Kamusal Gaspın Somut Hali Vergiler Üzerine Kısa Bir Açıklama Yazdır E-posta
Yazar Soner Hoca   
Salı, 25 Kasım 2008

Son yazımda finansal piyasalara müdahale eden kamu otoritelerini sorgulamış ve satır arasında “Devlet müdahalesi iyi birşey ise neden müdahale oranını arttırdığımız ülkeler, müdahale oranı düşük ülkelere göre daha düşük hayat standartlarına sahip?” sorusunu sormuştum.http://www.fourletterword.org.uk/WELFARE%20STATE.jpeg

SiyasetKahvesi.com ’dan Ceyhun bey ise bana hitaben yazdığı yazısında, ‘egemen-liberal görüş’ olarak nitelendirdiği ve “Vergi oranı arttıkça büyüme kötü yönde etkilenir, vergi oranı azaldıkça ise büyüme artar” söylemine çeşitli grafikler ve argümanlarla karşılık vermiş. İsveç’in yüksek vergili fakat refah seviyesi yüksek modelini de örnek göstermiş. Çok kısa bir açıklama yazısı ile sözkonusu karşı-argümanları ve düşünceyi irdelemek istiyorum zira ‘vergilerin az olması gerektiği’ne dair uzun bir ikna makalesine girişmeyi anlamlı bulmuyorum. Bunun için bulunduğunuz çevreyi, esnafın, sanayicinin nasıl  ekonomik davranışlar sergilediğini objektif bir gözle incelemek yeterli olacaktır.

  Bu kartpostal, refah devletinde ayakta kalmaya çalışan bir aileyi tasvir ediyor.

Baştan belirtmeliyim ki, kamu otoritesinin müdahale alanı sadece vergilerle sınırlı değildir. Fakat elbette vergi oranıyla oynayarak ekonomik canlılığa yol da verebilirsiniz, onu tamamen yok da edebilirsiniz. Örneğin vergi oranını %100 yaptığımız zaman hiçbir ekonomik kıpırtı olmaz.

Ancak ‘kamu otoritesinin müdahale alanı’ dediğimiz zaman bunun içine mülkiyet haklarından, iş kurma hürriyetinin önündeki engellere, bürokrasiye, emek maliyetlerine, finansal özgürlüklere, gümrük kota ve tarifelerine vs…kadar geniş bir yelpazeye sesleniyoruz. Vergi ise bu geniş yelpaze içerisindeki ayaklardan sadece biridir.

Ekonomi çok değişkenli-kompleks bir yapıdır. Tek bir değişkeni alıp matematiksel hesaplara girerek birçok şeyi ispat da edebilirsiniz, inkar da…Ceyhun bey’in kendi özel olarak seçtiği ülke ve yıllara karşılık bende ülkeler ve yıl dilimleri seçerek (örn. 80′lerin İran, Fas, Zambia, Tanzanya, Gana, vs..gibi ülkelerin vergi ve büyüme oranlarıyla aynı dönemdeki Hong-Kong, Singapur, Malezya, vs..gibi Asya-Pasifik’te yer alan vergi oranı düşük ülkeleri karşılaştırarak) ezber bozucu rakamlar verebilirim.

‘Egemen-Liberal Görüş’ olarak nitelendirdikleri fikirlere karşı çıkmak adına devletin ekonomideki ağırlığından memnun olan benzer zihniyetler hemen her tartışmada sıkça İsveç’in yüksek vergili refah ekonomisini de örnek gösterirler. Ceyhun bey de beni şaşırtmadı. Fakat ben onun aksine İsveç’in yüksek vergiler dolayısıyla refah seviyesini yükselttiğine değil (zaten mantığa aykırı bir durum), sözkonusu yüksek vergilendirmeye ‘rağmen’ geliştiğine inananlardanım. Tabii bunun için ciddi bir rapor olan Ekonomik Özgürlük Endeksi’ni(vergi dışındaki etkenler) gereksiz derecede alaya alarak ‘bakmak’ yerine samimi ve detaylı bir şekilde incelemek gerekiyor.

Son olarak, vergi oranı arttıkça, kazancınızdan devlete giden pay artar, size kalan pay azalır. Yüksek vergilendirmeler bireylerin çalışma heveslerini azaltır. Bu yadsınamaz bir gerçektir. Zaten aksi olsaydı emin olun bütün devletler vergi oranlarını %100′e yaklaştırmak için ellerinden geleni yaparlardı. Şükürler olsun ki doğa buna izin vermiyor ve daha büyük ‘yasal gasp’larla karşılaşmıyoruz. Vergi oranlarının 0′a yakın olduğu, ürettiğimizin çoğunluğunun bize kaldığı, yaratanlardan tembel ve asalaklara haksız servet transferlerinin yapılmadığı bir dünyayı birgün görmek umuduyla…
Son Güncelleme ( Salı, 25 Kasım 2008 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans