| Ey Kürt! Hükümet Weşanxane der, Sen Wan diyemezsin |
|
|
| Yazar Kürşat Çetinkoz | |
| Salı, 03 Mart 2009 | |
|
Anlam veremiyorum. Devletin daha Türkçe Televizyonunu hazmedememişken Kürtçesi çıktı başımıza. TRT 6. Yanlış anlamayın 8 Kanalı var TRT’nin, 5 tane de Radyo’yu da sayarsak 13 Koldan sarıldık. 13’üne de karşıyım. Vahşi Devlet Kapitalizminin şerrinden, Serbest Piyasanın şefkatli kollarına sığınırım. Yazmayacaktım. Sinirim bozulmasın yanlış anlaşılmamayım diye yazmayacaktım. Kendimi sıkmama rağmen çifte standarda karşı rahat duramadım. Türk’ünden Kürt’üne, Laz’ından Çerkez’ine insanların gözünün içine bakıla bakıla dalga geçilmesine daha fazla dayanamadım. TRT 6 insanların gözünün içine baka baka dalga geçmektir. Benim aldığım TV’den Kullandığım elektrikten kesilen verginin daha çok çarçur edilmesidir. Hediye kömür ve beyaz eşyadan daha büyük bir ayıptır TRT 6. Benim vergimle yapılmış seçim yatırımıdır. Hak tanınması değil göz boyamasıdır. AKP hükümeti iki yüzlülük yapıyor. Bu kanıda olmamın en büyük sebebi de Ahmet Türk’ün Kürtçe konuşmasına verilen tepkidir. Önünde Wan yazan arabaya duyulan tepkidir. Bir şeyi devletin yapmasına izin verip bireyler yapınca suç sayılıyorsa bu düpedüz insan hakları ihlalidir. İki yüzlülüktür. Yani Hükümet kendi kurduğu Kürtçe kanalda hem W hem X kullanarak “Weşanxane” adlı program yapar, sen kalkıp seçim arabana “Wan” yazamazsan; Başbakan Devletin kanalında Kürtçe konuşur, sen milletin meclisinde kendi grubuna Kürtçe konuşamazsan, konuşman TBMM TV’de Kürtçe olduğu için kesilirse; Dahası devlete Kürtçe Kanal kurmaya izin verilirken, girişimcilere bu izin verilmezse orada temel insan hakları ihlali vardır. Buna alkış tutan, arkasında duran hükümette ne Liberaldir ne Demokrat. Bir Liberal olarak isyan ediyorum. Ülkemde özgürlükleri herkesin sadece kendisine layık görmesini hazmedemiyorum. Türban konusunda özgürlükçü hükümetin Kürtçe konusunda bu kadar faşistleşmesini gördükçe sinirlerim hopluyor. Türk’ün DTP gurubunda Kürtçe konuşması kanuni değilmiş. Yasalara aykırı deniyor. Demek ki yasaların değişmesi gerekiyor. Zira bu yasalar günümüz Türkiye’sinin ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Unutmayın Hitler’in de yasaları vardı. Hitler ülkesinde o yasalara aykırı hiçbir şey yapmadı. Fakat bu yasalar evrensel değerlere aykırıydı. Şimdi bu yüzden Dönem Almanya’sında malına mülküne el konulan, ataları toplama kampına gönderilen Yahudiler sussun mu? Bir gerçekle yüzleşelim. Bu ülkede Kürtler var. Bu kişiler Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşı. Radikal bir kaç grup dışında da bu vatandaşlık bağından şikayetçi falan değiller. Tek istedikleri vatandaş olmaktan, insan olmaktan doğan haklarını tanıması istiyorlar. Bu insanların temel haklarını vermemiz değil, tanımamız lazım. Kürt kimliğine referans veren terör örgütü var diye Kürt ve Kürtçe düşmanlığı yapmanın batının İslam’a referans veren terör örgütleri nedeniyle İslam ve Müslüman düşmanlığı yapması arasında bir fark göremiyorum. Şüphesiz özgürlükler şiddet zemininde savunulamaz. Özgürlükler ancak ve ancak ayrım gözetmeden, sivil zeminde savunulur. Liberal olarak bizim kabul ettiğimiz budur. Ben nasıl sözde özgürlükçü Hollanda’ya gittiğimde sırf ön adımın Mustafa olmasından dolayı herhangi bir açıklama yapılmadan 1 saat göçmen polisi ofisinin önünde ayakta bekletilmeyi hak etmiyorsam, bu ülkenin vatandaşı bu ülkeye vergi veren, gerektiğinde askere alınan vatandaşları da dillerinin ve kültürlerinin yok sayılmasını hak etmiyorlar. Binlerce yıllık geçmişi olan sayısız kültüre sahip bir ülke devletidir Türkiye Cumhuriyeti. Bu kültür havuzundan Kürtçeyi ve Kürtleri çıkarırsanız kültürel olarak biraz daha fakir olur. Zenginliklerimizi kaybetmeyelim, sahip çıkalım. Bu da farklılıkları benzeştirerek değil, görerek ve tanıyarak olur. |
|
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 02 Mart 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


