Korku Duvarlarımız: Federalizm Yazdır E-posta
Yazar Öner Bulut   
Pazar, 01 Şubat 2009

http://www.nicholsoncartoons.com.au/cartoons/new/2006-07-08%20Federalism%20illo%20Kelly%20550.jpg

Federalizm, en basit şekilde, ‘birden çok özerk yönetimin, ortak bir çatı altında gönüllü olarak buluşması ile oluşan devlet biçimidir’ olarak tanımlanabilir. İşte bu tanımı nedeniyle ülkemizin en büyük korku duvarlarından birisidir, federalizm. Tartışılamaz bile. Mesela, ‘bir grup okumuş-yazmış insan’ ile bir yerde oturup yaptığınız sohbetlerde, federalizmden ve federalizmin müspet niteliklerinden bahsettiğiniz an, size dönen düşmanca bakışlar, bünyenizde bir suç işlemişsiniz, söylememeniz gereken şeyler söylemişsiniz, bir takım değerlere ihanet etmişsiniz duygusu yaratır. Artık o grubun içindeki insanların gözünde siz bölücüsünüzdür. Çünkü bizim devletimiz, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür. Anayasamızda öyle yazıyor. 

Ülkemizde devlet biçimleri, kategorik olarak sınıflandırıldığında federalizm, ‘kötü’ olarak, üniterizm ise ‘iyi’ olarak kategorize edilmektedir. Ülkemizin geneline yayılmış olan federalizm hakkındaki bu peşin fikirlilik, federalizmin çok önemli artılarını görmemizi de engellemektedir.

Ülkemizde federalizm hakkındaki yanlış kanaatlerden ve korkulardan en popüleri, ‘federalizmin bölücülükle eş değer olduğu’; ‘bizim ülkemizde federal bir yapı oluşturulduğunda, bölünme sürecinin hızlanacağı’ kanaati ve korkusudur.

Öncelikle açıklığa kavuşturmamız gerekir ki federalizm devlet biçimleri açısından ‘bileşik-birleşik devlet’ kategorisindedir. Eskiler ‘mürekkep devlet’ de derler. Yani federalizm (her manada) birden çok ‘unsuru’ bünyesinde eşitlikçi ve barışçı şekilde barındıran ve o unsurlara kendi-özerk organları ile hayatiyet alanı tanıyan devlet biçimidir. Federalizmin bölünme sürecini hızlandıracağı fikrinin temeli yanlış zeminde kurulmaktadır. Eğer ki federal yapı içerisinde bulunan federe yapılar ve farklılıklar, kendilerini öteki olarak görmezler ve diğer federe unsurlarla eşdeğerde oldukları hissiyatını edinirlerse, federal yapının parçalanması veya zayıflaması çok zor olur.

Federalizm ve Liberalizm

İleri sürdüğüm bu görüşe karşı gelmek isteyenler derhal SSCB, Çekoslovakya, Yugoslavya, Macaristan, F. Almanya gibi örnekleri emsal olarak öne süreceklerdir. Ancak federal yapısı parçalanan bu emsal devletlerin tamamı, insan hak ve hürriyetlerini reddeden; birey self-determinasyonuna karşı çıkan; mülkiyet hakkını gasp eden; çalışma özgürlüğünü önemsemeyen; zenginleşmeyi ahlaksızlık olarak gören ve bu yolla federe unsurları fakirliğe, yani federal yapının lûtfuna mahkûm ederken, federal yapıyı zenginleştirip, hantallaştıran ve federe unsurların üzerinde nüfuz sahibi yapan sosyalist yönetimlerce idare edilmeye çalışılmıştır. Doğal olarak da bu ülkelerdeki federalizm denemeleri başarısızlıkla son bulmuştur. Çünkü federalizmin, sosyalizmle bünye olarak, öz olarak uyuşması nâmümkündür. Hatta daha ileri giderek, ‘federalizm, liberal odaklı bir yönetim ile kaynaştırılırsa, en başarılı devlet biçimidir’ diyebilirim. Zira federalizm, kendi yaşamının devamı için mülkiyet hakkı başta olmak üzere, tüm birey hak ve hürriyetlerinin önemsenmesi ve korunması gereken bir devlet biçimidir.

Federalizmde, âdemi merkezi yönetim esastır; federe unsurlar kendi haklarındaki kararları kendileri almaktadırlar ve bu özelliği ile birey self-determinasyonu ön planda tutulmaktadır. Federe unsurların, kendi kaderleri hakkında karar alabilme; yaşamsal sorunlarına öz kaynakları ve organları ile çözüm üretebilme yetkilerinin ve yetilerinin bulunması, federalizmde demokrasi uygulamasını, ancak minimal devletlerde mümkün olabileceği tahayyül edilen ‘doğrudan demokrasi’ uygulamasına yaklaştırırken, aynı zamanda liberal demokrasinin en önemli gerekliliği olan, çok sesliliğin de önünü açar.

Özerklik ve ‘Anayasal Demokrasi’

Federalizmde, devlet erkleri ve görevleri, federe unsurlar üzerinde dağıtılmıştır. Yani federe yapılar özerktirler. Fakat özerklik federe unsurlara, federal devletin bahşettiği bir hak ya da yetki olmayıp, federe unsurların kendi halkından aldığı bir egemenlik yansımasıdır. Özerklik ile anayasal demokrasinin hayatiyet şartı olan ve üniterizmde sadece ‘kuvvetler ayrılığı prensibi’ ile sağlanmaya çalışılan, devlet gücünün sınırlandırılması ve dağıtılması gereksinimi, federalizmde çok yönlü olarak sağlanmaktadır. Yani federalizm ile gerçek manada anayasal demokrasinin uygulama alanı genişlemektedir.

Küçültülmüş, ama işlevselleştirilmiş devlet

Federalizm, devletin küçültülmesi fikri ile de uyuşmaktadır. Her ne kadar federal yapı, üniter devletin oluşturduğu yapıdan büyük ve geniş gibi gözükse de, görünürde yaşanan bu yanılsama, federalizmin küçük devlet ideali ile barışık olduğu fikrinin yanlışlığına delil olamaz. Çünkü üniter devlet, çoğu zaman ülkeyi merkezi yönetim ile yönetmekte ve devlet içerisindeki bütün unsurları yekpare bir yapıda ele almaktadır. Bu yanlıştır. Günümüz toplum yapıları düşünüldüğünde, ulaşımın ve etkileşimin artık bu kadar kolay olduğu bir dünyada, yekpare bir toplum yaratma fikri realist değildir. Dünyanın hangi toprak parçasını ele alırsanız alın, o topraklarda yaşayan insanların homojenik özellikler arz etmediğini göreceksinizdir. Hal böyle iken, yani sihirli bir değnek ile toplumlar bugünden yarına homojenik bir yapıya dönüştürülemeyecekken, bir devleti, içerisinde barındırdığı bütün farklılıkları görmezden gelerek, tek bir yapıdan ve ideolojiden yönetmeye kalkmak, baskıcı bir rejimin kapılarını aralamak sonucunu doğuracaktır. İşte üniterizmde merkezde toplanan ve çoğu zaman tepeden inmeci ve baskıcı özellik arz eden yönetim tekeli, federalizmde federe unsurlarla paylaşılarak, devletin (yönetimin) küçültülmesi ve aynı oranda da işlevselleştirilmesi sağlanmaktadır.

Yasama, Yürütme, Yargı

Federalizmde, devletin erkleri, federe yapılarla paylaşılmaktadır. Yani her bir federe yapının kendi yasama, yürütme ve yargı sistemi bulunmaktadır. Bu yolla bölgesel ölçekteki sorunların hızlı ve etkin bir şekilde çözüme kavuşturulması sağlanmaktadır. Ayrıca bölgesel tabanda bireysel istek ve önerilerin, değerlendirilmesi de kolaylaşmaktadır. Halk, yönetime olan tepkisini, daha hissedilir şekilde ortaya koyabilmektedir. Federalizmde yasama, yürütme ve yargı açısından ortaya çıkabilecek federal düzeydeki uyuşmazlıkların çözümü için genelde federal ölçekte yasama, yürütme ve yargı organları da kurulmaktadır. Bu şekilde hem erkler ayrılığı prensibi güçlendirilmekte, hem de anayasal demokrasi açısından kuvvetlerin sınırları daha belirgin şekilde çizilebilmektedir.

Avrupa Birliği ve Federalizm

Avrupa Birliği fikrinin temeli federalizmden etkilenerek oluşturulmuştur. Ve git gide daha da federal bir görünüm arz etmektedir. Şimdilik supra-national bir nitelik gösteriyor olsa da, hayata geçirilemeyen AB Anayasası’nın kabul edilmesi halinde AB, federalizme daha da yaklaşacaktır. Birlik vatandaşlığı ve buna bağlanan haklar; Birlik ile üye devletin yetki ve sorumluluklarının daha da belirginleştirilmesi; Avrupa Parlamentosu’nun ortak karar alıcı kurum olarak belirlenmesi suretiyle, karar alma mekanizması içerisindeki yerinin ve öneminin Konsey ile eşitlenmesi; Birlik organlarının ortak dış politika konusunda yetkilerinin artırılması; Avrupa Parlamentosu’ndaki temsiliyet sorunun giderilmeye çabalanması, ulus-üstü bir hukuk sistemi ile yargı organının bulunması gibi temel özellikleri nedeniyle AB Anayasası, AB’yi federalizme daha da yaklaştıracaktır.

Son Güncelleme ( Pazar, 01 Şubat 2009 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans