| Obama Geldi Dertler Gitti (mi) ? |
|
|
| Yazar Öner Bulut | |
| Perşembe, 06 Kasım 2008 | |
|
Aşağı yukarı bir senedir devam eden ve tüm dünya gündemini meşgul eden ABD başkanlık seçimleri 5 Kasım sabahı nihayete erdi. Amerikalı seçimini yaptı ve yıllardır sosyal hayatın her alanında ırkçı muamelelere maruz kalan siyahi ırktan birini Beyaz Saraya gönderdi. Obama aday adayı olduğu andan itibaren, tüm dünyada değişimin ve olumlu manada dönüşümün simgesi haline getirildi. Her anlamda farklılıkların (en genç başkanlardan biri) ve ilklerin (ilk siyahi başkan) başkanı olacak Obama’dan beklentiler de tabii ki doğru orantılı olarak arttı. Medya, sanat, spor ve iş çevrelerinin hemen hemen tamamı Obama’yı destekledi. Obama da bu desteğe karşılık vererek spektaküler ve farklı görünmeye çabaladı. Seçim meydanlarında ve TV’lerde verdiği vaatler ve yaptığı söylevlerle aslında tutucu sayılabilecek derecede farklılaşmaya kapalı olan Amerikan halkını (dört sene önceki seçimlerde, George Bush’u tekrar başkan seçerek bu iddiamı kanıtlamışlardı) etkileyerek önce benim başkan adayım olan demokrat Hillary Clinton’u, sonra da Cumhuriyetçi John McCain’i saf dışı bıraktı. Ne yalan söyleyeyim, başkanlık koltuğu için benim tercihim, Hillary Clinton’du. Medya’nın verdiği güçlü destek ile her daim meydanları dolduran (Almanya’da bile 200 bin kişiye hitap etti) Obama’ya bir türlü güvenemedim. Bana fazlaca içi boş ve kimi zaman imkansız, popülist vaatler verir gözüktü.Artık olan oldu ve Obama dört yıl boyunca ulusal ve uluslararası alanlarda, ABD siyasetinin baş aktörü olacak. Bizi ilgilendiren kısmı ABD’nin uluslararası siyaseti. Yazımın geri kalan kısmını da buna ayıracağım. *** Obama ile gerçekten de tüm dünyada pozitif manada bir değişim yaşanacak mı? İnsanlık Obama’nın gelişi ile mutluluğa ve huzura kavuşacak mı? Bush’un ABD’sinin yaktığı ateşler, Obama’nın ABD’si tarafından bir bir söndürülebilecek mi? Ben emin değilim… Yaptığı olumlu vaatleri, olumsuz vaatleri ile eradike eden Obama’nın hangi vaatlerine sadık kalacağı sorusu Obama konusunda kafamda kuşku uyandırmaya yetiyor. *** Obama, Irak’tan asker çekmeyi vaat etmişti. Ama bu vaadi somutlaştırmaktan daima kaçınmıştı. Obama artık başkan sayılır. İnsanlar “Hatice’yi değil neticeyi görelim” diyecek. Bakalım ne kadar sürede, kaç Amerikan askeri Irak’tan çekilecek? Irak’tan asker çekmeyi çok rahat bir şekilde dile getiren Obama, Irak’ın geleceği ve yönetimi konusunda ise asla açık bir öneri sunmadı. Irak, Iraklıların inisiyatifine bırakılacak mı? Yoksa ABD, bir şekilde Irak üzerindeki etkinliğini açıktan açığa devam ettirecek mi? Irak’tan asker çekme vaadi ile anti-militaristlerin gönlünü çelen Obama, bu askerlerin bir bölümünü, Afganistan ve Pakistan’a kaydırmayı düşündüğünü de vaatleri arasına sokarak çelişkili davranmıştı. Afganistan ve Pakistan’daki ABD askerlerini artırma vaadine gerekçe olarak, asker azlığı nedeni ile bölgede yükselen Taliban etkinliğini gösteren Obama, Irak’tan asker çektikten sonra oluşacak boşluktan yararlanmak isteyecek El-Kaide ve PKK konusunda ise somut öneriler getirmedi. İran ile önkoşulsuz müzakere edebileceğinin sinyallerini veren Obama, aynı zamanda İran’ın nükleer enerji kullanımını asla kabul etmeyeceğini söylerken, nükleer enerji kullandığı aşikar olan Rusya ve Kuzey Kore gibi ülkelere karşı tutumu konusunda da pek renk vermedi. İsrail’in güvenliğini önemsediğini ve İsrail’in bu konudaki politikalarını desteklediğini her platformda dile getiren Obama, kendi topraklarında işgalci ve terörist konumuna düşen Filistin halkının güvenliği, refahı ve geleceği ile İsrail devletinin saldırganlığı konusunu ise daima es geçti (Galiba Obama da Filistinlileri terörist, İsraillileri gariban mağdurlar olarak görüyor). Kıbrıs sorunu konusunda, Kıbrıslı Rumları mutlu edecek açıklamaları yapmayı üzerine bir borç gören Obama’nın, en az Rumlar kadar Kıbrıs üzerinde hak sahibi olan ve geçmişteki yaşanılan acılar nedeni ile Rumlara karşı güven sorunu yaşayan Kıbrıslı Türklerin gelecekteki durumu konusunda bir politikası olup olmadığı meçhul. Ermenistan soykırımı meselesini, oy avcılığına alet ederek, Ermeni seçmenlere hoş görünen Obama, Fransa’nın Cezayir’de, Sırbistan’ın Bosna’da, Ermenistan’ın Karabağ’da, Rusya’nın Çeçnistan’da, Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı soykırımlarda da aynı tavrı gösterebilecek cesarete sahip mi? *** Obama’nın bir enkaz devraldığını kabul ediyorum. Ama Obama bunu biliyordu ve hatta Obama’nın yolunu Bush’un neden olduğu bu enkaz açtı diyebilirim. Obama’nın uzun yıllar boyunca giriftleşen bu sorunları dört senede çözüme kavuşturmasını beklemek tabii ki haksızlık olacaktır. Ama en azından uygulayacağı uluslararası siyaset ile Obama, tüm dünyaya değişimin öncüsü olduğunu ispatlamak zorunda. Tüm insanların beklentisi bu. |
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 05 Kasım 2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|


