| Sosyal Devlet İlkesinin de Suyunu Çıkardılar |
|
|
| Yazar Öner Bulut | |
| Pazartesi, 09 Mart 2009 | |
|
Geçenlerde sağlık hizmeti almak üzere her zaman gittiğim özel hastaneye gittim. Yaklaşık beş-altı senedir aynı özel hastaneden sağlık hizmeti alıyordum. Hem hızlı, hem kaliteli, hem de güvenli olduğu için. Kısacası aldığım hizmetten memnundum. Çok şükür ki bir sıkıntım olmadığı için bir seneye yakındır da gitmiyordum, o hastaneye. Son gittiğimde üzülerek ve sinirlenerek tanık oldu ki, o özel hastanenin, herhangi bir devlet hastanesinden veya eskinin SSK hastanelerinden hiçbir farkı kalmamış. Uzayıp giden sıralar… Sıralarda yaşanan kavgalar… İtiş kakışlar… Birbirlerine düşman gözü ile bakan hastalar… Birbirine romatizmalarından dert yanan nineler… ‘Bugün git, yarın gel’ oyalamaları… Beş dakikalık bir işlem için bile on gün sonrasına randevu almalar… Verilen sağlık hizmetinde yaşanan gözle görülür bir kalite düşüklüğü… Doktorların ve diğer sağlık personellerinin hastalara karşı takındıkları umursamaz ve sinir bozucu tavırlar… Ve daha bir sürü garabet… Gözlerime inanamadım… “Bu hastane, bir sene önceki o hastane olamaz” dedim kendi kendime. Peki, yaşanan tüm bu saçmalıkların sorumlusu kim? Tahmin etmek zor değil, tabi ki AKP hükümeti. Daha açıklayıcı olmak gerekirse, AKP hükümetinin ve Sağlık Bakanlığı’nın, özel hastanelere uyguladığı ‘fark ücreti ambargosu’. Daha önceden, özel sağlık kuruluşlarının, sosyal güvence sahibi hastalardan talep ettiği fark ücretlerinde, devlet tarafından getirilmiş herhangi bir sınırlama yoktu ve özel sağlık kuruluşları, maliyetleri oranında hastalarından çeşitli miktarlarda fark ücreti talep edebiliyordu. Evet, sosyal güvence sahibi hastalar, eskiden özel hastanelere gittiklerinde, belki şimdikinden biraz daha fazla miktarda bir fark ücreti ödüyordu, lâkin alınan hizmetin sürati ve kalitesi şimdikinden kat be kat üst seviyedeydi. Şimdi ise tam bir keşmekeş ve tam bir eziyet… Güler yüzlü doktorlar, hemşireler gitmiş yerine somurtkan, insanların suratına bile bakmayan doktorlar, hemşireler gelmiş. Hastasına mümkün olan en üst düzeyde ehemmiyet gösteren doktorlar gitmiş, yerine umursamaz, hastasına bilgi vermeyen doktorlar gelmiş. Nazik, saygılı ve düzeyli sağlık personelleri gitmiş, yerine kaba, sinirli ve vurdumduymaz sağlık personelleri gelmiş. Garip olan ise doktorlar, hemşireler ve sağlık personellerinin dünden bugüne değişmemiş oluşu. Yani dünün güler yüzlü, hastasına önem veren, hizmetini kaliteli sunan doktoru da aynı kişi, bugünün somurtkan, umursamaz, çatık kaşlı doktoru da… Şimdi şu sorulara cevap bulmak gerekir… Hükümet, özel sağlık kuruluşlarına ve bunların hizmet ile ücret politikalarına müdahale etme yetkisini nereden alıyor? Kamu hastanelerinin çözüm bekleyen yığınla sorunu varken, özel hastaneleri de aynı sorunlarla boğuşturmanın kime ne faydası var? “Özel hastaneler, sigortalılardan herhangi bir sınır uygulamaksızın fark alıyor. Bazıları 30, bazıları ise 250 TL'ye kadar muayene farkı alıyor. Bizim 500 TL olarak belirlediğimiz bir ameliyatın ücretinden 6 bin TL fark alınabiliyor. Bu değişiklikle buna sınır getirildi. Artık fark sınırını belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili olacak" diye konuşan bir Sağlık Bakanı ile sağlık sistemindeki sorunların düzeltilmesi mümkün mü? Özel hastanenin vermiş olduğu sağlık hizmeti için hastasından aldığı fark ücretine burnunu sokan bir hükümet ile ‘sağlıkta reform’ söylevleri ‘palavra’ olmaktan öteye geçebilir mi? Hükümetin miting meydanlarında, partililerinin ve devletten beslenen asalakların duygularına yönelik bol keseden savurduğu ‘sağlıkta ve sosyal güvenlikte reform martavalları’ ile ülkenin sağlık sisteminin getirildiği nokta ortadadır. Sonuç tam bir fiyasko.. Sağlık sistemi ve sosyal güvenlik sistemi, hükümet tarafından içinden çıkılmaz bir hale sokulmuştur. Artık yama tutmaz haldedir. Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin tek kurtuluş reçetesi vardır, o da bu sektörlerde serbest piyasa ilkelerinin hâkim kılınmasıdır. Hükümet, beyaz eşya dağıtmak, hediye çeki dağıtmak, bedava ekmek dağıtmak, ucuz ev yapmak, kömür dağıtmak, yeşil kart dağıtmak ve bunun gibi oy avcılığına yönelik, sosyal devlet ilkesine dayalı, popülist (halk yardakçısı) icraatlarından ve uygulamalarından bir an evvel vazgeçmelidir. |
|
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 09 Mart 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


