Liberal Diye Kime Denir? * Yazdır E-posta
Yazar Atilla Yayla   
Pazar, 25 Ocak 2009

http://www.lostnationtvpoliticalcartoons.com/assets/images/autogen/a_liberal400.jpg

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, geçenlerde bir Japon gazetesine verdiği demeçte Türkiye hakkında isabetli gözlem ve değerlendirmeler yaptı. Ayrıca, ideolojik kimliğiyle ilgili bir açıklamada da bulundu ve "laik bir liberal" olduğunu söyledi.

Hemen itiraf etmeliyim ki; Pamuk çapında bir ismin yıllardır kendine liberal diyenlerle ortak bir kimliği sahiplenmesi benim açımdan memnuniyet verici. Ne kadar Ortodoks olduğunu bilmediğim bir sol kökenden gelen ve ülkenin genel kültür ortamından dolayı herhalde mecburen sosyalist muhitlerde gezinen biri olarak Pamuk'un bu noktaya gelmesinden şahsım ve ülkem adına sevinç duydum.

Bunun sebebi, yaklaşık yirmi yıl önce paradigma değişikliği yapan ve ideolojik kimlik olarak liberallikte karar kılan bir akademisyen olarak liberalizmin yakın tarihi ve liberallerin kişisel tecrübeleri hakkında epeyce şey biliyor olmam. 1980'lerin Türkiye'sinde sol ve sağ kolektivizm egemendi. Bireyi ve birey haklarını öne çıkaran, anayasal demokrasiyi, sınırlı devleti, özel mülkiyet ekonomisini savunan aydınlar yok denecek kadar azdı. Hemen herkes sağcı veya solcu ama kesinlikle devletçiydi. İhtilaflar, devletçiliğin varlığı değil rengi üzerindeydi. Ana ideolojik gruplar kendi toplum projelerinin hizmetine koşulacak sınırsız bir devlet iktidarının peşindeydi. Devletçi gruplar arasındaki ihtilaf, zıt fikirliler arasındaki bir ihtilaftan çok fikir kardeşleri arasındaki bir ihtilaftı.

Turgut Özal'ın reformları devletçi siyasi ve ekonomik yapılanmada ufak tefek gedikler açmış ve zihniyet alanında kıpırdanmalara zemin hazırlamıştı, ama kendini liberal olarak adlandıran kişi ve gruplar ortada yoktu.

Medya çevrelerinde egemen olan liberalizm bilgisi de çok sınırlı ve yüzeyseldi. Dönemin egemen partisi ANAP'ın buluşturduğunu iddia ettiği gruplar arasında "liberaller"in de olduğu söylenirdi. O dönemde medya, içki içen, karısı başını örtmeyen, dinle ilgili görünmeyen kimselere liberal derdi. Ancak, "ANAP'ın liberalleri" ilan edilenlerden hiçbiri fikir olarak liberalliği benimsemiş ve bunu ilan etmiş değildi.

Liberalim! demek kahramanlıktı

Akademik çevrelerde de durum aynıydı. Üniversite hocalarının neredeyse hepsi devletçiydi. Devletçilikten şüphe eden tek tük isimler de sessiz, iddiasız, ürkek bir hayat yaşamaktaydı. O yıllarda bir akademisyenin kendini liberal olarak adlandırması bir çeşit kahramanlıktı. Hiç kimse akademik geleceğinin karartılması riskini göze almadan bunu yapamazdı. Liberal olduğunu söyleyen bir akademisyen alaya alınmaya, aşağılanmaya, ötekileştirilmeye, hatta harcanmaya hazır olmak zorundaydı.

Bugun ise, liberalizm etiketi aklandı ve itibar kazandı ve mücadele yavaş yavaş liberalizmin muhtevasına kaymakta. Liberalizm nedir? Kimlere liberal denebilir? Liberal fikriyatın olmazsa olmazları nelerdir?

Başkalaştırılan kavramın zarar vermesi


Şüphe yok ki, bazı temel prensiplerde mutlaka uzlaşmaları gerekse bile, liberaller arasında bir fikir çeşitliliği her zaman olacaktır. Başka türlü olması beklenemez. Ve, hiç kimse, engizisyon mahkemesi gibi, kimin liberal olduğunu kimin olmadığını belirleme konumunda değildir. Ancak, bu, liberal fikirlere tamamen ters düşen veya temel ilkeleri -bireysel özgürlük, bireysel self-determinasyon, özel mülkiyet vb.- reddeden kimselerin kendilerini liberal olarak adlandırmalarının kolayca ve itirazsız kabul görebileceği anlamına da gelmez.

Bu çerçevede sanırım iki temel problem alanına özellikle dikkat etmek gerekiyor. İlki, liberalizm Kemalizm ilişkisidir. İçinde bulunduğumuz yıllarda liberallerin bir anlamda Kemalizm ile testten geçtiğini söyleyebiliriz. Bana göre, Kemalist olan birinin liberal olma şansı yoktur. Liberalim diyen herkes Kemalizm'i reddetmek zorundadır. İkincisi, serbest piyasa ekonomisi liberalizm ilişkisidir. Liberal siyasi tezler artık neredeyse ideolojiler üstü -meta- tezler haline gelmiştir ve liberallere sövenler tarafından dahi savunulmaktadır. Ancak, piyasa ekonomisi için aynı şey söylenemez. Liberal siyasi tezlere dört elle sarılan birçok kimse, piyasa ekonomisini reddetmektedir. Oysa piyasa ayağı eksik liberallik topal ördek gibidir. Piyasayı reddetmek, sonunda liberalliği reddetmek anlamına gelir, zira, liberal siyasi ilkelerin uzun vadede özel mülkiyete ve serbest mübadeleye dayalı bir ekonomik sistem olmadan hayat bulması ve korunması imkansızdır. Liberaller yakın gelecekte bu hassas konu üzerine düşünmeye ve tersine iddialarla hesaplaşmaya mecburdur. Bu yapılmazsa bir süre sonra ABD'de olduğu gibi liberal olmayanlara -sosyal demokratlara ve sosyalistlere- liberal denilmesi ve otantik liberallerin yeni bir etiket arayışına çıkmak zorunda kalması mümkündür. Sadece iyi bir yazar değil aynı zamanda iyi bir pazarlamacı ve ekonomik insan haklarına -emeğinin ürünlerine ve mülkiyetine- düşkün bir yazar olan Pamuk'un piyasa ekonomisinin liberal teorideki yerini gayet iyi anlayacağından ve kabulleneceğinden eminim.

* Orjinal Adi: 
Liberal Pamuk ve liberalizmin geleceği, Zaman, 23.01.2009

 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 24 Ocak 2009 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans