Anti Kapitalist Zihniyet (1) Yazdır E-posta
Yazar Ludwig Von Mises   
Cumartesi, 29 Kasım 2008

Orjinal Link: Mises.Org

Çevirenler: Ercan Erensayın, Ekin Can Genç


 Sıradan İnsanın Sosyal Felsefesi 

İktisadın yeni bir bilgi türü olarak ortaya çıkışı insanlık tarihinin en anlamlı http://liberte.com.tr/konsol/upload/anti_kapitalist_zihniyet.jpgolaylarından biriydi. Ekonomi bilimi, kapitalist teşebbüse zemin hazırlayarak, birkaç kuşak içerisinde tüm insan ilişkilerini daha önceki on bin yıldan daha köklü bir şekilde dönüşüme uğrattı. Doğum günlerinden ölüm günlerine kadar, kapitalist bir ülkenin sakinleri, kapitalist fikir ve eylem tarzından her dakika faydalandılar.

Kapitalizmin dünya şartlarında getirdiği beklenmedik değişikliklere ilişkin en önemli şey, onun (kapitalizmin) az sayıda yazar ve yazarların öğretilerini benimseyen daha fazla sayıda devlet adamı tarafından başarılmasıdır. Yalnızca tembel yaratılışlı kitleler değil, aynı zamanda yaptıkları ticaretle bırakınız yapsınlar ilkesini etkin kılan iş adamlarının çoğu da faaliyetlerinin esas özelliklerini kavramada başarısız oldular. Kapitalizmin altın çağında dahi sadece az sayıda insan, piyasa ekonomisinin işleyişini idrak etti. Batı medeniyeti, kapitalizmi küçük bir elit kesimin tavsiyesi ile olarak kabul etti.   

İktisat, bir taraftan doğa bilimlerinden ve teknolojiden ve diğer taraftan tarih ve hukuk felsefesinden(jurisprudence) çok farklıdır ki yeni başlayanlar için tuhaf ve iticidir. Bunun yanında, onun kendi kendine öğrenmeye dayalı fevkaladeliği araştırma çalışmalarını laboratuarlarda veya arşiv ve kütüphanelerde gerçekleştirenler tarafından şüpheyle karşılanmıştır. Onun epistemolojik fevkaladeliği, pozitivizmin dar kafalı fanatiklerine ıvır zıvır olarak görünmektedir. İnsanlar, iktisadın ne olması gerektiğine ilişkin ön yargılı tahayyüllerine uyan bilgiyi, yani fizik ya da biyolojinin mantık yapısına göre şekillenen bir disiplini bulmak isterler bir iktisat kitabında. Onlar, alışılmamış mantık uğraşıları gerektiren analiz problemleri ile ciddi bir şekilde boğuşmaktan şaşkına uğramış ve vazgeçmişlerdir.

Bu cehaletin sonucu şudur ki insanlar, ekonomik şartlardaki tüm ilerlemeleri doğa bilimlerinin ve teknolojinin gelişimine atfederler. Onların gözünde insanlık tarihinin seyrinde deneysel doğa bilimlerinin ilerlemesine ve bunun (bu ilerlemenin) teknolojik problemlerin çözümünde kullanılmasına yönelik kendi kendine işleyen bir eğilim geçerlidir.

Bu eğilim vazgeçilmezdir, o insanoğlunun kaderinin özünde vardır ve onun işleyişi, toplumun siyasi ve iktisadi örgütlenmesi ne olursa olsun geçerlidir. Onların gözünde son iki bin yılın eşi benzeri olmayan teknolojik ilerlemeleri çağın ekonomik politikaları tarafından kaynaklanmamış ve bu politikalarla kolaylaşmamıştır. Teknolojik ilerlemeler klasik liberalizmin, serbest ticaretin, bırakınız geçsinler prensibinin ve kapitalizmin bir başarısı değildi. Anti-kapitalistler, bu yüzden, toplumun ekonomik örgütlenmesinin diğer sistemlerine kapılırlar.

Solcuların idealleri birbirinden birçok açıdan farklıdır. Ama bir hususta hemfikirdirler. Hepsi de maddi ilerlemeleri kendi kendiliğinden gerçekleşen bir süreç olarak görürler. Amerikalı bir sendika üyesi yaşam kalitesinin, kendiliğinden bu standarda ulaşmış olduğunu sanır. Önceki nesillerin en zenginlerine bile ve hatta günümüzde Amerika’da yaşamayan birçok insana nasip olmayan refah düzeyine sahip olmak kaderinde varmış sanki. “Amerikan tarzı hayat” dediği şeyin ortaya çıkmasında büyük sermayeli ticaretin “güçlü bireyselciliği”nin bir rol oynamış olduğunu fark etmez bile. Onun gözünde “yönetim kurulu”, onu doğuştan gelen haklarından mahrum etmekte kararlı “sömürücüler”in insafsız iddialarını temsil eder. Tarihin evriminde, emeğinin verimliliğini sürekli artışı yönünde durdurulamaz bir eğilim var, diye düşünür. Tabii bir de, bu iyileşmenin meyveleri de kendi şahsına hastır. Kapitalizm çağında, imalat sanayileri tarafından üretilen ürünlerin değerinin istihdam edilen işgücüne oranının artış eğiliminde olması onun sayesindedir.

Aslında, emeğin verimliliği denen şeydeki artışın sebebi daha iyi araçların ve daha iyi makinelerin kullanılmasıdır. Eskiden henüz kapitalistleşmemiş esnafın imalathanelerinde yüz işçinin ürettiğini artık modern bir fabrikada yüz işçi birim zamanda ikiye katlıyor. Bu iyileşme işçinin daha üstün ustalığına, becerisine veya uygulamasına bağlı değildir. (Ortaçağ zanaatçısının ihtiyaç duyduğu ustalık düzeyinin, günümüz fabrika işçilerinin çoğununkinden hayli yüksek olduğu da bir gerçektir.) Bu iyileşmenin asıl sebebi, daha fazla sermaye birikimi ve yatırımın bir sonucunda mümkün olan daha verimli araçların ve makinelerin kullanımıdır.

 

Son Güncelleme ( Cuma, 28 Kasım 2008 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans