
Kapitalizm, kapital ve kapitalist terimleri Marx tarafından kullanıldı ve bugün çoğu insan –aynı zamanda Birleşik Devletler hükümetinin resmi propaganda birimi- tarafından hakaret içeren çağrışımlarla kullanılıyor. Oysa bu kelimeler, sürekli artan nüfusun ortalama hayat kalitesinde daha önce eşi benzeri görülmemiş yükselme gerçekleştirmek gibi bir amaca hizmet ediyor. Kapitalist ülkelerdeki modern endüstri şartlarını, az gelişmiş ülkelerin bugünkü şartlarından ayıran şey, sermaye arzının miktarıdır. Tasarruflar, gerekli sermayenin birikimini sağlamadığı sürece, hiçbir teknolojik gelişme meydana gelmez. Sermaye birikimi, vahşi mağara adamlarının güç bela yiyecek arayışını adım adım sanayinin çağdaşlaşmasına dönüştüren araçtır. Özel mülkiyet prensibi sayesinde sermaye birikiminin güvenli hale getirildiği endüstriyel yapıyı oluşturmak bu evrimin hızını belirleyen fikirleriydi. Zenginliğe doğru atılan her adım, bu birikimin bir sonucudur. Kullanımları için gerekli olan anamalları önceden tasarruf yoluyla biriktirilmemiş olsaydı, en büyük teknolojik icatlar bile neredeyse kullanışsız hale gelirdi. Girişimciler, tasarruf sahiplerince mevcut kılınan sermaye mallarını, tatmin edilmeyi bekleyen müşterilerin isteklerine hizmet etmek için kullanır. Girişimciler, teknoloji uzmanlarıyla birlikte üretim yöntemlerini geliştirmek için tasarruf sahiplerinin hemen yanında ekonomik süreç denen olaylarda aktif bir rol oynarlar. İnsanlığın geri kalanı ise kendi uğraşları ne olursa olsun hiçbir katkıları olmadan bu üç öncü sınıfın faaliyetlerinden yararlanır.
Kapitalist toplumun gelişime açık üç sınıfının –tasarruf edenler, sermaye mallarına yatırım yapanlar, sermaye mallarının kullanımı için yeni yöntemler belirleyenler- çabalarıyla mümkün olmuş gelişmelerden en çok yararlananların, toplumun en geri kalmış kısmının olması, piyasa ekonomisinin tipik özelliğidir. Nüfus artışını aşan sermaye birikimi bir yandan emeğin marjinal verimililiğini arttırır, diğer yandan ise ürünleri ucuzlamasını sağlar. Piyasa süreci sokaktaki adama, başkalarının başarısı sonucu oluşan meyvenin tadına bakma fırsatı verir. Üç sınıfın gelişime açıklığı, gelişime kapalı çoğunluğa en iyi şekilde hizmet etmeye zorlar. Herkes, kapitalist bir toplumun bu üç sınıfına dahil olmakta özgürdür. Bu sınıflar kast düzenindeki gibi kapalı değildir ve üye olmanız için üst bir makamdan verilecek veya soyunuzdan dolayı sahip olacağınız bir imtiyaza da gerekmez. Bu sınıflar bir çeşit kulüp değildir ve dolayısıyla kimse yeni gelen bir kişiyi kabul etmeme gibi bir yetkiye sahip değildir. Bir kapitalist, bir girişimci veya yeni teknolojik yöntemlerin mucidi olmak için gereken şey bir beyindir, bir de irade gücü. Varlıklı bir adamın varisi diğerlerine göre daha iyi şartlar altında işe giriştiğinden, haliyle bazı avantajlara da sahiptir. Ancak, piyasa rekabetindeki görevi için de daha kolaydır denemez, ki yeni gelen birine göre işi hem daha yorucudur hem de daha az kazançlıdır. Piyasa şartlarındaki değişime ayak uydurabilmek için mirasını baştan düzene sokması gerekir. Bu nedenle, örneğin geçtiğimiz son birkaç on yılda, bir demiryolu “imparatorluğu” varisinin karşılaşacağı problemler kamyon veya hava taşımacılığına sıfırdan başlayacak birin karışılacağı problemlere nazaran çok daha çetrefilliydi. Sokaktaki adamın felsefesi tüm bu hakikatleri olabilecek en berbat şekilde yanlış yorumlar. Ayşe teyze veya Ali amca , babasına nasip olmamış bütün bu kolaylıkları ona sağlayan bu sanayinin aslında adına ilerleme denilen bir tür sihirli sürecin sonucu olduğunu sanır. Yani sermaye birikimi, girişimcilik ve teknolojik üstünlük kendiliğinden ortaya çıkmış olan (!) zenginliğe hiçbir katkıda bulunmamış. Ayşe teyzenin veya Ali amcanın emek verimliliğinindeki artışa getirdiği bu yoruma kanacak biri varsa o da montaj hattındaki adamın ta kendisidir. Hani bu günahkar dünyada insan insanın kurdudur ya. Der ki Komünist Manifesto: “ İş dünyası kaymağını kendisine alır ve tüm harika şeylerin yaratıcısı olan el işçisine verdiği şey “geçimi ve soyunun devamı için gerekli olan”dan fazlası değildir. Sonuç olarak, modern işçi, endüstrinin ilerlemesiyle kalkınacağına, daha da çöküyor. İşçi sefilleşiyor ve sefalet, toplumdan ve zenginlikten daha hızla gelişiyor.” Kapitalist sanayi hakkında bu satırları yazanlar, insanoğlunun velinimeti ve en iyi filozoflar diye methediliyor. Evleri radyo ve televizyon setleri gibi birçok elektronik eşyayla döşeli insanlar tarafından öğretileri hayranlıkla kabul ediliyor. |
|
|