| Şekilci Beyaz Türkler |
|
|
| Yazar Alper Akalın | |
| Perşembe, 18 Aralık 2008 | |
Çirkin Uslup Haklı Adamı Haksız Yapar mı?İki aylık bir aradan sonra, ilk yazımı Melih Gökçek gibi antipatik bir adamı savunmak için yazacağım aklıma gelmezdi. Ama etrafımdaki “Beyaz Türklerin”, dünkü Kılıçdaroğlu-Gökçek düellosu sonrası takındıkları klasik “elitist” tavırların haksızlığı beni çileden çıkarttı. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki, o alışılagelmiş tepkiler yeniden dile getirildi: “ Böyle başa böyle tarak”. “ İnsanlar layık olduğu şekilde yönetilir” “ Bu halka, Gökçek gibiler müstehak” Bizlere müstehak mı bilmem ama, bu sözleri dile getiren adamların başa getirdiği tarakların da ne naneler yediğini unutmadık. Mesela, Nurettin Sözen’in halim selim bir adam olması, İSKİ skandalında iç ettiği paraları kamufle edebilir mi? Ya da, dün Kılıçdaroğlu, hakikaten takdir ettiğim o beyefendi tavrıyla, tepeden tırnağa taşıdığı memur zihniyeti örtbas edebilir mi? Ya da tam tersiyle soralım; Gökçek’in o çirkin ve karşı tarafı çileden çıkaran tavırları, yolsuzluk yaptığının bir kanıtı mıdır? Türkiye’deki insanlar bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya bayılırlar. Araştırmaya gerek yok, görüntü yeterlidir hükme varmak için. Ama özellikle siyasi konularda, bu eğilim en çok beyaz Türklerde görülür. Zira demokratik seçimler sonucu gelen insanların yetkinliğini ve kalitesini beğenmeyen bir çok “laikçi” ve “elit” insan, Atatürk’ün 1925-38 arası tek adamlığını çok ararlar. “Aslında bu ülkeye bir diktatör lazım, bu koyunlara çobanlık edecek” mentalitesi, dile getirmeye utansalar da içlerinde kalmış bir uktedir. Bu yüzdendir ki, yeni açılan kavşakların ne gereği vardır, neden heryere cami yapılmaktadır, enflasyon düşse de dış borç ve işsizlik yükselmektedir, sosyal demokrat da olsalar kömür ve gıda yardımını kötülerler. Ve bu saydıkları tüm aksaklıkların, ancak ve ancak kendilerine ya da kendi seçeceklere adamlara bırakılırsa, hallolacağına inanırlar. Aslında ben de devletin park ve cami yapmasına, faizlere müdahale etmesine ve kömür ve gıda yardımlarında bulunmasına karşıyım. Benim itiraz ettiğim nokta, muhalefet olsun diye, kendilerinin baş tacı ettikleri “sosyal demokrasi” kavramınının gereğini 80 yıllık cumhuriyette en hakkıyla veren bir hükümetin yaptığı her şeye, kendi ideolojilerine ters de olsa itiraz etmeleri. Ve hatta, artık hizmetleri ya da politikaları da geçtim; bu saldırıların iyice kişiselleşmesi. Mesela, “Tayyip gibi bir adam bu ülkeye yakışıyor mu?” ya da “ Gökçeği 15 yıl boyu seçenlerin hepsi ayak takımı. Şunu da belirtmeliyim ki, dünkü Kılıçdaroğlu-Gökçek tartışmasının “konusu” itibariyle galibi kesinlikle Gökçek’tir. Üslubu bir yana bırakırsak (ki bırakalım, boşa demedik görüntüden önce içerik önemli diye), tartışma belediye tarafından alınan “doğalgaz sayacı”nda yapılan usulsüzlüklerle ilgiliydi. Ve Kılıçdaroğlunun iddiası, İstanbul Belediye’sinde 1 e alınan sayacın Ankara’da 10 a alınması ve aradaki 9 fark çarpı toplam sayaç miktarı kadar meblanın (ki 160 milyon dolar küsur ediyor) Gökçek tarafından iç edildiği idi. Fakat, Gökçek elinde belgelerle ve sayaç karşılaştırmaları yaparak, 10 denilen meblanın aslında 2 olduğunu ve aradaki farkın da sayaçın sistem farklılığından (ki detaya girmeyeceğim; birisi bildiğiniz sayaç, birisi belediyenin tahsilatını kolaylaştıran akıllı sayaç) olduğunu söyledi. Tartışmanın geri kalan kısmında da Kılıçdaroğlu’nun bu cevabına karşılık bir cevap vermesini istedi. Kılıçdaroğlu da atmış olduğu iftiranın farkına vardı ki, konuyu “ama bu cihazların bakımına şu kadar”, “neden hep tek firma ihale almış” tarzı alakasız konulara girerek, yan yollara saptı. Amacı, efendi üslubunu kullanarak, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak isteyen bu toplumu, ne dediğine bakılmaksızın sadece görüntü itibariyle ikna etmekti. Kılıçdaroğlu da biliyordu ki, orada dillendirdiği hiçbir şeyin anlamı yoktu; hafif yumuşak bir laf salatası ve "efendi adam" görüntüsüyle kamuoyu tarafından haklı ilan edilecekti. İşte tartışmayı sırf şekil itibariyle izleyip Gökçek’e söven, Kılıçdaroğlu’nu ideal belediye başkanı gören bu beyaz Türkler, bir de kendisini bilgili halkı cahil sanmakta ki, bu beni iyice çileden çıkarmakta Demokrasinin “aşırı” genişlemesinden rahatsız ve sınırlı demokrasiye inanan bir adam olarak, demokrasiye bile tahammülü olmayan bu çelişkili, totaliter ve elitist tavrı takınan insanları, gördüğüm yerde hem ideolojik kabiliyetim, hem de beyaz Türklüğümle dövmek istiyorum :) |
|
| Son Güncelleme ( Cumartesi, 20 Aralık 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

