdır E-posta

Yazan: Alper Akalın, Tarih: 03-04-2009 00:58  

Yayınlama yeri : Yazarlar, Alper AKALIN

AKP’yi ilk yazıda detaylı olarak kritize ettikten sonra, AKP’nin oylarının düşmesinde önemli bir rol oynayan “iktidar yıpranması” olgusuna da değinmekte yarar var. Menfaat maksimizasyonuna dayanan çoğulcu demokrasinin açmazı olan “iktidarların zamanla yozlaşarak yıpranması” gerçeği, aslında sadece seçimler sonrası değil genel teorik düzeyde her daim tartışılması gereken önemli bir konu.

İlk olarak lafa, halka düzülen methiyelerden gireceğim. Seçim sonrası, kemalist cenahdan “halkın politik bilincinin ne kadar yüksek olduğundan” tutun da, “bu halkın her şeyi görüp, AKP’ye nasıl da ders verdiğini” iddia edenleri gördükçe, Türk kamuoyunun hafıza sorununu yeniden anımsadım. Hatırlarsanız, 2007 seçimi sonrası halkın ne bidon kafalılığı kalmıştı, ne göbek kaşıması.. Şimdi ise, resmen politik entelektuelitesi çok üst düzeylerde bir halkla karşı karşıyayız. Bu kadar iki yüzlülüğe pes..

Burada vurgulanması gereken bir gerçek var o da şu: Değişen halk değil, konjonktur. Toplumdaki birey, her siyasi partiyi belirli menfaat/çıkarlar sonucunda destekler. Amma velakin, dönemin iktisadi, siyasi ve sosyal şartları, bu menfaatlerinin tümünün yerine getirilmesine engel olabilir. İktidarın yıpranması da, işte tam bu menfaatlerin tatmin edilmediği yerde devreye girer. Menfaatlerin pozitif/negatif niteliği de bu analizde üzerinde durulması gereken bir meseledir. Teoriye çok kaçmadan, toplumun siyasi iradeden beklediği pozitif/negatif çıkar ayrımını yapıp, konuyu Türkiye yerel seçimine getirmekte büyük fayda var.

Sample Image

Benim tanımımla negatif çıkar, devletin başka bir bireyinin herhangi bir özgürlüğünü veya hakkını feda (gasp) etmeden veya ona belirli bir yaptırım uygulamadan, bir bireyin devlet politikalarıdan elde etmiş olduğu fayda türüdür. Mesela, iktidar sosyal devletin gereği olarak, vatandaşa “hizmet” götürmek için bireysel kazançlara vergi koyar. Bu vergileri düşürmek, hükümetin bana sağladığı negatif bir menfaattir. Zira, vergi indirimi tüm bireylerin ekonomik özgürlüğünü kısıtlamadan benim ekonomik özgürlüğümü arttıran bir düzenlemedir.

Pozitif çıkar ise, diğerlerinin zararı pahasına, devlet kaynaklarınının belirli çıkar gruplarına aktarılmasıyla elde edilen bir menfaat türüdür. Liberallere göre demokrasinin en büyük zaafı da, siyasi aktörleri bu çıkarlara hizmet etmeye teşvik ediyor olmasıdır. Daha açık bir dille, siyasi partiler bugün en fazla oyu toplamak için belirli çıkar grupları ya da halk tabanlarına bir takım vaatlerde bulunmayı siyasetin doğası gereği olarak saymaktadır. Bu da, demokrasinin gittikçe liberal bir yapıdan uzaklaşarak daha sosyalist ya da şimdiki populer adıyla sosyal demokrat bir yapıya evrilmesi sonucunu doğurmaktadır. İşte bu yüzdendir ki, Türkiye’de sosyal devlet, bu ülkede hala bir tabu sayılmakta ve sosyal devleti ne kadar geniş tutarsa, iktidar o kadar çok sevilip sayılmaktadır.

Teorik açıklamalardan sonra tam bu noktada, Türkiye’ye ve yerel seçim sonuçlarına dönmekte yarar var. Türkiye’de AKP bir çok ilde, ekonomik menfaat motivasyonları yeteri kadar tatmin edemediğinden dolayı kaybetti. Literatürde buna iktidar yıpranması da dense, aslında benim kastettiğim şey yıpranmaktan daha farklı bir şey. Mesela Giresundaki temel geçim kaynağının fındık olduğu bir il olduğu herkesin malumu. Bir parti Giresun’da seçim kazanmak istiyorsa, Giresundaki çiftçinin elindeki fındığı en yüksek fiyattan satın alma sözünü vererek işini kolaylaştırabilir. Bu durum, fıstığını devlet yerine özel girişimcilere satmak durumunda olan Gaziantepli bir çiftçi  için haksız rekabet oluşturuyor da olsa, demokrasi ne yazık ki haksız rantın “sosyal adalet” kisvesi altında haklılaştırıldığı bir düzen olduğu sürece, bu tarz haksızlıklar toplum nezdinde kolaylıkla normalleşebilmektedir. Uzun lafın kısası, Giresunda hiç bir mecburiyet olmamasına rağmen çiftçinin elindeki fındığa kriz şartlarında iyi para vermeyen AKP, kolaylıkla başka parti tarafından tercih edilebilmektedir. Bu durum, sosyal demokratik sistemlerde her iktidarın başına gelecek doğal bir sonuçtur.

Aynı vakayı, Manisa ve Aydın gibi tekstil sanayi ağırlıklı şehirlerde işsiz kalan seçmen için de dillendirebiliriz. Türkiye gibi kişisel gelişiminin devletin gelişimine bağlı olduğuna  inanan gelenekçi /devletçi toplumlarda, devlete atfedilen görevlerin başında işssizlere doğrudan iş bulması gelmektedir. İktisadi zenginliğin en büyük kaynağının serbest piyasa düzenine dayalı liberal ekonomi olduğunun kanıtlandığı bir dönemde yaşıyoruz. Aksi ispat edilene kadar bilmekteyiz ki, bir hükümet vatandaşına refah getirmek istiyorsa, ekonomide aktif bir figür olmaktan uzak durmak zorunda. İşte bu yüzden, hükümetin bireyleri direkt istihdam etmek yerine özel sektörü istihdam arttırıcı politikalarla teşvik etmesi gerekmektedir. Ama her vatandaşın iktisadi rasyonaliteye dayanarak oy kullanmasını beklemek hayalci bir yaklaşım olur. Sonuçta vatandaş işsizdir ve piyasa ekonomisi ya da kumanda ekonomisi olsun ya da olmasın, bu durumun nedenini devlet olarak görmektedir.  Şayet devlet ona iş ve aş vermiyorsa, artık iktidarın el değiştirmesi zamanı gelmiştir. Şayet ki, hükümet Manisa ve Aydında işsizlere pozitif menfaat sağlayacak kamusal istihdam sözü vermiş olsaydı, bugün AKP yine buraları kaybetmeyecekti.

( Not: Tabi burada AKP’nin işsizlliği azaltmak için istihdam üzerine binen ssk yükünü yeteri kadar hafifletmediğini de belirtmek gerekiyor. AKP işsizlik azalmasın diye özel sektörün önünü açamadı. Ama tabi burada da elini kolunu bağlayan diğer husus sosyal güvenliğin devlet tarafından temini ki bu da ayrı bir pozitif menfaat konusu..)

Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki, az gelişmiş, gayri-şeffaf, iktisadi denetimi yetersiz ve sivil toplum tabanı güçlü olmayan demokrasilerde, iktidarın başat görevi pozitif çıkar maksimizasyondur. Bu çıkarların sağlanmasının, diğer bireylerin özgürlüklerini ne yönde etkilediği hiç önemli değildir. İktidar bu çıkarları sağlamakla mükelleftir, aksi takdirde halk tarafından değiştirilmesi kaçınılmaz sondur. Türkiye, bu bağlamda az gelişmiş demokrasilerden daha demokratik, ideal liberal demokrat düzenden daha az demokratik bir demokrasiye sahip olduğundan, iktidarın bazı illerde bu menfaat/çıkar ilişkesinden dolayı yıpranması doğaldır. Az gelişmiş demokrasilerin yaratmış olduğu belki de haklı bir meşruiyete dayanmayan bu tarz siyasi dalgalanmaların daha az yaşanıyor olması için, Türkiye’de çok daha güçlü bir liberal demokratik yapıya ihtiyacı vardır. Aksi takdirde, özgürlüklerimiz için en büyük tehlikenin yazıda uzun uzadıya bahsedilen pozitif çıkarların maksimizasyonu meşru gören populist iktidar zihniyetinin olduğunu fark ettiğimiz zaman çok geç kalmış olabiliriz.

 

İleri Okumalar:

Joseph Schumpeter, Capitalism, Socialism and Democracy, Harper&Row Publishers, 1962

Friedrich August von Hayek, Hukuk Yasama ve Özgürlük: Cilt 3 (Özgür Bir Toplumun Siyasal Düzeni), Türkiye İş Bankası Yayınları,  1997

Hernando De Soto, Sermayenin Sırrı, Liberte, 2000

   

Okuyucu yorumları  RSS feed Yorum
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

 

Yorum Sayısı: 5 / 5

NATO'nun avukatıyım...

Yazan:: John Ssebunya (Misafir) Tarih: 04-04-2009 09:28

NATO'nun avukatıyım...

Yazan:: John Ssebunya (Misafir ) Tarih: 04-04-2009 09:28

NATO'yu protesto etmek çok yanlış... Çünkü NATO yıpranırsa Emperyalizmin önünde ABD'yi sömürmek için başka hiçbir engel kalmayacak... 
 
Unutmayalım Amerika Birleşik Devletleri, İngiliz Emperyalizmine karşı bağımsızlık savaşı vermiş ve bu kurtuluş savaşıyla dünyanın tüm mazlum milletlerine örnek olmuş bir devlettir. Geçmişte emperyalizmin kontrolüne girdiği dönemde bir takım yanlışlıklar yapılmış olabilir, ancak ben şu anki generalleri çok doğru bir çizgide görüyorum, şu anda NATO'nun komuta kademesi tamamen tam bağımsızlıkçı, anti-emperyalist kadrolardan oluşuyor. Amerika'nın bağımsızlığını koruyanlar da işte bu protesto edeceğiniz NATO generalleri! 
 
Emperyalistler tam da şu sıra Beyaz Saray'a marsık gibi bir adamı yerleştirmişken bağımsızlıkçı generalleri NATO bahanesiyle yıpratmanın manası var mı? 
 
Sn. Sosyal Liberal, sizin seçimlerde milli duruşu olan sol partilere oy verdiğinizi blogunuzda okumuştum, bu nedenle anlayacağınızı düşünüyorum. Bakın eğer o zenci Beyaz Saray'da kalırsa işçi sınıfının ne kadar kazanımı varsa alır bir köşeye götürür yer! Zencinin yediklerinden arta kalanlara da emperyalist devletler üşüşür! 
 
Peki kim durduracak bu adamı? Ha, ben demiyorum ki, NATO ABD'de darbe yapsın... 
 
Darbe yok...Darbe yanlış... 
 
Asla darbeci değilim. Ama şu konjonktürde ABD'yi emperyalizmden korumada NATO dışında bir alternatif de göremiyorum. Ne olur yani bir Amerikan generali tutsa şu Obama mıdır, onun yakasından, çarpsa ağzının ortasına iki tane, sağlı sollu? İnanın Amerikan işçi sınıfı da rahatlar, biz de rahatlarız.  
 
Ben NATO'dan yana değilim ama Obama'dan da yana değilim. Bu NATO protestocularının "karanlık savaşlar doktrini" doğrultusunda piyon olarak kullanıldığına inanıyorum. Lütfen emperyalizme alet olmayınız...

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

sosyal liberal'e bir eleştiri

Yazan:: EFE (Misafir) Tarih: 04-04-2009 09:06

sosyal liberal'e bir eleştiri

Yazan:: EFE (Misafir ) Tarih: 04-04-2009 09:06

Bir şeyi yapmak veya yapmış olmak, onunla aynı ontolojik temellere sahip diğer şeyleri de aynı tarzda yapmayı gerekli kılar mı? örneğin; devlet ve hakem müesseseleri birbirine oldukça benzerdir, öyle değil mi? her ikisi de oyunun ihlal edildiği anlarda devreye girer ve kuralı belirler, oyunun yönlendirir. Bir maçta hakeme i& diye bağırmak, hakemliğe benzeyen her şeye aynı derecede tepki göstermeyi makul, mantıklı ve yeterli kılabilir mi? Gazanfer Özcanın ölümünün ardından protesto eyleminin NATOyu protesto etmeyi gerektireceği de aynı mantığa işaret etmektedir. Tersinden düşünelim; NATOyu protesto etmeyeceksek o halde Gazanfer Özcanın ölümünün ardından da yüksek vergi öldürür tarzında protesto eyleminde bulanamayız. Fakat siz değerli arkadaşımızın göz ardı ettiği çok önemli bir şey var: insanoğlu, mantıksal olarak aynı temellere sahip eylemlerin hiçbirini eşit imkanlar doğrultusunda gerçekleştirecek güce ve imkana çoğu zaman sahip olamaz, hatta bazen bazı eylemler diğerlerine engel veya öncü bile olabilecek kadar karmaşık ve kıyaslanamazdır. A eylemini yapıyor olmamız, onunla aynı mantıksa geçerliliğe sahip B eylemini de yapmamızı zorunlu kılamaz. Çünkü bizim eylemimiz salt Aya dönüktür ve yalnızca kendi içerisinde tutarlı olmaktadır.  
 
Bunu yapıyorsanız şunu da yapın, hani liberaldiniz gibi laflar argüman koymaktan ziyade tribünlere oynamayı andırıyor gibi, hatta gibisi fazla, aynen öyle. Devleti eleştiriyorsunuz ya, gidin meclisi yakın demek gibi bir şey bu.  
 
Ayrıca, NATO ile yüksek vergi arasında mantıksal-zorunlu bir bağ şahsi fikrime göre kurulamaz. NATO, üye ülkelerin güvenliğini sağlayan ve üye ülkelerin vergileriyle finanse edilen bir kurum. Sonuç olarak bu kurum güvenliği sağlıyor ve güvenliğin sağlanması bireysel hak ve özgürlüklere fayda sağlayan bir şey ise, sırf vergilerle besleniyor diye NATOya karşı çıkmak biraz absürd olur. Devletin, topladığı vergilerle et balık imal etmesi eleştirilebilir ama aynı vergilerle güvenliğin sağlanması, salt vergi toplama mantığı ile et balık imalatı gibi kolay eleştirilebilecek bir durum da değildir. Çünkü her iki durumun yarattığı ekonomik sonuçlar ve siyasi-sosyal-ekonomik sebepler farklıdır, her ikisinin kaynağı aynı olsa bile. Anlatabildim mi?  
 
Kısaca; olaya salt vergi, devlet, bilmemne gibi genel yaklaşımlarla bakıp, oradan özele inip, özel olguların kendi içini boşaltıp, bu genel anlatımlarla hepsini bir başlık altında toplama çabası, son derece tutarsız ve çelişkili olmakla birlikte, liberalizmi eleştirebilmenin dayanılmaz hafifliğini oluşturması bakımından yüksek derecede tatmin sağlıyor olabilir ama bu, argümanlarınıza bir haklılık ve geçerlilik katamıyor, üzgünüm.

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

neden korkuyorsunuz?

Yazan:: Sosyal Liberal (Misafir) Tarih: 03-04-2009 22:25

neden korkuyorsunuz?

Yazan:: Sosyal Liberal (Misafir ) Tarih: 03-04-2009 22:25

neden nato mitingine katılmaktan tırsıyorsunuz arkadaşlar? gelin devletleri, devletler arası siyasi özgürlüklere müdahale kurumunu eleştirelim, protesto edelim. AKM'nin önünde 2 pankart açıp gazanfer özcan'ın ölümünü sömürmekten çok daha hayırlı bir iş değil mi?  
 
gelin, birlikte NATO'yu protesto edelim. neden gelmiyorsunuz?hani liberaldiniz?  
 
bakın yarınki NATO karşıtı gösteri dünyanın çeşitli ülkelerinde eş zamanlı yapılacak ve Avrupa'da liberal örgütler gösteriye tam destek veriyor. Sizin tırsmanızın nedeni nedir arkadaşlar?

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

NATO Mitingi

Yazan:: Ivan Mishukov (Misafir) Tarih: 03-04-2009 19:07

NATO Mitingi

Yazan:: Ivan Mishukov (Misafir ) Tarih: 03-04-2009 19:07

Ben gelirdim ama NATO içerisinde anti-emperyalist ve mazlum bir ülke biliyorum, onları rencide etmemek için gitmicem. Diğer NATO ülkeleri de anti-emperyalist ve mazlum değil mi ki? İnanmıyorum, bence onlar da mazlumdur! Mazlum milletlerin bu tip protestolarla rencide edilmesine ilke itibarıyla karşıyım, onlara herşey serbest olmalı. Yarın ayaklarımı asit kuyusuna uzatıp dinlendiricem, mitinde filan gidemem...

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

liberaller NATO mitingine geliyor mu?

Yazan:: Sosyal Liberal (Misafir) Tarih: 03-04-2009 18:14

liberaller NATO mitingine geliyor mu?

Yazan:: Sosyal Liberal (Misafir ) Tarih: 03-04-2009 18:14

liberal arkadaşlar yarınki NATO mitingine geliyor musunuz? Sonuçta devlete karşı olduğunuza göre NATO'ya da karşı olmanız beklenir değil mi? Hadi gelin siz de katılın. NATO gibi buram buram devlet kokan kurumu protesto edelim. Avrupa'daki gösterilere liberal gruplar da katılıyor. AKM'nin önünde vergiler öldürür demek kolay, gelin zoru başarın. Gelin siz de katılın ve gerçekten liberal olduğunuz ispatlayın.Gerçekten ama gerçekten çok ama çok samimi olarak soruyorum: Var mısınız?

 

» Bu Yorumu Administratore raporla

Yorum Sayısı: 5 / 5



Yorumunuzu ekleyin
İsim
E-mail
Başlik  
Yorum
   Daha sonraki Yorumlar hakkında beni haberdar et
  Güvenlik sorusu,İki Sayının Toplamını Yazınız
5           LTT      
X 9    7      X   DI3
NOE   6DT   OWB      
  R    R    4     8B8
  9         F9C      
   
   



mXcomment 1.0.5 © 2007-2009 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved
Son Güncelleme ( Cuma, 03 Nisan 2009 )
 
Sonraki >
design by macroajans