|

Kafalar karışmış, dumanlı, gündem yoğun , bizim gibi yazı yazan insanlara bolca malzeme var... Geçenlerde, Penguen dergisinde bir karikatür gördüm, gülmekten yerlere düştüm... Şunu söylüyordu karikatürdeki adam karşısındakine: "Gazze'de yaptığımız araştırmada çıkan krokiye göre Nazım Hikmetin mezarı buradaymış, burayı kazacağız." 2. Adam da mealen: "iyice gündemin içine ettiler" diyordu. Bu ülkede birileri bir şeylerin içine etmeye başladı... Onlara geçmeden önce... Ergenekon meselesi her zamanki gibi gündemin ilk sırasında.... Zaten öyle de olmalı... Hep söylediğim gibi: "Şeffaf Devlet İdeali", herkesin olduğu gibi benim de rüyam... Gözaltına alınanlar ne kadar saygınmış filan kimseyi ilgilendirmez... Alınabilirler ! Fakat...
Daha gözaltına alınmayanların, bazı köşe yazarcıkları tarafından önceden şıppadanak bilinmesi, bazı sorgulamaların bazı medyacıklar tarafından yayımlanması, hazırlanan iddianamecikte, şüphelilerin bütün özel yaşamlarının çarşaf çarşaf yer alması, yıllar sonra, bugünlere doğru bakıldığında bilmem ki nasıl hatırlanacak... Gündem yoğun demiştik... O zaman, vizyona yeni giren sinema filmi, Güz Sancısından da bahsedelim... 6-7 Eylül (1955) olaylarından bahsediyor... Meseleyi bilmeyenler için kısaca aktaralım... Türk dışişleri, Kıbrıs meselesi için, İngilteredeyken, 6 Eylül sabahı radyolar: Atatürk'ün Selanikteki evinin bombalandığını haber verdiler... Ardından, başta İstanbul olmak üzere yurdun çeşitli illerindeki Rumların, evleri, dükkanları yağmalandı, feci saldırılar düzenlendi... Tabi bir gece önce, bütün Rumların evleri işaretlenmişti... ("Birileri" tarafından) Özetle, "Güz Sancısı" bu olayı işliyor ve çok hayırlı bir iş yapıyor... Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök te, "Kapı İşaretleyen Çapulcular" diye başlık attığı yazısında gammazcılığın aşağılıklığından dem vuruyor haklı olarak... Ergenekon gözaltıları öncesi, bazı tutuklanacak kişileri, tahmin eden köşe yazarcıklarına da üstü kapalı, "çapulcu" diyor haklı olarak... Bu meselede sonuna kadar Özkök'e hak veriyorum... Amaaaaa... Madem Türkiye'yi temizlemeye karar verdik, o zaman herkes kendi kapısının önünden, evinin içinden başlasın temizliğe... Ne dersiniz ? Mesela, Hürriyet Yazarı Soner Yalçın'ı ele alalım... Kendisi, adam fişleme, hedef gösterme, gammazcılık konularında master sahibi bir yazarcıktır... Fikirlerini beğenmediği köşe yazarlarını, işadamlarını, gazetecileri; "sabetaycıdır", "masondur" diye yaftalamak bu arkadaşın en temel özelliğidir... Öyle değil mi ? Aaa, elbette Yalçın Küçük'ü unutmak olmaz... Kendisi, adam fişleme konusunda bir dehadır ve saçmalıklarına bir çok vatandaşı da inandırır... Bir günden bir güne, yahu Soner Yalçın sen napıyorsun ? Ya da, Yalçın Küçük Hoca ispatla bu iddialarını ! diye karşılarına dikilen oldu mu ? Ne de olsa onlar, yaygın görüş(Kemalist) sahibi arkadaşlardır ve yalan yanlış fişlemeleri de kabul görür... Öyle değil mi ? Ne zaman ki, görüşü ne olursa olsun, gammazcılığa, fişlemelere karşı durulur, kendi cenahındakine göz yummalar biter ve bu anlamda her birey ilkeli bir duruş sergiler, işte o zaman Türkiye'de Hrant Dink, Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Adnan Kahveci ve daha bir çok asli faili meçhul dramları yaşamayız... Hadi hep beraber çapulculardan arınmış Temiz Türkiye'ye...
|