Din Üzerinden Güç ve Takva Sahibi Yazdır E-posta
Yazar Kürşat Çetinkoz   
Salı, 04 Kasım 2008

http://www.mmoistanbul.org/site/ProdImages/takva.jpg

Türkiye’de gazetelere, televizyonlara hatta meclise baktığımız zaman Türkiye’nin Müslüman nüfusu için üç ayrı görüş görüyoruz. Bunlardan birincisi Diyanet / Sünni-Hanefi görüş. Bu görüş söz konusu Müslümanlıksa bunu yaşamanın yolu devletin elinden Sünni-Hanefi yoruma göre yapmak gerekir. “Camiiler temelde bütün Müslümanlar içindir girsinler ibadet etsinler”  derler ama imam kürsüye çıktığı zaman cemaate sadece Sünni yorumla hitap eder. Aynı kişiler bunu yadırgamaz hatta eleştirdiğin zaman sana kâfir gözüyle bakarlar.

İkinci grupsa Alevi/Şii gruptur. Temelde görsel olarak ilk gruptan farklıdır. Kendilerine aydınlık payesi vermişlerdir. Tek isteklerinin temel hakları olan Cemevleri’nde ibadet etmek olduğunu söyler ve buraların devlet tarafından resmen ibadethane olarak tanınmasını isterler. Temel istekleri aslında bu değildir, tıpkı ilk grup gibi, ilahi bir dine yakışmayan güce sahip olma isteğidir. Aydınlık ve Laiklikle sorunum yok yalanı kurda kuzu postundan başka bir şey değildir.

Üçüncü grup ise tarikatlardır. Bunlardan kimisi bin yıla yakın tarihi geçmişi ve geleneği olan temelde siyasetle değil bireysel kurtuluşu hedefleyen oluşumlardır. Kimisi ise siyaset ve devlet yönetiminde söz sahibi olma temelinde hareket eder. İkisi de birilerini bir oluşumu bireyle Allah arasına koyarak ama devlet yoluyla ama başka yollarla birey üzerinde güç sahibi olmak isterler. 

Tüm bu grupların asıl amaçları diyanette masa kapıp devletten din adamı maaşı aldıktan sonra ailesi falanca mezhepten olan olduğu için o mezhebi sorgusuz sualsiz kabul etmiş insanların üzerinde güç/iktidar sahibi olmaktır.

Din insana git ve benim adıma güce sahip ol demez bunu insan içindeki habis ruhla böyle anlamak ister. Güce sahip olma isteğini yüce bir referansla yaparsa bu gücün elinden alınması olasılığının daha düşük olacağını bilir. O yüzden özgürlükçü yerine baskıcı yorumları tercih ederler.

Peki, İslam’da mezhep veya tarikat dışında din yaşanamaz mı? Tabii ki yaşanır. Meshepsiz, tarikatsız maaşlı din adamları olmadan da yaşanır. Zira İslam’ın ilk 100 yılında ne tarikat vardı ne de mezhep. Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin yaşadığı İslam’da mezhep yoktu. Şimdi de olabilir. Yeter ki dinin siyasetten arındırılması istensin.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 03 Kasım 2008 )
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
design by macroajans