| Hayalle Gerçek Arasındaki Fark |
|
|
| Yazar Öner Bulut | |
| Perşembe, 27 Kasım 2008 | |
|
Kendi yaşamlarını, liberalleri viran etmek üzere adamış sosyalist güruha cevap vermek adına, yeni yazı dizimin arasına bu yazıyı sıkıştırma gereği hissettim…
Sosyalizm beceriksizlerin, tembellerin ve kör inançlıların temayül ettiği bir fikriyattır. Çalışmak, daha çok çalışmak, kendin için çalışmak, daha iyi yaşamak için çalışmak, ama özgürce ve istediğin şekilde çalışmak sosyalistlere yabancıdır. Onlar biz beceriksiziz, merkezi otorite çalışma şartlarını belirlesin, sermayeyi o düzenlesin, kazancı o dağıtsın derler. Onlar biz tembeliz, para kazanmak istiyoruz ama çok çalışmak istemiyoruz, az çalışalım, karnımızı doyuralım, daha fazla kazanma şansımız olmasa da, yaşam kalitemizi artırma olanağımız bulunmasa da bu bize yeter derler. Onlar, bir tek örnekten yola çıkarak, “devlet müdahalesi, bireyi zenginleştirir” diyecek kadar da tuhaf fikirlidirler. Çünkü asırlardır başarısız sosyalizm uygulamalarının gerçeklikleri, biz liberallerce suratlarına tokat gibi çarpılmaktadır her zaman. Onlar “Çin komünist değildi” diyecek kadar tarihi gerçekliklerden yoksun zavallılardır. Onlar, utanmasalar “Mao Zedong kapitalistti zaten” diyecek kadar beyinleri uyuşmuş, pelte kıvamına gelmiş kuru kalabalıktırlar. Onlar, tarihin en kanlı ve başarısız yönetimi ile yönetilen “SSCB’de sosyalizm hiçbir zaman tam manası ile uygulanmadı ki ama”, “SSCB’nin uyguladığı vahşi yönetim sosyalizme mal edilemez” safsatalarıyla, bizi uyutacaklarını sanan kurnaz saflardır. Onlara, göre Karl Marx bir komünizm tarifi yapmıştır, bu tarif ve tanım üzerine eleştiri getirilemez. Marx dede ne diyorsa, doğru diyor! Onlar, Marx’a tapınacak kadar, kör inançlılardır, ama inanç hürriyetini, insan hürriyetinden saymayacak kadar da geri kafalıdırlar. İşlerine geldiğinde, pozitif hukuk en büyük kurtarıcılarıdır. İşlerine gelmiyorsa, kanunlarda yazılanlar, onlara göre uyulmaması gereken saçmalıklarıdır. Onlar, din ve vicdan hürriyetinin tezahürü olan her şeyi, devlet açısından tehdit görürler. İnsanları kendi kendilerine karar alamayacak zavallı yaratıklar sanırlar. Birileri insanların yerine karar alması gerekir, onların inandıkları değerlere göre. Eğer insanlar bir dine inanıyorlarsa, insanlıktan çıkmışlardır. Onlar artık, dogmaların güdümündeki kuklalardır. Bunları düşünen sosyalistler, kendi klişelerini bir dua gibi tekrarlamaktan ve Marx’a bir tanrı gibi tapınmaktan vazgeçmezler. Onlar kendileri gibi düşünmeyenlerin tamamını, alaşağı edilmesi gereken alçaklar olarak düşünürler. En büyük alçaklar liberallerdir, onlara göre. Ellerinden gelse bizleri bir kaşık suda boğacaklarıdır. Hem cahilizdir, hem buna rağmen cesaretliyizdir, hem de üslupsuzudur onların gözünde. Ama kendi üslupsuzluklarını ve saygısızlıklarını görmezler hiçbir zaman. Hatta bilmezler ki, bizim üsluplarımız, onların üslupsuz ve saçma yorumlarına cevap verirken bozulur hep. Onlar, köhnemiş, tarihin tozlu raflarına kaldırılmış, asla başarılı örnekler vermemiş ve sınırlı da olsa günümüzdeki örnekleri de başarısız olan, sosyalist düzeni, dünyayı kurtaracak düzen olarak lanse ederler. Biz liberalleri de romantik olarak suçlarlar. Hiçbir zaman kendi romantizmlerini dile getirmezler. Komünizme giden sürecin her aşamasına nüfuz eden devleti, komünizm sayesinde yok edeceklerini düşünecek kadar romantiklerdir hem de. Velhasıl kelam, sosyalistler ve liberaller arasındaki fark, hayalle gerçek arasındaki fark kadardır. |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 26 Kasım 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

