| Sen Kendini Ne Sanıyorsun? |
|
|
| Yazar Tennur Araf | |
| Cumartesi, 14 Mart 2009 | |
|
Devletin toplumsal yaşamı düzenlemek amacıyla yapılandırılan organları, (liberalizm tarafından tanımlanmış) birey kavramının günlük hayata aktarımı olan biricik insanın yaşantısına nasıl yön veriyor? Türkiye’de devlet, toplumsal yaşamı düzenlemekten öte genişletmek-yönetmek-denetlemek gibi çok daha fazlasını elde etmeye çalışabilir. Bu durumda şüphesiz ulus devlet olmanın etkisi vardır, çünkü devlet bir milleti diğerinden daha fazla kayırabilir, hatta diğer milleti yok sayabilir. Hükümet değişimleriyle farklı ideolojilerin yönetime gelip bambaşka politikalar uygulayabilir. Bir parti hükümet olabilir ancak askerin, yargının tepkisi nedeniyle iktidar olamayabilir. Fakat halk tüm bu durumları görmez, bu çabaların formuna incelemez. Devlet kendini nasıl tanımlamış, tanımına günlük yaşantıda ne denli sadık kalabilmiş? Bireyin yaşantısına müdahale etmiş mi? Bu müdahale meşru mudur? Gibi sorularla halk pek ilgilenmez. Aksi mümkün değilmişçesine devleti yüce görmeye devam eder. Nasıl başlar devletin biricik insanın günlük yaşantısına pek de gerekli olmayan etkisi? Ve toplum nasıl bu etkiyi içselleştirir? Devletin kendi yaşamımıza etkisi biz daha doğmadan önce başlıyor. Kadınlar hemen kararın veriyor ‘‘Erkek çocuğum olsun istiyorum. Aman kız istemem!’’ Çünkü, yüzyıllardır tarım devletinde yaşamış olmak, erkek çocuğu güç odağı haline getirmiştir. Seni bir ilin bir kütüğüne kaydettikten sonra annene babana devlet amca soruyor. Ardından da Erkeğe mavi, kadına kırmızı nüfus cüzdanı veriliyor. Hemen seni cinsiyetine göre ayırıyor. Sonra insanlar, doğan bebeğe cinsiyetine göre kırmızı ya da mavi kurdeleli altın takıyorlar. Sen daha hiçbir şeyin cevabını düşünmeme lüksüne sahip bir yaştayken Bakkal amca bir cümleyle bu hakkını senden çekip alıyor, hem de aldığın bir ekmek karşısında. Bakkal amca soruyor ki: ‘‘Sen kimin kızısın?’’ Sonra okulda 5 yıl boyunca günde 5 saat haftanın 5 günü mahkum-emanet edildiğin öğretmenin soruyor ‘‘Nerelisin?’’ ‘‘Annen baban ne iş yapıyor?’’ Arkadaşların arkandan fısıldamaya başlıyor: ‘‘Alevi mi ki bu? Yoksa Kürt müymüşler?’’ Her gün evine gidiyorsun ve ailene tek tek bunların cevabını soruyorsun. Kendinle ilgili sadece diğer insanların merak ettiklerini öğrenebiliyorsun. Onların merak ettikleri insandan öte bir ben olamıyorsun. Zaman geçiyor. Sonra bir de siyasi kimlik bekliyorlar senden. -Sağcı mısın solcu musun? Ya da sakın! Beklemiyorlar. -Aman bir şeyci olma kızım. Mazallah sağcılar sağdan yürürdü solcular soldan. Ortadakini herkes vururdu bu ülkede. -Atatürk’ ü seversin biliyoruz. Çok mu seversin az mı seversin? Ben o soruları cevaplamıyorum, bir şeyler söylüyorum ama onların sorularına cevap olmuyor, ben kendimi yanıtlıyorum. Fakat onlardan, sorusunu kaybetmiş cevap gecikmiyor. -Biz bunlara liboş deriz - (Ben)Kime dersiniz? -E sana. Bitecek sanıyorum, bitmiyor. Hala soruyorlar. -Nasıl liberal oldun? Sahi hala düşünürüm: Nasıl olunacak bir şeydi liberal? En son gene biri soruyor. -Feminist misin? -(Ben) Hayır değilim. Ertesi gün gelip: -Bir feministimiz eksikti, sen varmışsın. Diyor bana. Onlar soruyor biz ne olduğumuzu öğreniyoruz, ya da onların sordukları kadar insan oluveriyoruz… Tennur olmuş olmak beni ne kadar tanımlıyor kimse bunu sormuyor ama ben onlara inat cevaplayıp duruyorum bu soruyu… Sadece kendi hayatımın yazarı BEN olmak istiyorum. Hayatımın nüfus cüzdanım gibi kırmızı kapaklı bir kitapta İlk sayfasının arka yüzünde Yayımcı: Devlet Yayın tarihi: 1990 İlk basım: Aile İkinci basım: Vatana millete HAYIRLI evlat yetiştirme amaçlı gece gündüz çalışan eğitim neferleri ve biricik eğitim sistemi (Üçüncü basım: 3. Basım yapılması vatandaşın yaşı nedeniyle yönetmelikler tarafından engellenmiştir.) Bu sefer de ben soruyorum. Var mı bu haliyle bu kitabı 70 MİLYON 586 BİN 256 kere okumak isteyen? (Not ) ( Belki de azcık haklılık payı vardır bakkal amcanın. Ne demiş Aristoteles? -İnsan, doğası gereği politik bir hayvandır. Ancak siyasi bir hayvan değildir. Çünkü siyaset kelimenin kökeni gereği sadece yönetmek anlamına gelirken politika insanın-insanların konuşarak, sorarak, anlaşarak yönetmesi anlamına gelir.) |
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 14 Mart 2009 ) |
| < Önceki |
|---|


